Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Şanghay yanılgısı

  • 8.02.2013 00:00

 VELEV ki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çıkışını sözün gelişi ve lâtife kabilinden yapmış olsun.

Yani ifade ettiği gibi Vladimir Putin’le aralarında geçen diyalogda Rusya önderi “Niye illâ AB’ye diye tutturuyorsunuz” şeklinde üstüne vazife olmayan bir lâf buyurdu.


Erdoğan
 da buna karşılık taşı gediğine oturtmak için “O hâlde bizi Şanghay’la evlendirin de Brüksel’i boşayalım” gibisinden yarı şaka yara ciddi bir yanıt verdi.

Yahut diğer bir ihtimalin geçerlilik taşıdığını varsayalım.

***

ŞÖYLE ki, Ankara lideri bu defa da ülkemiz üyeliğini yokuşa süren Avrupa Birliği’ni “ürkütmek” (!) amacıyla ve ortada fol yok, yumurta yokken ŞİO’yu gündeme getirdi.

ABD’ye kızan İnönü’nün “Başka bir dünya kurulur ve yerimizi alırız” şeklindeki cümlesine benzer biçimde ve AB’yi hareketlenmeye zorlamak için Türkiye’nin elinde başka kartlar da olduğunu çağrıştırdı. Dolayısıyla Asya’daki örgütten söz etmek ihtiyacını hissetti.

Hadi buna “şantaj diplomasisi” demeyelim de “itekleme atılımı” diye tanımlayalım.

***

HER iki durumda da yaklaşım yanlıştır! Çünkü en önce bir, Putin aslında bütün Rusyalar tarihini belirlemiş olan Batıcılar - Slavofiller ikileminde esas olarak bu sonuncuya dâhildir.

O mirası devraldığını içerideki ve dışarıdaki otoriter yaklaşımıyla çoktan ispatladı.

Dolayısıyla, Tanzimat’tan beri Batı’yı seçmiş ve bunu toplumsal projeye dönüştürmüş bir Türkiye başbakanı “niye AB diye tutturdunuz” demek cüretini gösteren o Putin’e “zira rotamız orayadır” yanıtını verebilirdi ve vermeliydi! Taş ancak böyle gediğine otururdu.

Kaldı ki son zamanlarda ulusalcılığın gerçek niteliğini daha iyi kavradığı anlaşılan Erdoğan aynıulusalcılığın ülkemizi yukarıdaki toplumsal projeden uzaklaştırmak için hanidir “Avrasya seçeneği” şamatasıyla ŞİO’yu alternatif diye yutturmaya çalıştığını görmüyor mu?

Üstelik Kremlin lideri tabii ki adı var sanı yok; her hâlükârda da dünya sathında damgası yok birŞanghay Örgütü’nün Brüksel’le kıyaslanamayacağını bilecek kadar akıllıdır.

***


VLADİMİR Putin
 bunu bilir de o Brüksel’in kendisi bilmez mi? Soru abes kaçıyor!

Çünkü ne kadar tökezliyor ve ne kadar iç bünyede dahi hayal kırıklığı yaratıyor olursa olsun, AB yine de uluslararası çapta varolan yegâne siyasi, iktisadi ve mali yapılanmadır!

Yukarıdaki ŞİO’ye ek olarak kâh Asya’daki ASEAN, kâh Latin Amerika’daki MERCOSUR, kâh Afrika’daki OUA falan, bunlar aslında kâğıt üstünde kalan kurumlardır.

Her hâlükârda da değil AB’yle aşık atmak, onun eline su bile dökemezler.

Kaldı ki bizim projemiz açısından en hayati ve belirleyici unsuru Avrupa Birliği’nin politika, ekonomi ve finansa ek olarak bir de etik değerler manzumesi sunması oluşturuyor.

AB sözkonusu “ahlâkiyat”ta tek referans ve tek mihenk taşıdır. Başka emsal yoktur.

Ve müsaade buyurun da Yaşlı Kıta başkentleri bu istisnai özelliğin bilincinde olsunlar!

***

O HÂLDE Türkiye “ŞİO seçeneği de var” diye “itekleme” yapmak istemiş olsun, doğrusu böyle“tehditvari” bir yaklaşım o başkentlerin bir kulağından girer ve diğer kulağından çıkar.

Hatta aksine, zaten Ankara’yı baştan beri reddedenlerin eline “zaten bizden değildiler, şimdi bir de şantaja kalkışıyorlar” kozunu vereceği için hiçbir getirisi olmaz.

Dolayısıyla Başbakan’ın “Şanghay çıkışı”nı toplumsal projemiz açısından olduğu kadar diplomatik atak açısından da hedefi tutturamamış bir girişim olarak görmek gerekiyor

Ve tabii üçüncü ve en vahim bir ihtimal daha var: O da Erdoğan’ın bilinçaltında ve gönlünde Batı’dan ve Batılı değerlerden farklı bir aslanın yattığı varsayımıdır.

Bu konuyu daha geniş çerçevede incelemeyi başka bir yazıya bırakıyorum.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.