Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Batı müşterisi ve Erdoğan

  • 5.10.2012 00:00

 BAŞBAKAN AKP Kongresi’nde Avrupa’yla ilişkilerden neden hiç söz etmedi?

Çünkü “müşteri”si yok! “Müşteri” derken AB hedefine az-çok önem atfettiği için şu veya bu partiden yana tercih yapması muhtemel seçmeni kastediyorum.

Kamuoyu taraması grafikleri ortada, salt refah özlemiyle hareket etseler bile üç beş yıl önce kadar yukarıdaki hedefe odaklanan yurttaşların oranı bugünkünden epey fazlaydı.

Kıta’daki kriz ve özellikle de Yunanistan’ın durumu sözkonusu özlemi tırpanladı.

Fakat tabii bilhassa ve bilhassa hem Brüksel’in müzakereleri yokuşa sürmesi, hem de Ankara’nın yükümlülükleri es geçmesi, başta aniden parlamış olan saman alevini söndürdü

Kabul de, Recep Tayyip Erdoğan’ın konuya tek kelime değinmemesi ve üstelik Batı’ya karşı husumet çağrıştıran bir söylem kullanması sırf “AB çıkmazı”ndan mı kaynaklanıyor?

***

HAYIR, sırf buradan kaynaklanmıyor! Başbakan’ın bilinçaltında zaten bir “kültür” olarak mevcut olan ve olmaya da devam eden “Dâr-ül Harp” reflekslerinde hayat buluyor.

Yok, “cihat” tasarladığı ve o Batı’yı tümden reddettiğini iddiada edecek değilim.

Tarihte mevcut bütün İslami hassasiyetli yapılar içinde “Müslüman demokrat” tanımına en yakın duran AKP’ye ve onun önderine böyle bir dürtü atfetmek iftiracılık olur.

Ama yine de Erdoğan esas damar itibariyle Dâr-ül İslam” kavramının uzantısıdır.

Şöyle ki, çok muhafazakâr bir Katolik politikacı kendi zihinsel evreninde Muhammedî Doğu’ya ne kadar yakın ve uzaksa, Başbakan da İsevî Batı’ya işte o kadar yakın ve uzaktır!

Başka bir deyişle, karizmatik lider hem iç, hem dış siyasetin kodlarını esas olarak din aidiyetli bir eksen temelinde belirlemek ve uygulamak isteyen bir “asabiye”yle donanmıştır.

Ve hiç tereddütsüz sözkonusu “asabiye” o Batı’yı en azından “öteki” olarak algılar!

***

ÜSTELİK yukarıdaki faktöre bir de Başbakan’ın artık hızla rotasına girmekte olduğu “Türk-İslam sentezi” ucubesini, yani milliyetçi ruhiyatı eklemek gerekiyor.

O Türk milliyetçiliği ki ister Ömer Seyfettin türü laik, ister Mehmet Akif tarzı imanî perspektifte yükselsin, son tahlilde daima ve daima “Garp’a husumet” ifade etti. Ediyor da!

Zaten bunun Cumhuriyet varyantı da kolektif hafızada yaşayan Düvel-i muazzama öcüsü üzerine inşa edildi. Ve şüphe yok, bu genel şartlandırma büyük ölçüde başarılı oldu.

Nitekim önceki günkü Taraf’ta yayımlanan ve Türklerin dünyadaki “en milliyetçi” ulus olduğunu saptayan sondaj yukarıdaki hazin durumu bir defa daha ispatlıyor.

Dolayısıyla da ne sahte TKP’sinden neo-Nazi Maocusuna ve ulusalcı Atatürkçüsünden maneviyatçı milliyetçisine en sağdan en sola yelpazenin hep Batı düşmanlığında buluşması; ne de Erdoğan’ın AKP kürsüsünde Sezai Karakoç’un “Bana ne Paris’ten/ New York’tan, Londra’dan/ Moskova’dan Pekin’den” diyen şiirini okuması tesadüf oluşturuyor.

Tabii burada hatırlatayım ki aynı Karakoç “Nihayet Mescid-i Aksa’yı da yaktın ey Yahudi/ Asırlardır insanlığın ruhunu yaktığın gibi ey Yahudi” diyen nefretin de şairidir!

***

İŞTE bütün bunları alt alta koyduğumuzda Başbakan’ın AKP Kongresi’nde Batı’yı neden ancak husumet ifade eden söylem ve serzenişlerle andığını anlamak daha kolaylaşıyor.

Çünkü siyaset son tahlilde bir arz-talep ilişkisidir. Ve itiraf edelim ki Recep Tayyip Erdoğan’ın sunduğu arz da “müşteri”si ibadullah bir talebe haydi haydi cevap veriyor.

Şimdi, önceki günkü “Batı’ya giriş” makalemle de birleştirerek bu yazıyı Habermas’ın “Avrupa”sözcüğünü “Batı” anlamında kullandığı bir aforizmayla bitirmek istiyorum:

“Avrupa’nın tek bir sınırı vardır ve o da demokrasidir!”

Eh, o sınırdan içeri girmek talebi gelmedikçe de arz olsa olsa hudutta gezinecektir.

Oysa ticarette olduğu gibi siyasette de yeni talep yaratmak yeni bir arzı cazip kılmaktan geçiyor. Metafor olarak söylüyorum, geleneksel “müşteriyle” yetinen Erdoğan zihniyet ve yöntem itibariyle böylesine öncü bir pazarlama CEO’su değil!

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.