Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Bir slogan ekseninde Şam muharebesi

  • 20.07.2012 00:00

 "Başar ilâl iyada vâ Mahir ilâl kiyada”!

Arapçası kafiyeli slogan şu anlama geliyor: “Beşir kliniğe, Mahir iktidara”!

“Klinik” sözcüğüyle Şam despotunun meslekten göz hekimi olması kastediliyormuş.

“Mahir” derken de diktatörün küçük biraderi sıfatını taşıyan ve Baas iktidarının temel direklerinden birisini oluşturan 14. Tümen komutanı Mahir Esat çağrıştırılmaktaymış.

Bu yeni gelişmeyi dünkü “Le Monde”da okudum.

Ortadoğu uzmanı Benjamin Barthe Suriye’deki Alevi köylerinde artık yukarıdaki şiarın bağırıldığını bildiriyordu.

Bunu da mezhebî unsurların kesin hesaplaşmayı seçtiğine dair delil olarak sunuyordu.

Eh malûm, katliamın baş mimarı addedilen ve Esat familyasında damat olan Asaf Şevket önceki günkü intihar saldırısında öldürüldü.

Dolayısıyla, ailevi dırıltıdan ötürü merhum kayınçoyu sevmese bile aslında aynı kanlı yolun yolcusu olan Mahir Esat ağabeyin yerini alsın ki, o kan gövdeyi tam götürsün.

Böylesine kesinci yaklaşımlar siyasetbilim terminolojisinde Fransızca kökenli olarak “jüskobutizm” diye adlandırılıyor. “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” diye tercüme edebiliriz.

Artı, Suriye gidişatı diğer bir siyasetbilim - askerlik deyimini de dil uçuna getiriyor.

Bununla “muharebe” kelimesinin bazen sırf şehirler belirtilerek ve her halükarda da sınırlı bir coğrafya vurgulanarak, hayat memat sorunu olarak zikredilmesini kastediyorum.

Meselâ Büyük Churchill’in 1940 yazındaki ilk yenilgiden sonra yurttaşlarına “Fransa muharebesi bitti, İngiltere muharebesi başlıyor” diye hitap etmesi söz konusu kategoriye girer.

1941’deki Nazi saldırısında Sovyetlerin kent müdafaasını hep “Leningrad muharebesi” diye tanımlaması da aynı lügate dahildir. Veya o Nazilerin 1945 baharında o Sovyetlere karşı nihai güçleri “Berlin muharebesi” deyimiyle seferber etmesi yine bu deyimle özdeşleşir.

O halde belki şimdi de bir “Şam muharebesi”nden bahsetmemiz gerekiyor.

Öyle, çünkü Salı günkü intihar saldırısı bir yana, muhalif kuvvetlerle rejim muhafızları arasındaki büyük çatışma şimdi kesinkes Suriye başkentine de sıçradı.

Sükûnetli durduğu gibi yanıltıcı bir izlenim veren ve aslında alttan alta kaynayan Şam artık savaş alanıdır. Belki de Hamidiye Çarşı’nın damında şu an mitralyöz takırdamaktadır.

Peki, söz konusu arbede gerçekten de bir “kader muharebesi”ne mi dönüşecektir?

Mümkündür ama müneccim olmadığımıza göre yine de mutlak cevap veremeyiz.

Zira evet savaş başkente sıçradı ve şehir her başkent gibi hem stratejik, hem sembolik bir anlam taşıyor ama Suriye’deki Alevi köylerinde bağırılan “Başar ilâl iyada ve Mahir ilâl kiyada” sloganındaki fanatizmi es geçmek de gerçekçilikle bağdaşmıyor.

Esat familyasının nihai raddeye kadar Şam’da tutunmaya çalışacağını ve İran-Rusya kozunu en üst seviyede oynayacağını düşünmek zaten doğal bir öngörü oluşturuyor.

Öte yandan, şehri terketmek zorunda kalsa bile Baas yönetimi aynı Alevilerin Suriye’deki yegâne çoğunluk bölgesini oluşturan ve Lübnan’dan Türkiye sınırına uzanan dar sahil şeridine çekilerek bir “bunker bölge” direnişine geçmesi de ihtimal dâhilindedir.

O yönetim ki hem aile nepotizmiyle, hem mezhep teokrasisiyle, hem de sınıf oligarşisiyle bütünleşmiştir. Tek bir kart çekilirse iskambilden şato tümüyle berhava olacaktır.

Dolayısıyla “ya devlet başa, ya kuzgun leşe” tutumunu yansıtan “Beşir kliniğe, Mahir iktidara” sloganı rejim ve yandaşları için gerçekten de son seçenektir.

Tabii bir başka seçenek daha var: Ama bunun için Alevi, Sünni, Marunî, Arabî veya Kürdi, her köyün “Başar ilâl ricada ve demokrasi ilâl kiyada” şiarını benimsemesi gerekiyor.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.