Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Midevî bir Chicago

  • 15.12.2012 00:00

 GURME tabir edilen cinsten bir damak tadı uzmanı değilim. Böyle bir iddiam yok! 

Fakat yemek kültürüne tümden yabancı olduğum da sanılmasın. Biraz biraz anlarım.

Mesela Avrupa’yı ölçek alırsak, tarihçi Fernand Braudel’in tereyağı-zeytinyağı ve bira-şarap ekseninde yaptığı Kuzey-Güney ayırımının mide babında da geçerli olduğunu düşünenlerdenim.

İklim ve bitki örtüsü sayesinde o Güney’in ürettiği lezzetler o Kuzey’e oranla daha çeşitlidir.

Nitekim de Fransız, İtalyan hatta Türk mutfaklarının nam salmış olması buradan kaynaklanır.

Zaten örneğin, Alman taamlara övgü düzüldüğünü işittiniz mi? Ben ne işittim, ne de gördüm.

***

OYSA artık “di”li geçmiş kullanmam gerekiyor. Çünkü işte Chicago’da işittim de, gördüm de!

Malûm, İsa Mesih’in doğum günü yortusu yaklaşıyor.

Dolayısıyla, elde çıngırak ve kafada kukuletayla her köşe başını tutmuş “Selamet Ordusu” siyahîleri gospel ilahi söyleyedursun, şehrin “Loop” denen iş merkezinde ve devasa gökdelenlerin altında Noel pazarı kurulmuştu. Ivır zıvır, ama bilhassa yiyecek içecek satılıyordu.

Ve, müşterileri cezbedebilmek için de her iki tezgâhtan birisine “hakiki Frankfurt sosisi”,“Saksonya usulü patates salatası” veya “gerçek Münih turtası” türü tabelalar yerleştirilmişti.

Önlerinde de itiş tıkış kuyruklar uzanıyor ki, ahali haniyse Michigan Gölü’ne düşecek.

***

FESÜPHANALLAH! Yahu iyi kötü şu Almanya’nın en ünlü lokantalarında ziyafete gitmişliğim, en sarışın sevgilileriyle sofraya oturmuşluğum; Klauss Mann’dan Victor Klemperer’e de en gündelik hayat yazarlarını okumuşluğum vardır. Fakat iç güveysinden hâllice bile denemeyecek kadar vasat olan bu ülke mutfağının böylesine pohpohlandığına asla rastlamadım.

Oysa ilanlara bakılırsa Ortaçağ Tötonları sanki şövalye zırhı değil de aşçı önlüğü kuşanmıştı.

Sanki “Doğu’nun fethi” için kılıç değil de “midenin fethi” için kepçe sallıyorlardı.

***

TAMAM, yerel reçeteler de dâhil Cermenlerin epey tür sosisi olduğu inkâr edilemez.

Her tabağa sos diye boca edilen yabanturpuyla birlikte patatesin de envaiçeşidi mevcuttur.

Damak zevki nispeten daha “aristokrat” (!) Avusturyalıların domuz filetosunu da ekleyelim.

Bir de bonus bahşedip ağır kremaları, bol şekerleri ve keskin tarçınlarıyla pastaları sayalım.

Kabul de bunların hepsini toplasanız rafine mutfaklardan birisinin dahi diş kovuğuna kaçmaz.

Olsa olsa ancak beslerler ki, zaten bundan ötürü Alman mutfağına methiye falan düzülmez.

***

CHICAGO’daki panayırda düzülüyor olmasını ise önce hem bu şehre, hem de Illinois eyaletine yerleşen ilk göçmenlerin esas itibariyle Cermen kökenden inmesiyle açıklamaya çalıştım.

Yaşlı Kıta’nın eski insanları Yeni Dünya’da midevî nostaljiya peşinde koşuyor olabilirler.

Nitekim hâlâ 19. asır kıyafeti giyinen ve günah diye ne motor, ne elektik kullanan “Amiş” tarikatı mensuplarına da rastladım ki, püritanist Protestanlar yöresel Almanca konuşuyorlardı.

Dolayısıyla, Birleşik Devletler’de Noel’in böylesine önemli yer tutmasının bile aslında pagan Cermen âdetlerine uzandığı düşünülürse, Michigan Gölü kentinde “meşhur Berlin sosisi” yahut “gerçek Köln turtası” türünden reklâm yapılmasını belki yadırgamamak gerekiyor.

Üstelik adı üstünde, “Amerikan hayat tarzı”nın modern efsanesine dönüşmüş olan ve tüm dünyada damak hükümranlığı kuran “hamburger” de o Almanya’yı çağrıştırmıyor mu?

***

ÖYLE ama aynı “Amerikan hayat tarzı”nın kâh yukarıdaki gibi Cermen, kâh da Anglo-Sakson, Çin veya Latin aktarmalı olarak kurduğu bu hâkimiyet çok başka bir şeyler daha içeriyor.

Bunları gelecek hafta ve yine Chicago ve New York mahreçli olarak ele alacağım.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.