Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Françesko

  • 15.03.2013 00:00

 ÖNCEKİ akşam saat sekizi biraz geçiyordu ki cep telefonum çalmaya başladı.

Yok, her zamanki ziliyle çalmıyor. Bu defa çan ve kampana sesleri işitiliyor.

Hemen anladım!

Heyecandan elim ayağım bağlandı. Titriyorum. Haniyse sekte-i kalpten gideceğim.

Hadi hayırlısı, demek yeni Papa seçildi!

***

HAYIR hayır, lâtife diye söyledim. Kimin ruhani lider olacağından bana ne!

Fakat yine de biraz eğlence kabilinden, biraz da gazeteci işgüzarlığıyla “akıllı” (!) aparatıma Roma’daki oylamaları salise be salise duyuran alarmlardan birini yüklemiştim.

Bilişim teknolojinin vardığı noktayı düşünebiliyor musunuz? 

Tuşa dokunuyorsunuz ve Vatikan bacasından tüten duman ekrana canlı yansıyor.

Eh, Kudüs’e iki adım Lût gölüne bile ancak kaç vakitte gidebilmiş hey gidi İsa Mesih!

Gökten inse ve halefini bütün dünyanın artık ânında tanıdığını öğrense acaba ne derdi?

Neyse, derhal naklen yayın yapan Frenk televizyonlarından birini açtım.

Epey bekledikten sonra da Françesko nâmıyla Katolik tahta oturan Arjantinli Kardinal Jorge Mario Bergoglio’nun Aziz Petrus Meydanı’na toplanmış mahşerî kalabalığı takdis edişini seyrettim. Âmin! 

Âmin ama en önce ciddi bir parantez açacağım. 

***

İSTER benim yukarıda yaptığım gibi fonetik bir Françesko imlâsıyla yazın, ister kökendekiFrancesco kelimesini kullanın, her hâlükârda yeni papayı bu isimle anacağız.

Dünkü Taraf’ta yer aldığı gibi öyle Anglo-Saksonca bir Francis, mıransis yok!

Daha neler! Oldu olacak bari o Aziz Petrus’a da “Saint Peter” (!) falan diyelim.

***

ASLA! Diğerlerine kıyasla Ortodoks ve Katolik kültürlerle çok daha yakın temasımız olmuş olduğu içindir ki Hıristiyan isimler Türkçede ya Yunanca, ya da Latince zikredilir.

Öz be öz kendi Müslüman lügatini bilmeyen; dolayısıyla İsevilikle paylaştığımız Arâmî ve Arabî din terminolojisinde de yabancı olduğu için ilk defa Shakespeare lisanında duyduğu deyimleri aynen tercüme eden cehalet artık tak dedirtti!

Zaten dehşet bir hoyratlıkla Türkçeyi İslam’dan “laikleştirerek” (!) sonsuz geniş bir düşünce sistematiğini katlettik. Şimdi bir de Hıristiyanlığı “İngilizceleştirmenin” âlemi yok!

Kaldı ki sözkonusu İngilizce esas itibariyle Protestanlığa aittir.

Onunla kıyaslanmayacak ölçüde geniş ufuklara bakan Katolikliğin dili olamaz!

***

EVET, zahir bilinçaltıma işlemiş Jakoben şartlanmadan olacak, bir vakitler yukarıdaki Katolikliğe çok hasmane bakmış olmama rağmen epeydir ben de Nietzsche’ye katılıyorum.

Alman filozof ki, babasının Protestan peder kimliğine karşın aynı Protestanlığın öncüsü Luther’i“Latin inceliklere aklı ermeyen bön ve köylü bir rahip” ilân etmişti.

Vatikan’ın dogma ve ritüellerine karşı çıkmakla da kutsalın içini boşalttığını eklemişti.

Doğru, zira o dogması ve ritüeli tırpanlanarak dünyevileşen bir kutsal yine Nietzsche’nin “Tanrı öldü” diye tanımladığı nihilist inançsızlık tragedyasına kapıyı aralamış oluyor.

Buradan itibaren de gerisi çorap söküğü gibi geliyor ve modernitenin krizi başlıyor.

Ve işte Roma Kilisesi’nin büyüklüğü de bu tür bir sadeleştirmenin getireceği tehlikeyi sezinleyip yüzyıllardan süzülmüş gelenek ve mitolojileri terk etmemesinden kaynaklanıyor.

Buna her Papa seçimi sırasında Aziz Petrus Meydanı’nda tüten dumanın heyecanını ve akıllı cep telefonlara yüklenen bilişim teknolojisi alarmlarını da dâhil ediyorum.


Françesko
 Katolik âleme ve insanlığa hayırlı olsun!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • Onur Dinçer
    Onur Dinçer
    15.03.2013 18:09

    İmla itirazı çok haklı. Hristiyan isimlerinin İngiliz telaffuzuyla telaffuz edilmesi Anglo-Sakson dışı dünyada ancak Japonya gibi Hristiyanlıkla teması çok geç olmuş yerlerde görülür. Bizse Hristiyanlarla tarihi olarak asırlar boyu çok sıkı teması olan bir Doğu Akdeniz halkı olduğumuz için Hristiyan isimlerini komşu Doğu Akdeniz dillerindeki (başta Yunanca ve Ermenice olmak üzere) gibi telaffuz edegelmişiz. Hatta halk tabirlerimizde bu isimlere çok sık rastlanıyor. Dimos, Dimitru, Serkis gibi.

  • Onur Dinçer
    Onur Dinçer
    15.03.2013 09:32

    Türkçeyi katleden bizzat yaptığı "Dil Devrimi"yle Atatürk oldu. Sadece alfabeyi değiştirse problem yoktu. Ama o dili de değiştirmeye kalktı ve içine etti.