Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Yoldaşa âmin!

  • 21.09.2012 00:00

 SANTIAGO Carillo ölmüş. Bari rahmeti “Marx’ın mağfireti üzerinde olsun” diye formüle edeyim.


Üzüldüm. Yani, eh işte biraz keder duydum. Artı, “gaip zaman peşinde” nostaljiyam da devreye girdi.

Bir kere doksan yedi yaşındaydı. Buna vakitli ölüm denir. Ne de olsa eski toprak ve eski tüfek!

Ecel yatağına dek fosur fosur tüttürdüğü cigaraya rağmen kim bir asra merdiven dayayabiliyor ki?

Artı, sevaplarıyla günahlarının yarıştığını bildiğim için öyle iki gözüm iki çeşme ağlayacak hâlim yok!


YUKARIDA adı geçen şahsiyet İspanyol Komünist Partisi’nin “tarihî” lideriydi.

Aşağıda geleceğim, “tarihî” derken abartmıyorum. Gerçekten de hem ülkesi, hem Avrupa için öyleydi!

Burada çabucak parantez açayım. Doğrusu Taraf dâhil dünkü gazetelerin haberi atlamasına şaşırdım.

Çünkü bırakın Kral Juan Carlos’un ölümü duyar duymaz matem evinde taziyeye gitmesini, tabii ki İspanya medyası en başta hemen hemen tüm dünya basını aynı olayı çok acil ve çok geniş biçimde yansıttı.

Üstelik Türkiyeli okurların da yetmişli ve seksenli yıllardan Santiago Carillo ismine epey aşinalığı var!


VAR, çünkü Carillo’yu İtalyan Berlinguer’le birlikte “avro-komünizmin” babası saymak gerekiyor.

Bolşevik ideolojiden inen partiler ilk kez onlarla birlikte hem Sovyet tahakkümünü reddettiler, hem de“burjuva demokrasisi”ni benimsediklerini ilân ettiler. Oyunun kurallarına riayette de kusur işlemediler.

Listeye Fransız Marchais’yi katmıyorum. Zira bu madrabaz “yoldaş” özünde daima Stalinci kaldı.

Peki, Santiago Carillo Stalinci olmadı mı? Tabii ki evet ve hem de nasıl!


BİR kere, sonradan “militanları denetlemek imkânım yoktu” diye tevile kalkışsa da İç Savaş Madrid’inde asayiş sorumlusuyken Franco taraftarı diye kellesini kopsi kefali ettirttiği sayısız insan asla unutulamaz.

Artı, anarşistinden Troçkist’ine bizzat Cumhuriyetçi saftaki epey muhalifi de “cennete yolladı”(!).

Fakat Allah’ı var! Yenilgi ertesi Rusya sürgününe gittikten sonra ne muhbirliğe, ne cellâtlığa soyundu.

Fransız General Nivelle’nin 1916 Verdun muharebesinde Almanları kastederek sarfettiği“geçemezler” şiarını çalıp bunu o İç Savaş’ta “no pasaran” diye cilâlayan ve “La Pasionaria”namıyla sahte bir efsaneye dönüştürülen Dolores İbarruri gibi rezillikler yapmadı. “Kızıl Çadı”nın Moskova hayâsızlıklarına bulaşmadı.

Yoldaşlarını ispiyonlayarak onları KGB mangaları önüne diktirtmedi. Sibirya ölümlerine göndermedi.

Gerçi doğru, Çekoslovakya işgaline ve “proletarya diktatörlüğü” dogmasını karşı çıkmasına rağmen totalitarizme daha önce reddetmiş bir Jorge Semprun veya bir Fernando Claudin gibi aydınları partiden attı.

Yani ideolojik bağları kopartsa bile Santiago Carillo Gürcü Katil’in zihnî yöntemlerinden arınamadı.

Nitekim İspanya’ya döndükten sonra da örgütün iplerini elden kaçırır kaçırmaz başka bir çatı kurdu.

Ancak bu günah ve sevaplar bir yana sırf sözkonusu dönüş bile Carillo’yu “tarihî” kılmaya yetiyor.


ÖYLE, çünkü Franco’nun mezarı henüz çok tazeydi ve ordu hâlâ çok ağırlıklıydı ki, Komünist Partisi Genel Sekreteri 1976 yılında gizlice Madrid yolunu tuttu. Biraz da kasten kendisini yakalattırdı.

Bu sayede hem İKP’nin yasallaşmasını sağladı, hem de bilhassa normalleşmede hayati rol oynadı.

Geçtim o “proletarya diktatörlüğü” ve “devrimci savaş” gibi ceberut lafazanlıkları, Cumhuriyetçi geleneğin anti-monarşist tabusunu bile çöpe attı. Yeni anayasanın hazırlanmasında, eski sistemin tasfiyesinde ve demokratik yapının inşasında muhafazakâr ve kralcı Başbakan Adolfo Suarez’e büyük destek sağladı.

Vakıa komünistler her seçimde biraz daha eridi. Dediğim gibi, kurduğu “tekke” de mikroskobik kaldı.

Fakat ne en yukarıdaki olgular, ne de sonraki gelişmeler şahsiyetin önemini ortadan kaldırmaya yetiyor.

“Duvar”ın, yani kızıl totalitarizmin yıkılışındaki dolaylı ve zincirleme; İspanya’nın da demokrasiye geçişindeki direkt etkisinden ötürü Carillo adı 20. asır tarihine günahtan ziyade sevapla yazılmaya hak kazandı.

Nitekim o tarih insanları ve olayları ak-kara kefesinde değil geniş bir nüans yelpazesinde tarttığı içindir ki inandığı Marx’ın mağfireti Santiago Carillo’nun üzerinde olsun ve inanmadığı Allah taksiratını affetsin!

Yoldaş, âmin!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.