Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Nevruz ve tarih dışı sol

  • 23.03.2013 00:00

 BÜTÜN bücürler gibi bizim “sol” (!) da boyundan büyük lâf paralamakta pek üstattır.

Dolayısıyla “tarihin çöplüğü” ifadesini de ziyadesiyle sever.

Kapitalizmi, emperyalizmi, liberalizmi, şunu bunu oraya atacağına dair öyle çok nutuk çekti, eh bu kadar yükü kaldıramayacağına göre o tarih herhâlde şimdiden tedbirini almıştır.

Ne bileyim ben, zahir bir yerlerde atık yakma fabrikası falan kurmuştur.

Zaten deyimin Troçki’ye ait olmasına rağmen en Stalinciler de ağzından düşürmez.

***

NORMALDİR! Çünkü bu birincisi de aslında ikincisiyle aynı kumaştan dokunmuştu.

Nitekim nâm-ı diğer Lev Bronstein yukarıdaki ifadeyi, kendisinin de elebaşı olduğu Bolşevikler iktidarı tamamen gasp ettiğinde “Sosyalist Devrimci” muhalefet için kullanmıştı.

Birazdan Kızıllara karşı “ekmek ve hürriyet” şiarıyla isyan etmiş Kronstadt işçilerini de katledecek olan hazret o muhalefete “tarihin çöplüğüne defolun” diye lânet yağdırmıştı.

İşte bizim “solcular”ın (!) dil pelesengi ettiği deyimin kökeni buraya uzanır.

***

PEKİ, tarihin gerçekten de bir “çöplüğü” var mıdır? İhtimal vermiyorum.

Zira başta Hegel mirasçısı Marksizm olmak üzere iradeci, “bilimci” (!) ve ilerlemeci teorilerin zıddına, o tarih sonsuz çetrefil ve asla öngörülemeyecek bir kaosa tekabül ediyor.

Dolayısıyla, bir müneccim şarlatanlığıyla geleceği okuyamayacağımıza göre, çöpe atıldığını varsaydığımız pek çok şeyin yarın tekrar baş tacı edilmeyeceğine hükmedemeyiz.

Fakat yine de “tarih dışılık” diye bir olgunun olabileceğini saptamamız gerekiyor.

***

BUNUNLA, daha ânında “tarihî” olduğu fark edilecek ölçüde önem taşıyan olayların gerçekleştiği bir süreçte sözkonusu süreci “ıskalamak” durumunu kastediyorum.

İşte Türk “solu”nun (!) bugün durduğu yer de burasıdır!

Çünkü o “sol” Kürt meselesinin hale yola girmekte, dolayısıyla da baştan sona bütün parametrelerin değişeceğini ve değişmek zorunda olduğunu hâlâ zerre kadar kavrayamıyor.

Kavrayamadığı için de reddediyor. Reddettiği için de “tarihin dışında” debeleniyor.

***

BELKİ, “sanki ‘sol’ dün tarihe dâhil miydi ki harice bugün çıkıyor” diyeceksiniz.      
Doğru! Doğru ama günümüz Türkiye’sinin iç dinamiklerle dönmekte olduğu viraj o dünün genel dünya konjonktürüyle bile karşılaştırılamayacak ölçüde hayatiyet arz ediyor.

Zira Duvar’ın yıkılışına rağmen ülkemizdeki statüko daha epey müddet yaşayabildi.

Bu süreklilikten ötürü de “sol” (!) kendini cidden sorgulamak ihtiyacını hissetmedi.

Eski hamam, eski tas gitti. Bolşevik lügatten ve emperyalizm öcüsünden vazgeçmedi.

En kabadayısı, rotayı aslında her zaman kan kardeşi olmuş olduğu milliyetçiliğin bir üst düzeydeki totaliter boyutuna tekabül eden ulusalcılık varyantına çevirmekle yetindi.

Başka bir deyişle, Türkiye Soğuk Savaş bitiminden şu son yıllara kadar ne kadar “tarih dışı” kaldıysa“sol” (!) da işte o kadar “tarih dışı” kaldı ki, zevahiri az çok kurtardı.

***

OYSA zaten yine son yıllardan itibaren ve tedricen tekrar tarihe dâhil olmaya başlayan aynı Türkiye 2013 Nevruz’uyla; yani Kürt sorununu çözümlemek iradesinin kesin somutluk kazanmasıyla birlikte, geçici bir süre yaşadığı “tarih dışı” süreci tamamen noktalamış oldu.

Gelişmeleri hep beraber göreceğiz! Köhne ve arkaik “sol”un (!) kâh “emperyalizm” diye (!) bin bir dereden su getirerek, kâh da en şoven ve en ırkçı ulusalcılığı teorize ederek yukarıdaki olguyu reddetmesine veya burun kıvırmasına rağmen hayat bunu ispatlayacak.

Yine de o “sol” gibi tarih konusunda boyumdan büyük lâf paralamak âdetim değildir.

Çoktan tarihin çöplüğüne gitti demiyorum ama bizim “sol” çoktan “tarih dışı” kaldı.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.