Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kanlı Pazar damarı

  • 8.09.2012 00:00

 DİNBAZLILIĞIYLA maruf gazetenin; artı, koçbaşı olarak kullandığı internet sitesinin pespaye ve kepaze bir provokatörlükle saldırması salt hükümet yandaşlığıyla açıklanabilir mi?


Sanmıyorum!

Şüphesiz, konjonktürel olarak bu faktör de vardır!

Fakat çok daha ötede bir şeyler daha var!

Her hâlükârda sözkonusu varakpare ne AKP’nin, ne de mütedeyyin kesimin genel ruhiyatını yansıtıyor.

Mecburen şematikleştirerek ve 16 Şubat 1969’u milat alarak formüle etmeye çalışayım:

***

TÜRKİYE’deki “militan dindarlık” daima “Kanlı Pazar damarı” diye adlandırılabileceğimiz bir akım barındırdı. Hâlen de mevcudiyetini sürdürüyor.

Zaten de yukarıdaki gazete aynı mecranın en az yenilenen, hatta hiç değişmeyen uzantısını oluşturuyor. 

“Yobaz” (!) imajıyla karikatürize edilen ve üzerinde yükseldiği anti-Batı, anti-Alevi ve geçmişte sahip olduğu anti-komünist ekseni milliyetçilikle de harmanlayan bu damar ezelden beri “esas gövdeyi”oluşturdu.

Hem ideolojik, hem organik, hem de kitlesel matris budur!

MSP’den AKP’ye hemen bütün imani söylemli yapılanmalar onun varyantlarından türediler.

Yahut da şöyle veya böyle bir “gönül bağı” ruhiyatında evrildiler. Bir “kültür”den bile bahsedebiliriz.

Şunu da ekleyeyim: Ne sözkonusu matrisin dün o “Kanlı Pazar”da “Amerikancı” davranmış olması; ne de bugünkü uzantısının meselâ Suriye konusunda ABD’yle fazla çelişmemesi o “anti-Batı” özü yok kılıyor.

Çünkü onlar açısından, demokrasi dâhil “Batı” kavramı “Dar-ül Harp”in ta kendisidir.

Her türlü uzlaşma da taktik ve konjonktürel bir “takiyye”den başka bir şey değildir.

Zaten şu an hükümet yanında saf tutuyor olmaları da yine yarı-taktik, yarı-stratejik bir durumdur.

***

ÖYLEDİR, çünkü yukarıdaki “esas mecra” bütün sosyolojik akımlar gibi zaman içinde evrim yaşadı.

“Müslüman demokrat” dediğimiz kesimi yarattı. Nitekim AKP son tahlilde bunun tezahürüdür.

Fakat iktidar kurumu ne yekpare bir blok oluşturuyor, ne de istikrarlı bir rota sürdürüyor.

Diğer kitle partileri gibi farklı eğilimler yansıtıyor. İç bünyede değişik dinamikler barındırıyor.

Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığına odaklanan hedefinden dolayı da çok vahim bir geri dönüş yaşanıyor.

Ve sözkonusu farklı eğilimlerden birisini de genel “siyasal İslam” yelpazesinde demokrasiye en uzak düşen ve Nakit gazetesinde somutlaşan mihrak oluşturuyor.

Bu organın sözcüleri şu sıra Kürt sorunundaki hassasiyeti “gıdıklamaktan” medet umuyorlar.

Ezeli dinci tematiğe zaten asla vazgeçmemiş oldukları şoven ve milliyetçi dürtüleri de ekliyorlar.

Saldırganlık ve provokatörlükte dozu en pespaye düzeye tırmandırıyorlar ki AKP bünyesindeki özgürlükçü bakış açısı biraz daha daralsın. “Liberal” (!) yol arkadaşları ona biraz daha küssün.

Böylelikle de İçişleri Bakanı’nın şahsında berraklaşan “eski damar” tekrar atardamara dönüşsün.

Ve belli mi olur, 16 Şubat 1969 “Kanlı Pazar”ında yayımlanan o “eli bıçaklı yobaz” enstantanesi bir defa daha objektife düşsün ki, emele her zamankinden daha çok yaklaşılmış olsun, âmin!

***

ŞİMDİ en başta söylediğimi bir defa daha tekrarlayacağım:

Yukarıdaki kepaze basın organının ve internet sitesinin ne AKP içindeki; hele hele ne mütedeyyin, hatta ne de “dinî” (!) cihet bünyesindeki “genel ruhiyatı” yansıttığına ihtimal veriyorum.

Laikler için Zuhuriyet” gazetesi ideolojik olarak, Karanlık varakparesi ve Odacıbaşı” portalı da provokatör olarak neyse, gradosu ilk yayın organından çok daha düşük olmak kaydıyla dindarlar için de Nakit gazetesi ve onun sanal âlemdeki uzantısı işte odur.

Birinciler CHP’yi ve o laikleri ne ölçüde temsil ediyor veya etmiyorsa, ikincisi de AKP’yi ve o dindarları aynı oranda temsil ediyor veya etmiyor.

Çünkü bin şükür, seküler kesimde olduğu gibi dindar kesimde de “Kanlı Pazar”dan beri köprülerin altından çok sular aktı!

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.