Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Thatcher’in ardından

  • 12.04.2013 00:00

 BÜYÜK Winston Churchill’in dili de “Church’s” marka bir pabuç kadar büyüktü.

İronik bir üslubu vardı. Polemiğe bayılırdı. Bunu da çok usturuplu biçimde yapardı.

Meselâ da dönemin İşçi Partisi lideri ve rakibi Clement Attlee’yi şöyle iğnelemişti:


“Pek mütevazı bir insan. Zaten öyle olmamasını gerektirecek bir melekesi yok!”


***

FAKAT malûm, 1945 seçimlerine aynı Attlee tarafından yenilgiye uğratılan aynı Churchill’in ömrü kendisinden kırk yıl sonra iktidara gelen Thatcher’i görmeye vefa etmedi.

Ama görmüş olsaydı bile ona da yukarıdaki türden iğneleme yapacağını sanmıyorum.

Oysa küçük burjuva bir aileden inen ve aristokrasi tarafından müstehzi bir tebessümle karşılananDemir Leydi de hâl ve oluş tarzı itibariyle öyle burnu havalarda birisi değildi.

Bakkal kızı olduğunu hiç saklamadı. Aksine, bunu daima iftihar vesilesi yaptı.

Lâkin iş karakter bâbına geldiğinde Margaret Thatcher’in tevazula ilgisi yoktu.

Zaten de tavize hiç yanaşmadığı içindir ki meşhur lakabını bileğinin hakkıyla elde etti.

***

GENEL olarak insanları, özel olarak da “homo politicus”u, yani siyasi insanı kesin bir ak-kara ve iyi-kötü ekseninde yargılamak çoğu defa yanlış hükümlere yol açar.

Hayatın akışı gibi onlar da gri tonlara ve göreceli kıstaslara daha yakın dururlar.

İşte pazar günü vefat eden ve 20. yüzyılın önemli şahsiyetlerinden birisi olarak sivrilen Muhafazakâr lideri de böyle izafi bir tablo çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.

Çünkü Thatcher ne olumsuzluklarından dolayı yerin dibine sokulacak, ne de olumluluklarından ötürü göklere çıkarılacak bir kimlik yansıtıyordu ki, toprağı bol olsun!

***

OYSA doğru, iktidara gelir gelmez uyguladığı neo-liberal politikalarla Demir Leydi “yoksul düşmanı” sayılan bir rotaya saptı. Artı, gelir dengesizliklerini daha çok pekiştirdi.

Üstelik aynı politikalarla “inayetli devlet”in, yani yurttaşı beşikten mezara üstlenen sosyal sistemin de çanına ot tıkadı. Fakat aşağıdaki gerçekleri da görmezden gelemeyiz.

Liberal iktisatçı Beveridge’nin planlama teorisini derhal pratiğe geçiren yukarıdaki Attlee’denitibaren, otuz yıllık İşçi Partisi döneminde İngiltere ekonomisi tepetaklak gitmişti.

IMF kredileriyle ayakta durur hâle gelmişti. Sanayisine tek bir yeni vida eklememişti.

Zaten yukarıdaki “inayetli devlet”in korungan dürtüsü de yurttaşları vasatla yetinen insanlara dönüştürmüştü. Britanya bir mediyokrasi kraliyeti manzarası sergiler olmuştu.

Ve Margaret Thatcher 1979’da bir girdi, pir girdi ki, saydığım olumsuzluklara rağmen ülkeye devasa bir dinamizm getirdi. İngiltere kısa sürede tekrar üst basağa sıçradı.

Hammersmith gibi semtlere kayan Londra sakinlerin simgeleştirdiği yeni bir orta sınıf doğdu ki, işteDemir Leydi’nin çelik balyozu onlar vasıtasıyla paslı örse indi.

***

ÖTE yandan, Arjantin cuntasının 1982’deki Falkland işgaline de pabuç bırakmadı

Dünyanın öteki uçundaki adayı geri alan Thatcher, 1956 Süveyş hezimetinden beri milli dürtüleri dumura uğramış Büyük Britanya halkına yeniden yurtseverlik ruhu şırıngaladı.

Uluslararası planda çok daha önemlisi ise, bir yandan aynı dönemde iktidar paylaştığı ABD BaşkanıRonald Reagan’ın “şahin” ve dişe diş siyasetlerine tavizsiz destek verdi.

Böylelikle de komünizm ve SSCB’nin çözülmesine giden yolda hayati rol oynadı.

Fakat diğer yandan da Mihail Gorbaçov’la birlikte o SSCB’nin dönüşeceğini ânında kavrayan ilk politikacı oldu. Aynı Reagan’ı aynı Gorbaçov’u desteklemeye ikna etti.


Demir Leydi
 gerektiğinde kadife eldiven içindeki çelik yumruğu gevşetmesini bildi.

Ve işte bütün bunlardan dolayı da akla kara arasındaki gri tonlarda gezinen Margaret Thatcher hem sevapları, hem günahlarıyla 20. yüzyıl tarihine geçti ki, toprağı bol olsun!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.