Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Uçak vukuatı: kim haklı

  • 27.06.2012 00:00

 ŞAM rejiminden tiksinmeme rağmen şunu derhal ve dobra dobra söylemem gerekiyor:


Suriye tarafından düşürülen TSK uçağına ilişkin Ankara açıklamaları inandırıcılıktan yoksundur. Masumiyet iddiası havada kalıyor. Argümanlar da doyuruculuk arz etmiyor.

Çünkü aşağıda değineceğim gibi ne o silahsız uçuş beyanatları, ne o radar tatbikatı gerekçeleri, ne de o aynı radarın harita izleri birer somut ispat sunabildiler.

Nitekim başta henüz toplanmamış olan NATO Konseyi olmak üzere uluslararası arenanın ve İttifak mekanizmasının da tatmin olduğunu sanmıyorum

Fakat hem dayanışmayı vurgulamak, hem de Şam rejimini kınamak için Brüksel organının Türkiye’ye yönelik bir destek bildirisi yayınlaması ihtimal dâhilindedir.

Lâkin böylesine teorik bir omuzlama müttefiklerin dahi ikna olduğu anlamına gelmez.

O halde, misilleme azminden uzak durmak şu an için bir akl-ı selim dürtüsüdür!

OYSA pederi, mahdumu ve familyasıyla Esat hanedanına büyük husumet besleyen; hatta Ankara’nın Şam despotuyla gerdeğe girdiği o hazin dönemde bile “el insaf” diye isyan eden; her hâlükârda da asla barışperest bir naif olmayan bu satırlar yazarı eğer Türkiye’nin bugün haklı zeminde durduğuna kanaat getirseydi, şimdi “şahin” safta yer alıyor olacaktı.

Hâlbuki heyhat, o haklı zeminde değiliz!

DEĞİLİZ çünkü en önce TSK jetinin batığı hâlen Suriye karasularında bulunuyor.

Sözkonusu temel vakıa ortadayken de “on beş dakika önce girmişti ama uyarımız üzerine çıktı. Dışarıda vurulduktan sonra tekrar girdi” gibisinden mazeretler, velev ki kısmi doğruluk payı içersin, uluslararası hukuk açısından geçerlilik taşımaz. Taşımıyor da!

Zira her başkent gibi Şam da meşru müdafaa hakkına sahiptir. Hava sahası ihlalinden korunma ise aynı tür müdafaanın yine uluslararası hukuk tarafından saptanmış bir ilkesidir.

Üstelik bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Bir yandan “uçak çok süratli gittiği için kısa ihlâller normaldir” gerekçesini getiriyoruz, öte yandan da aynı hızı es geçerek “niye önce uyarmadılar”diye eleştiri yöneltiyoruz.  Doğrusu mızrağımız burada da çuvala sığmıyor!

DİĞER taraftan, F-4’ün silahsız olduğu, tek başına seyrettiği ve çok alçaktan uçtuğu yönündeki mazeretler de ciddi bir kıymet-i harbiye ifade etmiyorlar.

Çünkü modern askerlik sanatına az biraz vakıf olanlar dahi bilirler ki ağır ve hacimli elektronik edevat istihbarat uçaklarında çok büyük yer tutar. Dolayısıyla da bunlar genel olarak silahsız; artı, mümkün mertebe dikkat çekmemek için tek tabanca seyrederler.

Daha artı, yine yakalanmamak için ya Amerikan U-2’leri gibi haniyse atmosfere yakın bir irtifadan, ya da kara veya deniz seviyesine dokunacak derecede alçaktan uçarlar.

Öte yandan, 3. kuşak F-4 jetlerinin elektro-manyetik iz bakımından hantallık arz ettiği, buna karşılık TSK’nın 4. kuşak ve nispeten hafif yansımalı F-16’larla donandığı düşünülürse, radar tatbikatı için birincinin seçildiği duyurusu da hiç ikna edici olmuyor.

Böylesine bir açıklama, tüfek teçhizatına sahip olduğu bilinen muhtemel bir düşmana karşı kalkanla talim yapmak gibi bir garabeti yansıtıyor.

Evet evet, yazık ki Türkiye’nin gerekçeleri çevir kazı yanmasından öteye gitmiyor.

KÖTÜ oldu! TSK uçağının Suriye tarafından düşürülmesi hem Esat ve avenesi gibi bir şer odağının eline bulunmaz koz verdi, hem de Ankara’yı diplomatik planda geri plana itti.

Umalım ki bundan sonraki kriz yönetiminde hasar mümkün mertebe onarılır da insani öz itibariyle tabii ki haklı Türkiye, öz itibariyle tabii ki haksız Şam rejiminin defedilmesinde üzerine düşen görevi ve misyonu yerine getirir.


hadiulu[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.