Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Foça pususu ve Ege bakışı

  • 11.08.2012 00:00

 BODRUM Yarımadası’nı önceki akşam Torba- Gümüşlük güzergâhında katettim.


Birçok vasıta fazladan bayraklarla donatılmıştı. Fazladan diye bilhassa vurguluyorum.

Çünkü malûm hemen bütün Ege- Akdeniz yöresinde o bayrakların her an ve her yere asılması; sloganların her an ve her yerde tekrarlanması; portrelerin de her an ve her yerde teşhir edilmesi vaka-ı adiye oluşturuyor.

Aynısını yapmayan kişi, mekân veya sürücü haniyse suçluluk duygusuna kapılacak. 

Yahut zaptiyeden değil de bizzat ahali tarafından mimlenmek endişesini hissedecek

***

FAKAT perşembe akşamı gördüğüm manzara yukarıdaki “adiye”yi de aşıyordu.

Milliyetçi tezahürlerin bir üst aşamaya sıçraması da aynı günün sabahında askerî bir aracın Foça’da pusuya düşürülmüş olmasından kaynaklanıyordu.

Dün ben aşağıdaki satırları yazarken henüz bir sahiplenme yoktu ama büyük ihtimalle PKK tarafından düzenlenen saldırı gerek coğrafi yakınlık, gerekse genel ruh hâli itibariyle sözkonusu Ege- Akdeniz eksenini muhtemelen diğer bölgelerden daha fazla sarsmıştı.

Nitekim sosyal medya vasıtasıyla dışa vurulan söylem; İzmir’de başlatılan yaralılara kan verme seferberliği ya da gece yarısına doğru “spontane” biçimde düzenlenen “terörü telin” gösterisi yöredeki tepkiselliğin diğer unsurlarını yansıttılar.

Bütün bunlar da aslında hiç istemeden, Kürt şiddet örgütü tarafından tekrar devreye sokulduğu anlaşılan tırmandırma taktiğine uygun gelişmeleri oluşturdular.

***

EVET, PKK’nın yeniden tırmandırma taktiğine, hatta belki de stratejisine döndüğünü söylemek öyle fazla yanlış payı içermiyor.

Zira Güneydoğu’daki karakol baskınlarına ve kent kuşatmalarına ek olarak eğer iş “milli duyarlılığın” en yüksek seviyede olduğu varsayılan Ege Bölgesi’nde de pusu kurmaya vardırılıyorsa,“çelişkileri derinleştirmek” iradesinin acilen öne geçtiğini düşünmek gerekiyor.

Çelişkileri derinleştirmek derken Türk- Kürt ayrışmasını mümkün mertebe zirveye çıkartmak ve mümkün mertebe zıtlaştırmak perspektifini kastediyorum.

Eh, o “Kürt” sözcüğünün dahi pek ağza alınmak istenmediği ve aynı kimliğinin ancak “Doğulu”kelimesiyle sıfatlandırıldığı bölge de bunun için biçilmiş kaftan yerine geçiyor.

Burada PKK’nın umduğu, beklediği ve hedeflediği şey aşağıdaki gibidir:

***

SÖZKONUSU coğrafya yerlisi Türklerin milliyetçi sembolizmleri de geride bırakarak daha çok“taşması” (!) ve yörede yaşayan ve çalışan Kürtlere karşı “fiili infial” göstermesi!

Hatta gelişmelerin “pogrom” tipi şiddet olaylarına kadar uzanması!

Hadi bu raddeye varmadı diyelim. Yukarıdaki etnik aidiyetten yurttaşlara karşı bariz bir husumet ve dışlama da PKK’yı hedefine yaklaştırmış olacaktır.

Çünkü her iki durumda da Kürtlerin metazori “saf seçmeye” zorlanacağını ve ister istemez Örgüt’ün“kucağa düşeceğini” (!) varsaymak öyle fazla yanlış bir hesap değildir.

Böylesine tırmandırma strateji ve taktiklerinin bazen başarıya götürdüğü bir vakıadır.

Dolayısıyla da “oyuna gelmemek” için yegâne yöntem, yegâne panzehir, yegâne çare, acılar ve tepkiler ne olursa olsun şoven Türk milliyetçiliğine prim vermeyerek şoven Kürt milliyetçiliğinin değirmenine su taşımamak ve soğukkanlılığı elden bırakmamaktır.

***
FOÇA saldırısı muhtemelen PKK açısından bir testtir. Tekerrürü de gerçekleşebilir.

Ve tüm Türkiye gibi Ege- Akdeniz havalisi de bu testleri başarısızlığa uğratmalıdır.

Başarısızlığa uğratmalıdır ki hem tekerrür ihtimalleri azalsın, hem de her şeye rağmen toplumsal planda sürmekte olan ve sürmeye mahkûm olan etnik barış ölümcül darbe yemesin!

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.