Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Bir faşistin anısına

  • 24.05.2013 00:00

 SALI öğleden sonra ajanslar şu iki satırlık vaka-ı âdiye haberini geçti.


“Paris’teki 
Notre Dame katedralinde intihar gerçekleşti. Mihrabın önünde ağzına tabancayla ateş eden kişinin aşırı sağ ideologlardan Dominique Venner olduğu sanılıyor.”

Üzüldüm. Üzüldüm, ama yadırgamadım. Hatta böylesini bekliyordum bile diyebilirim.

Çünkü bu asil ve erdemli faşist ancak yine bu asaletli jestle hayatını noktalayabilirdi.


***


FAŞİST
 dedim ama ben sözkonusu kelimeyi öyle bol keseden sarfetmem.

Komünistlerin her önüne geleni karalamak için dil pelesengi ettiği ve kendi lügatini dayatmak için de gerçek içeriğinden soyutladığı faşist sıfatı illa küfür değildir.

Dolayısıyla Venner’i faşist diye adlandırabilirim, zira Mussolini ideolojisine yakın durduğunu zaten daima kabullendiği için kendisi de bundan gocunmazdı.

***

YETMİŞ sekiz yaşında ve kasten Fransa sembolü bir katedralde gönüllü ölümü seçen o Venner ki daha yirmilerini sürerken, Cezayir bağımsızlığına karşı de Gaulle’e suikast planlayan gizli OAS örgütünün bünyesinde yer almıştı. Epey müddet mahpusta yattı.

Sonra akıl çağına girdi. Felsefeye, tarihe, dilbilime ilişkin muazzam birikimiyle hem “Yeni Radikal Sağ”ın, hem de “Avrupalılık milliyetçiliği”nin teorisyenlerinden birisi oldu.

Irkçılık yapmayan fakat Vico’ya, Herder’e, de Maistre’ye uzanan ve bir yandan muhafazakâr, diğer yandan da devrimci bir “kendine aidiyet” dürtüsüyle küreselliğe, muhacirliğe, melezliğe, Amerikancılığa karşı çıkan son derece hacimli kitaplara imza attı.

On senedir de çok ciddi bir tarih dergisi olan Nouvelle Revue d’Histoireı yönetiyordu.

Yani bana sorarsanız, fikirlerinin çoğunluğunu reddetmeme rağmen yine ancak son on yıldır keşfettiğim Dominique Venner en önemli Avrupa entelektüelleri arasında yer alıyordu.

***

FAKAT bunu söyledim diye kendisinin “meşhur” olduğu sanılmasın. Tam tersine!

Nitekim dediğim gibi, intihar bir polisiye vakaymışçasına duyurulduktan saatler sonra bile Fransevî medya Venner’in doğru dürüst bir biyografisini dahi yayımlayamadı.

Bana sorsalar İstanbul’dan postalardım ki, işi magazinleştirdiler. Faşist entelektüelin eşcinsel evliliğini protesto etmek için kendini öldürdüğüne dair spekülasyonlara başvurdular.

Fransız basınının bu partizanlığını da yadırgamadım. Çünkü Dominique Venner Paris fikir hayatını zapt-u rapta almış “sol intelligentsia” (!) tarafından tamamen dışlanmıştı.

Hani şu Stalin’e methiye düzmüş bir Jean-Paul Sartre’ın kuyruğunda giderken, her daim akıntıya karşı doğruları haykırmış bir Raymond Aron’u Aron’la haklı çıkmaktansa Sartre’la yanılmak evladır” budalalığıyla aforoz eden ve bizim “sol”u (!) da ezelden beri peşine takan Saint Germain Bulvarı “entelokratları” var ya, işte onları kastediyorum.

Ciğeri on para etmez münevveranı “sol” diye şişiren bu zaptiye, tarihi Hegel- Marx perspektifi ötesinde okuyan Venner’i de diğer sağ aydınlara yaptığı gibi kitaptan silmişti.

***

ŞU kesin ki kendi ölümünü özgürce belirlemek, bu iradeyle donanmış kişiden başka kimsenin prangaya vuramayacağı en son hürriyettir. İnsanlar bundan ötesine sahip değildir!

Dolayısıyla da intihar bazen çok asil bir harekettir. Ahlaki ve felsefi bir manifestodur.

Meselâ “sol” (!) addedilen Stefan Zweig 2. Dünya Savaşı’nın barbarlığına, “sağ” (!) sayılan Yukio Mişima da Japonya’nın aczine karşı böyle bir manifestoya imza attılar.

Onaylamıyor olabiliriz ama jestin simgeselliğini ve dürüstlüğünü sorgulayamayız.

Ve işte büyük faşist entelektüel Dominique Venner de o simgeselliği Fransa sembolü Notre Dame Katedrali’nde; o dürüstlüğü ise sahiplendiği değerler ekseninde tabanca mermisine dönüştürdü ki, inandığı Pagan tanrıların ve tapındığı Kelt totemlerin mağfireti üzerinde olsun!

YAZININ TAMAMI
http://www.taraf.com.tr/hadi-uluengin/makale-bir-fasistin-anisina.htm

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • f guner
    f guner
    24.05.2013 15:34

    başlığı görünce hayri kozakçıoğlu yazısı sandım... değilmiş