Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Falih Rıfkı’dan Orhan Pamuk’a burjuvazi

  • 22.08.2012 00:00

 ORHAN Pamuk yine doğruyu söylemiş. Die Zeite verdiği demeçteki şu sözlere kim ne diyebilir?


Burjuvazinin egoistliği ve kendi vatandaşlarından nefret etmesi beni öfkelendirir.

Laik Türk üst sınıfını askerî müdahaleler de, Kürtlere yapılan baskı da rahatsız etmez.

Türk kadınlarının birçoğuna, sadece başörtüsü taktıkları için tepeden bakarlar.

Bu tutumları bana eski Güney Afrika beyazlarının siyahlara bakışını anımsatır.”

***

BEN kim ne diyebilir dedim ama tabii kendi kendine gelin güvey olup alnına o mostralık “beyaz Türk”(!) etiketini yapıştıran kesim Pamuk’un bu “skandal” (!) yaklaşımına derhal feveran etti.

Nobel ödüllü yazar tam çizmeyi aşıyormuş... Haddini bilmiyormuş... Hayır, aşmıyor ve biliyor!

Güney Afrika metaforu da dâhil Türkiye burjuvazisine ilişkin saptamaları tümüyle doğrudur.

Bunu pekiştirmek için de seksen beş yıl öncesine gideceğim. Aşağıdaki satırlar Kemalist ideolojinin en önemli ve en tutarlı sözcülerinden birisi olan Falih Rıfkı Atay’ın Denizaşırı” kitabında yer alır.

Yazarın Brezilya seyahatini kapsayan ve 1927 yılının Hâkimiyet-i Milliye” gazetesinde tefrika edilen bu notları Rıfkı’yı Rio’ya götüren transatlantikteki maskeli balo tasvirinden aktarıyorum.

***

“GECE travesti balosu oldu. En tuhaf kılıkları herkes Şark’tan alıyor. Bizim daha iki sene evvel bıraktığımız maskara Şark kıyafeti... Kadınlardan (balodakiler kastediliyor), bizim henüz Şile’de bile rastladığımız esvaplardan giyenler ‘Türk gibi’ dedikçe, ben hemen atılıyorum.

‘Hayır Arap gibi, bizimkiler şimdi sizden farksızlar’ diyorum.”

***

İŞTE böyle! Nasıl ki Falih Rıfkı seksen beş yıl önce bile Doğu tarzını “maskaralık” addediyordu; nasıl ki “Kıyafet Devrimi”nin (!) henüz iki sene önce gerçekleşmiş olmasına rağmen eski tür giyimin hâlâ “Şile’de dahi” görülmesinden utanç duyuyordu ve nasıl ki koşa koşa Avrupalı yolculara durumun değiştiğini ve bu tarzın “Araplara has” olduğunu büyük bir işgüzarlıkla anlatmaya çalışıyordu, günümüz Türkiye burjuvazisi açısından da durum esas olarak yukarıdaki gibidir!

***
ÖYLE, çünkü en önce bilinçaltımızı belirleyen ve çok derinlere inen bir kompleksten mustaribiz.

İradi biçimde “öteki”ne, yani Batı’ya ait olmak istiyoruz. Aşk-nefret ilişkisinde aşka sarılıyoruz.

Fakat sözkonusu aidiyetin asıl sahibi olan o “öteki” bizi öyle algılamıyor. Veya tereddüde düşüyor.

Dolayısıyla ilk tepki olarak hem Atay gibi koşa koşa aksini ispata çalışıyoruz, hem de bilhassa yukarıdaki algılamaya engel olduğunu varsaydığınız toplumsal ve kültürel hakikatlerimize düşman kesiliyoruz.

Zaten Orhan Pamuk’un Türk burjuvazisini “kadınların birçoğuna sırf başörtüsü taktıkları için tepeden bakarlar” diye tarif etmesi de Falih Rıfkı’nın “maskara” sıfatlandırmasını ve Şile yakınmasını günümüz gerçekliğinde tekrar saptamaktan başka anlam taşımıyor.

***

İŞ burada da bitmiyor. Bir müddet sonra yukarıdaki aşk-nefret ilişkisinde yalnız nefret hüküm sürüyor.

“Öteki”, yani yanıp tutuştuğum Batı bizi kendinden addetmiyor ya, edilgen konumumuzun bilincinde olduğumuz için bu defa içgüdüsel bir refleksle ona karşı hınç beslemeye başlıyoruz. Kinle yoğruluyoruz.

Nitekim şeklen gayet Batılı Türk burjuvazisinden ciddi bir bölümün bugün en ilkel, en bağnaz ve en komik “anti-Batıcılık”ı temsil eden “ulusalcı” hezeyana doğru kayması da buradan kaynaklanıyor.

Artı, yine bundan dolayıdır ki laik burjuvazi Pamuk’un belirttiği gibi hem o “anti-Batı” değerlerle bütünleşen askerî darbelerle uzlaşıyor, hem de Kürtlerin eşitsizlik durumunu kendine dert etmiyor.

Ve bütün bunların kökeninde de ülkemiz kentsoyluluğunun çok yeni ve çok yüzeysel olması yatıyor.

Arzuladığımız aidiyeti belirleyen sosyal ve siyasi kültürden, birikimden, etikten süzülmüş olmamak,Atay’dan Pamuk’a ve bu satırlar yazarı da dâhil, biz burjuvaları ortak bir tragedya yaşamaya mahkûm ediyor.

Fakat yine de şükür, demek işte epey bir yol aldık ki seksen beş yıl önce Falih Rıfkı’nın “maskara”dediği şeyleri Orhan Pamuk bugün sahiplenebiliyor ve böylelikle de “Denizaşırı”ya gerçekten ulaşıyor.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.