Gürbüz ÖZALTINLI
Gürbüz ÖZALTINLI

Gazete: Serbestiyet.com

Yalan, nefret ve geleceğimiz

  • 2.02.2013 00:00

 Bir hafta önceye dönüyorum: “Uğur Mumcu’nun katledilişinin yine bir yıl dönümü... Onu yok edenlere teslim ettin Türkiye’yi... Bedava nohut karşılığında... Aferin halkım...”

5 Ocak 20013 tarihli Cumhuriyet gazetesi. Bekir Coşkun yine “halkına” kızıyor. “Nohut kafalılar”, ülkeyi üç kuruşa “Uğur Mumcu’yu yok edenlere” teslim etmiş...

Ne demeliyiz? Modası geçmiş acınası bir sayıklama diye geçelim mi? Prestijini yitirmiş bir gazetenin köşesine sıkışmış, zamanın çürümeye bıraktığı zavallı bir yalnızlıkla mı oyalanıyoruz?

Bu kadar basit mi? Bu dört kısa cümle, sesi tükenmiş kızgın bir ihtiyarın bitmeyen nefretinden daha fazlasına işaret ediyor olmasın? Bu cümlelerin süzülüp geldiği kolektif ruha doğru bir kazı yapmanın zamanının geçtiğine inanırken erken davranıyor olmayalım?

Bekir Coşkun “halkına” kızgın. Ondan çoktan umudunu kesmiş. “Türkiye’yi teslim alanlardan”nefret ediyor. Bizi “onların” Uğur Mumcu’yu yok ettiğine inandırmaya çalışıyor. O, yalan ve nefretin en çıplak hâliyle karşımızda duruyor.

Bekir Coşkun’u bugünün yeminli “Balyoz inkârcılarından”“Silivri fedailerinden” ayıran şey işte bu çıplaklığı. Artık işler bu küflü dil üzerinden yürümüyor. Yöntem “inceldi”.


Yalan ve nefret kılık değiştirdi

Aynı Bekir Coşkun’un bugün yaptığı gibi, dün Uğur Mumcu’yu “orta çağ karanlığının” katlettiğine bizi inandırmaya çalışanlar yalanlarında yeni bir faza geçtiler. Şimdi darbe planlarının “komplo”olduğunu söylüyorlar. Ortada hiçbir delil yokken devletin önlerine “zanlı” olarak koyduğu insanları tereddütsüz Mumcu’nun “şeriatçı katilleri” olarak manşetlerine çekenler, bugünlerde Balyoz paşaları için “masumiyet karinesi” bayrağıyla dolaşıyorlar. Onların dertleri, Uğur Mumcu’yu şeriatçıların öldürdüğüne inandırmak değil. Devletin öldürmediğine inandırmaya çalışıyorlar şimdi. Danıştay’ı basan katil de kullanışsız çıktı. Bu “şeriatçıyı” da hatırlayan yok. Yalan, saldırıda değil savunmada artık.

Nefretse, bir diş gıcırtısı kadar sessiz. Hükümete ağız dolusu atıp tutmak, kendini kaybetmiş marjinallere terk edildi. “Kaosa kalkan 411 el” manşetlerinden, “sözde değil özde laik”Cumhurbaşkanı demagojisinden, “demokrasiye saygı” diskuruna geçildi. Halkı rüşvetçi, siyasi iradeyi gayrı meşru ilan eden saldırı dili çöktü. Artık hedefte yargı var. Halkın elinden iktidarı kurtaramıyorsan, yargının elinden darbecileri kurtar... Sabret; gününü bekle, gerçekçi ol... Rejim değişiminin merkezine odaklan... Siyasi kavgayı davalar üzerinden yürüt. Yargıyı itibarsızlaştır...“Yeni strateji” bu. Nefret aklın arkasına gizlendi.

Bekir Coşkun’un çıplak diliyle, bu yeni tutum, aynı kolektif ruhun iki yüzüdür kanımca. Aynı köklerden geliyorlar. Aynı cephede savaştılar. Birisi şimdi gerçeklerin çağırdığı aklın ipine tutunmaya çalışıyor. Öteki ise gerçeklerle baş edemeyecek kadar yıkılmış, küsmüş.


Değişim cephesi çatlak, çok merkezli

Yargı, hukukun işletilmesini aşan bir siyasi perspektifin enstrümanı olarak çalıştığını düşündürten tutumları yüzünden inandırıcılık kaybına yol açıyor. Yalan ve nefret cephesine hayat öpücüğü veriyor. Bu cephenin bütün oyunu hukuk üzerine değil, kamuoyunu ikna temelinde kurduğu biliniyor.

Yargının aşırılıklarının, MİT müsteşarının ifadeye çağrılması örneğinde olduğu gibi açık siyasal çıkışlarının yarattığı aşınmayı küçümsememek gerekir.

Fakat Başbakan’ın ucu Balyoz ve Ergenekon davalarına uzanan son çıkışına ne demeli. Tutukluluk ve davaların uzamasına ilişkin eleştirilerinde ileri sürdüğü argümanları biz yıllardır bu cepheden dinliyoruz.

Bu argümanların hukukla ilgisi yok.

Hepsi kamuoyuna dönük propagandif malzemeden ibaret.

İnsanın aklına şu tehlikeli soru takılıyor: Uğur Mumcu’nun gerçek katillerine giden yol, halktan nefret eden darbecilikle hesaplaşma, Başbakan için siyaseten önemini mi kaybetmekte? Pragmatizmin bu günden göremediğimiz kapılarından mı geçmeye hazırlanılıyor?

Eğer böyleyse, Bekir Coşkun gibi nefretten katılmış kalmış “eskiler” değil belki ama, onun akıllı versiyonları için kutlama günleri yakın demektir...


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • mehmet faruk
    mehmet faruk
    2.02.2013 20:39

    AHLAKSIZ OLAN DEVLETÇİLİKTİR...! Çünkü devletçilik bireyin üretim özgürlüğünü engeller. Kaldı ki, insani üretim araçlarından birisine indirgeyen görüş, kapitalizmin değil, feodalizmin insan görüsüdür. http://www.bencil.org/f15.htm

Resmi İlanlar