Gürbüz ÖZALTINLI
Gürbüz ÖZALTINLI

Gazete: Serbestiyet.com

Başbakan ve medyası

  • 31.01.2012 00:00

Benim yazı günüm salı. Salı günleri, aynı zamanda partilerin Meclis gruplarının toplandığı gün. Her salı, meraklıları, liderleri televizyon kanallarından canlı izliyor. Bazen ben de izliyorum. Sadece Erdoğan’ı. Geçtiğimiz salı da izledim. Sağlığı iyi gözüküyordu. Azarlayan sesi, sert sözleri, eleştirileri küçümseyen mimikleri iyileştiğini haber veriyordu. Allah uzun ve sağlıklı bir ömür versin.

Biliyorsunuz bizim ülkemizde bir bilginin, bir duygunun yaşayabilmesi için bir hafta uzun bir süre. Erdoğan, geçen hafta kendisini dinlerken bende duygular yarattı. Yüksek sesle söylemek istediğim; kimse duymasa, aldırmasa da, söylemekten alıkoyamayacağım duygular.

Başbakan 24 ocak salı günü konuştu. Uludere katliamı 28 Aralık 2011 tarihinde gerçekleşti. Aradan yirmi beş gün geçmiş. Otuz dört insanın paramparça edilmiş olmasının geride bıraktığı keskin acının yatışması için çok az bir süre. Felaketin nasıl gerçekleştiğinin, sorumlularının kimler olduğunun aydınlatılması için ise oldukça uzun bir süre. Başbakan kürsüde olayın nasıl olduğuna ilişkin en küçük bir bilgi vermiyor. Neden bir bilgi vermediğini, ya da veremediğini açıklama gereği de duymuyor. Tazminat ödeyeceklerini söylüyor. Konuşmanın büyük bölümünde biz Başbakan’dan, BDP’nin kan üzerinden siyaset yaptığını, yaşam hakkını yok saydığını, Kürt gençlerini göz kırpmadan bilerek ölüme gönderdiğini, sahte yaslarla bizleri kandırmaya çalıştığını dinliyoruz...

Bu siyaset denen “iş” nasıl bir şeydir? Bu rekabet ruhu nasıl bir duygusal buzlaşmadır?

İnsaf! BDP’yi beğenmeyebilirsiniz. Sertlik ve burun sürtme politikasına onay vermiş olabilirsiniz. Kürt milliyetçiliği ile ölümüne bir rekabete de soyunmuş olabilirsiniz. Hepsini anlarım. İyi de; ortada sizin hükümetinizin başında olduğu bir devletin yok ettiği 34 Kürt’ün hayatı var. Çok ağır bir suçtan söz ediyoruz. Bir hesap vermek gerekmiyor mu? Bu hesap verilmeden Kürt siyasetçilerine en ağır sözlerle saldırmak hangi hakkaniyete sığar? Bu kafayla Kürt barışı sağlanabilir mi? Sizin, Meclis’e Kürt oylarıyla, seçimle gelmiş Kürt partisine ağzınıza geleni söylemenizin zamanı mıdır, yoksa, olayın beraber araştırılıp aydınlatılmasını onlara teklif edeceğiniz günler midir bu günler? Çok naifim değil mi? Siyasetin soğuk yüzünü, Ortadoğu’nun hain, zalim derinliğini hiç bilmiyorum değil mi? Onu da değerli medyanızdan öğreneceğim...

“Türkiye’nin en iyi gazetesi” sustu, sustu, sustu ve cumartesi günü siyah üzerine sarı nal kadar puntolarla manşetten “Uludere’ye girdi”: “Özel haber”, “Uludere’de PKK ötesi güç var”...


Sabah
, başbakanlığa sunulan rapora ulaşmış. Bravo. Biz hep MİT basına sızar zannederdik. Basın da bir yerlere sızıyor anlaşılan. Rapor Sabah’a değil, Sabah rapora ulaşmış. İyi olmuş. Peki, Başbakanlığa sunulan ve kazık kadar puntolarla manşete taşınan bu raporu kim hazırlamış? Belli değil (!) Peki, rapora göre Uludere’de “n” olmuş? “Çıplak gözle bakıldığında kaçakçıların bombalanması” gibi gözükse de çok daha derinmiş olanlar. “N”asıl olmuş? O da yok. “N”eden olmuş? “Özel haber” bunu da yazmamış. Gelelim “k”imin yaptığına... PKK ötesi güçler varmış işin içinde. PKK’yı kullanmışlar. Türkiye tuzağa düşürülmüş. Bölgede bu nitelikte ve ölçekte bir olay tasarlayacak iki ülke olduğu belirtiliyormuş raporda. Bu ülkelerin hangileri olduğu ya Başbakan’ın ferasetine bırakılmış, ya da raporda yazılmış ama gazete belirtmeyip bizim ferasetimize bırakmış.

Nedir şimdi bu? Haber öyle mi? Hem de en “özel”inden... Sağol, Türkiye’nin en iyi gazetesi.


“Haber” 
diye sunulan masa başı metni kaç kuşun peşinde; bu benim amatör dünyamı aşar, ama üzerinde düşünmeye değer.

Şöyle okuyorum: Önce bize deniyor ki; bu olayda içeride büyük temizlikler, sarsıcı hesaplaşmalar bekleme. Adres, dış güçler ve kullanılan PKK.

Sonra; (muhtemelen) hükümetin Ortadoğu politikaları üzerinden bir verim bekleniyor bu“haber”den.

Bir de sanırım, içerideki bir gerilim hattına dönük yanı var “haber”in. PKK’nın savaş zorlaması sonrasında, Kürt politikasında hükümete “topyekûn savaş stratejisini” sunan çevrenin Uludere olayından MİT’i sorumlu tuttuğu meçhul değil. Uludere vesilesiyle bir MİT operasyonu yapmanın yolunu zorladılar. Başbakan refüze etti. Bu ayrışmanın izleri var sanki “haber”de. Deniyor ki, bu olay PKK’ya yaramıştır, PKK hükümeti adım adım “güvenlikçi paradigmaya mahkûm etmek istemektedir”. Herhalde bu “metni” yazanlar, hükümeti güvenlikçi paradigmaya yöneltenlerin tamamından heberdardır. Ayrıca bu “raporda”, koruculuğa son verilmesi, köy boşaltmalarda zarar görenlere tazminat ödenmesi, yayla yasaklarının kaldırılması gibi altı ılımlı öneri de yer alıyor“habere” göre...

Uludere’de 34 Kürt cesedi. Kürsüde hesap vermek yerine Kürt siyasetçilerine soğuk savaş diliyle atıp tutan bir başbakan. Ve bizi özel haberleriyle aydınlatan harika medya...

Bu çok kötü.

Hiç sanmıyorum ama, bu “haber”, en az hasarla barışçı politikalara dönme niyetini işaret ediyorsa dahi, bu dönüşün yöntemi bu olmamalı.

Dış güçler masalı üzerinden içeride hesaplaşmaktan kaçarak, Kürt siyasetine karşı düşmanca dili kışkırtarak, manipülatif bültenleri “özel haber” diye burnumuza dayayarak barışçı manevralar yapılamaz.

Bu manevra, o katliamı taşıyamaz çöker.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar