Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Arabesk Fazıl Say

  • 21.11.2012 00:00

 ÇİZMEYİ aşmak deyimi Fazıl Say için artık çok hafif kalıyor.

Çünkü “ulusalcı” piyanist küstahlık ve pervasızlıkta kuşandığı palaskayı bile aştı.

Kim ki “arabesk” dinleyen insanlara “vatan haini” diye iftira atmaya yelteniyor, değil klavyeye tuşe yapmak isterse ağzıyla kuş tutsun, ona haddini bildirmek farz olmuştur.

Dolayısıyla Fazıl Say, sen git!

***      

EVET, çek ve git!

Madem kendi ülkenin insanlarını böylesine hakir görüyorsun ve madem yalnız kendi icra ettiğin tınıları“vatanperver” (!) addediyorsun, o hâlde piyanonu sırtına yüklen, partisyonlarını koltuğuna sıkıştır ve paşa gönlün hangi diyara meylediyorsa derhal oraya git!

İkide bir Japonya lâfı geveliyorsun, eh bari Asya adalarına kapağı at! Fakat dikkat!

Zira orada da aşağı yukarı bizim “arabesk”e tekabül eden ve kâh halk şarkılarını “avamlaştıran” (!)“enka”, kâh da notaları “manga” çizgi romanlarla bütünleştiren “J-Core” cinsi müzik tarzları revaçtadır.

Ahalinin ezici çoğunluğu Seiji Ozawa’nın Edouard Lalo’dan yönettiği “Keman ve Orkestra İçin Fa Majör Konçerto”yu falan değil yukarıdaki popüler türleri dinler.

Dolayısıyla, sakın “onlar da vatan haini” diye yine boyundan büyük kelâm buyurma!

Şogunların da serinde militarizm var, huyları suları belli olmaz.

Alimallah gözünün yaşına ve solfejinin portesine bakmadan derhal postalayıverirler.

Her halükârda Fazıl Say sen tası tarağı hemencecik topla ve yüce bir “vatansever” (!) olarak, senin kıymetini bilmeyen “hıyanet-i vataniye” insanlarının barındığı bu ülkeyi terket!

***


ASLINA
 bakarsanız küstah piyanistin hezeyanlarından memnuniyet de duyabiliriz.

Çünkü Say muazzam kibirliliği ve dehşet cüretkârlığıyla pot üstüne pot kırıyor ve çam üstüne çam deviriyor ama aynı zamanda da farkına varmadan özgürlükçülüğe hizmet ediyor.

Her ağzını açışta ve her nefret kusuşta temsilcisi ve sözcüsü olduğu “ulusalcı” ideolojinin sefaletini geniş kitleler nezdinde daha belirgin, daha net ve daha sarih kılıyor.

Diğerlerinin düşünüp de söylemeye cesaret edemediği şeyleri züccaciye dükkânına girmiş fil patavatsızlığıyla ortaya atınca o “ulusalcılık”ın hem ne denli totaliter bir zihniyetle donanmış, hem de nasıl bir çirkef iftiracılıkla bütünleşmiş olduğu gerçeği tam göz çıkartıyor.

***

TOTALİTER, zira yine klasik Batı müziği icracılarından Hikmet Şimşek 28 Şubat generallerine yaslanarak “devrim vidası sıkmak gerekiyor” diye efelenmiyor muydu?


Nevit Kodallı
 alaturka tınıları “meyhane notaları” diye aşağılamıyor muydu?

İşte üstatlarının izini süren Say da arabesk dinleyenlere “vatan haini” demekle hem “ulusalcı”ideolojideki sürekliliği, hem zihniyetteki ceberutluğu tekrar gözler önüne seriyor.

Üstelik daima ve daima o “vatan haini” iftirasının arkasına saklanan ve yine daima ve daima “çamur at, izi kalsın” taktiğine başvuran aynı “ulusalcılar”ın “hıyanet”ten (!) neyi anladığını ortaya koymuş oluyor ki, sözcükler ve sıfatları artık işportadan toplamak gerekiyor.

***

EVET Fazıl Say, en iyisi sen bu diyardan git! Vatanı “vatan hainleri”ne bırak!

Ne bileyim ben, Japonya’da Mozart, ABD’de Bernstein, Rusya’da Stravinski çal!

Ben sana Batı musikisini mükemmele yakın biçimde icra edemezsin demiyorum ki!

Ben sana aynı müziğin neşvünevasındaki Batı düşüncesini hazmedememişsin diyorum

Dolayısıyla Fazıl Say“bis”ten önce piyano kapağının cilâsına yansıyan suretine bak!

Yukarıdaki hazımsızlıktan ötürüdür ki o suretin o satha ve bütün mecazi anlamlarıyla, gerçek“arabesk”in ta kendisi olarak düşüyor!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.