Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Sol ve milliyetçilik

  • 16.03.2013 00:00

 ŞEYTAN kulağına kurşun, “barış süreci” şimdilik iyi gidiyor.

Eğer “mutlu son”a ulaşılabilirse yeni ve eşit bir yurttaşlık sözleşmesi imzalayacağız.

Böylesine radikal bir yenilenme ise tabii ki zihin parametrelerini de dönüştürecek.

Dolayısıyla Taraf’ın milliyetçiliğe ilişkin yazı dizisi bu dönüşüm dinamiğini sorgulamak açısından büyük önem taşıyor.

Ve gazetemizin okuyucu kitlesi de şöyle veya böyle “sol” kültüre aşina olduğundan bugün o “sol”la yukarıdaki milliyetçilik arasındaki ilişkiye kısaca değinmek istiyorum.

***

YENİ kuşaklar bilmediği için aşağıdaki olayı tekrar hatırlatacağım. İlk bakışta masum bir hata gibi gözüken fakat aslında bütün bir ruhiyatı ele veren gelişme şu seyri izlemişti.

Atmışlı yılların sonuna doğruydu ki “Eskitüfek” müstear adıyla yazan ve komünist kimliği malûm olan Mihri Belli Fransız solunun ünlü ismi Jean Jaurès’ten bir alıntı yaptı.

Fakat “iyi sosyalist, iyi yutseverdir” ifadesini “iyi milliyetçidir” diye tercüme etti.

Tahrifat yüzüne vurulduğunda ise “ikisi de aynı kapıya çıkar” diye tevile kalkıştı.

Hayır, çıkmaz!

***

ÇIKMAZ, çünkü milliyetçilik kelimesi ve ideolojisi tarihî süreçte evrim geçirdi.

Olumsuz kavis çizdi ve baştaki korungan içeriğini saldırgan dürtüyle değiş tokuş etti.

Ulus-devlette hâkim millete dönüştüğü an ezilen milletin milliyetçiliğine hak tanımadı.

Nitekim açık açık Hitler’den gizli gizli Stalin’e, bütün totaliter ideolojiler daima bu hasmane eksen ve üslupta yükseldiler. Tesadüften söz etmek kuyruklu yalan olur.

Oysa yurtseverlik farklı bir şeydir. Herhangi bir “öteki”ne husumet beslemez.

“öteki”ne kendini dayatmaz ve var olanı sahiplenmek iradesiyle yetinir.

Yani başta Kürtlerinki olmak üzere ne aidiyeti inkâr, ne de Türk tanımını empoze eder.

Dolayısıyla geriye dönüp baktığımızda şunu tekrar saptamak zorundayız:

Yukarıdaki tahrifat aslında Türk solunu ta 1920 Bakû Kongresi’nden beri belirleyen milliyetçi içgüdüyü ve derin bilinçaltını yansıtıyordu ki, öyle masumane bir hata falan değildi!

***

NİTEKİM aynı atmışlı yıllardaki “sol yükseliş” yine bu içgüdüyle ivme kazandı.

Dönüm noktası 1964 Kıbrıs olaylarıdır. Aslında klasik bir sağ ruh, ABD müdahaleye izin vermediği için“coniye ve palikaryaya lânet” söylemiyle; artı, dönemin Hava Kuvvetleri komutanına hitaben“bombala Tansel, bombala” çağrısıyla kendine “sol” demeye başladı.

Zaten sonraki senelerin “ordu gençlik el ele, milli cephede” sloganından başlayın ve yine komünist lider Hikmet Kıvılcımlı’nın 12 Mart darbesini “ordu kılıcını attı” diye selamlamasına, oradan da Karanlıkçı Maocuların 12 Eylül darbesine övgü düzmesine uzanın.

Hep aynı seyir izlendi ve tek tük istisnalar hariç Türk “sol”u evrensel sol kıstaslarda asla yeri olmayan ve asla olamayacak olan en uç, en geri ve en sağ milliyetçiliği sahiplendi.

**

SÖZKONUSU milliyetçiliğin bugün tırmandığı zirve ve en sağ nokta ulusalcılıktır!

Örneğin aynı Maocular artık faşizmi bile aşarak işi neo-Nazizm cinnetine vardırdılar.

Dolayısıyla, eğer barış süreci dinamiğinde bütün zihin parametreleri yenilenecekse böylesine vahim ve müzmin bir hastalığı tedavi etmeye çalışmanın tek bir yöntemi mevcuttur.

Bir; günümüz milliyetçiliğiyle yurtseverlik arasındaki farkı döne döne vurgulamak!

İki; kendini yeniden üretmek lüksü bahşedilmiş bu ideolojinin ruhi arazlarını deşmek!

Üç; sol kültüre ait olduklarını düşünen insanları, evrensel sol değerlerle milliyetçiliğin, hele heleulusalcılık gibi “ultra sağ” bir totalitarizmin asla uzlaşamayacağına ikna etmek!

Okuyucuları o sol kültüre aşina gazetemiz Taraf son yazı dizisiyle bunu yapıyor.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.