Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

CHP ve derin barış

  • 15.02.2013 00:00

 TARAF Deniz Baykal’ın salı günü yaptığı grup konuşmasını yorumlamak için ertesi sabah “Derin CHP” manşetini atmıştı.

İşte her şey buradadır!

Buradadır, çünkü anayasal yurttaşlık kavramını reddeden ve yine evladiyelik Türk tanımını sahiplenen Baykal tabii ki altı okun daima hedeflemiş olduğu “derin”i dile getirdi.

Bunu gizliliğini talep ettiği bir oturumda dışa vurmak istemesi de çok muhtemelen açıklamaya trajik bir boyut katmak ihtiyacından kaynaklandı.

Zaten tıpkı Meksika’nın Kurumsal Devrimci Partisi gibi sıfatların zıtlığına rağmen statükoyla inkilâbı birleştirmek iddiasını taşıyan bir CHP’den “hayır” sesi yükselmeyeceğini düşünmek hayalcilik olurdu.   Önümüzdeki gün, hafta ve aylarda daha da yükselecektir!

***

ÖYLE, zira akim kalmadığı takdirde Türkiye tarihî bir kavise ilerliyor. Viraj hayatidir!

İçine girdiğimiz barış süreci; yani aslında Kürt meselesinin de özünü oluşturan ve hem diğerinin kimliğini inkâr etmekten, hem de kendininkini dayatmaktan kaynaklanan “Türk sorunu”na çözüm aramak iradesi bütün taşları yerinden oynatacak ciddiyette bir hamledir.

Gerçekleşebilmesi ise ancak eski paradigmayı yenisiyle değiştirmekle mümkündür. Bunun için de işe en önce tanımlamalardan başlamak gerekmektedir.

***

OYSA sözkonusu tanımını “Ne mutlu Türküm diyene” sloganı ekseninde üretmiş ve bunu kitlesel kılmakta da büyük başarı kazanmış bir ulus-devlette yaşıyoruz.

Artı, Sevr kompleksinden “öteki” dehşetine, kolektif bilinçaltımızda hâlâ geçmişin travmalarıyla boğuşuyoruz. Rasyonalitesi olmayan bir korkunun hortlaklarıyla uğraşıyoruz.

Dolayısıyla, aynı ulus-devlet yurttaşlarını Türk sıfatını aşan bir tarifte buluşturmak girişimi mutlaka dirençle karşılaşacaktır. Aksini düşünmek yine hayalcilik olurdu.

Çünkü hiçbir statüko ideolojisi sahip olduğu konumu gönül rızasıyla terk etmez.

Hele hele, yukarıdaki kitlesel başarıdan ötürü zaten yabana atılmayacak bir destekle donanmış olan ideoloji ve güç hiç terk etmez. Böyle bir şey vaki değildir!

İşte Deniz Baykal’ın “derin CHP”si de bu direnç mevzilerinden birisini oluşturuyor.

Hatta eski paradigmanın temel direği olduğu için öncü müfreze saymak gerekir.

***

FAKAT Allah’tan, Antalya milletvekilinin şahsında cismanileşen ve ulusalcı hezeyanla bütünleşen yukarıdaki direniş artık altı oklu kurumun bütününü kapsamıyor.

Ikına sıkına bile olsa Baykal’ınkinden farklı bir CHP de doğum sancıları çekiyor.

Derindeki bulanık sulardan arınıp satıhtaki berrak sulara çıkmak iradesini yansıtıyor.

Ve tarihî bir barış arayışının hem onurunu, hem de sorumluluğunu taşıyan iktidar kurumunun muhalefet partisindeki bu izafi yenilikçiliği görmemek gibi bir lüksü bulunmuyor.

***

BULUNMUYOR, zira barışçı safları azami ölçüde genişletebilmek, direnç mevzilerini ise asgari oranda daraltabilmek CHP’nin “derin olmayan” kesimini de kazanmaktan geçiyor.

Şöyle diyelim: Bizzat eski statükonun can damarı bypass ameliyatına yattığına göre, operasyonun başarılı olabilmesi için her türlü tıbbî gereci cerraha alestada sunmak gerekiyor.

Bunun “bedeli” (!) AKP’ye başkanlık sistemi hedefinden caymak olarak ödetilirmiş!

Lâfı mı olur? Zaten çok münazaralı ve çok ham bir projeye ilişkin böyle bir “taviz” (!) iktidar partisinin ve Başbakan’ın soyunduğu tarihî misyonun yanında sıfıra tekabül eder.

Kaldı ki eski CHP’nin kendi “derin”inden kopmasına dış bünyeden fırsat tanıyan her açılım aslında yeni Türkiye’nin de derinine de kök salmak anlamına gelecektir.

Ve bu tür açılımlar “derin barış”ın en geniş başarısı için en akılcı yöntem olacaktır!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.