Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Taksim 68 Mayıs’ı olur mu

  • 14.06.2013 00:00

 “YASAKLAMAK yasaktır!” Fransa’daki 1968 Mayıs’ına bu şiar damga vurmuştu.

Nitekim o tarihten itibaren de literatüre girdi. Zaten hâlâ dil pelesengi ediliyor.

Böylesine bir slogan siyasetbilim lügatinde liberter olarak adlandırılır.

Yani sırf görünür bir totalitarizme, despotizme, teokratizme vs.’ye karşıtlıkla yetinmez.

Daha da öteye gider ve her türlü otoriteyi reddeder. Men etmek fiilini de kitaptan siler.

Ama tabii ki hayalcidir! Tabii ki ütopiktir! Tabii ki kurgudur!

Olsun! Bazı hayaller, bazı ütopyalar, bazı kurgular çağrıştırdığı şeyler açısından iyidir!

Yasaklamak hakkından feragat eden bir slogan ahlaki açıdan dürüsttür ki, ideal bir hürriyetçiliğin de manifestosunu özetleyen bu ruhiyat Türkiye’deki 2013 Haziran’ıyla Fransa’daki 68 Mayıs’ı arasındaki izafi ve kısmi benzerliklerden birisini oluşturmaktadır

***

KIYASLAMAYI sözkonusu anti-otorite ve liberter eğilimin de ötesine taşıyabiliriz.

Çünkü zaten ilk günden beri vurguladığım gibi Gezi Direnişi öncülerinin çok Batılı bir çehre yansıtmasının ötesinde, gelişmelerin diğer boyutu da 68 Mayıs’ıyla paralellik arzediyor.

Bununla polisin hoyrat tavrını; marjinal grupların hareketi gasp etme çabalarını; dolayısıyla vurdu-kırdı durumunu; daha dolayısıyla da muhtemel sonuçlarını kastediyorum.

Zira Paris’in 1968’i de İstanbul’un 2013’ü gibi spontane bir eylem olarak başlamıştı.

Ve orada da tıpkı Türkiye’de olduğu gibi azılı azınlık kategorisine giren ama örgüt organizmasını sağlama oturtan sol yapılanmalar işi çığırından çıkartmakta gecikmemişti.

Tabii ülkemizde daha ciddi kene olarak bunlara bir de ulusalcıları katmak gerekiyor.

Gerçi doğru, iktisadi talep içermediği için sendikaların ve Komünist Partisi’nin uzak durmasına rağmen Fransa’da “sol halk” denen epey bir kesim insan sokağa indi.

Öyle ki, Cumhurbaşkanı de Gaulle ordunun nabzını yoklamak ihtiyacını bile hissetti.

Her hâlükârda Fransa atmışsekizcileri ufuktaki Devrim’e ramak kaldığı havasına girdi.

***

OYSA aksine, sonrası hiç de umulduğu gibi gelmedi. André Malraux’nun öncülük ettiği sessiz çoğunluk 30 Mayıs 1968 günü Champs Elysées’de bir anti-yürüyüş düzenledi ki, Meclis’i feshedenCharles de Gaulle de erken seçimlere gidince sağ dev bir zafer kazandı.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa Parlamento’da mutlak çoğunluğa sahip oldu.

Yeni bir 68 korkusu’ndan ötürü de on üç yıl boyunca politik durum hiç değişmedi.

***

POLİTİK durum değişmedi ama h-a-y-a-t değişti!

Hem Fransa’da değişti, hem de o Mayıs’ı az çok yaşamış diğer tüm ülkelerde değişti.

Hayalci olsa bile “yasaklamak yasaktır” sloganının geri planında yatan özgürlükçü dürtü, iktidarlar ister sağa, ister sola meyletsin, tedricen bütün Batı toplumlarını etkiledi.

Feminizmden çevreciliğe, yeni tür sosyolojik parametreler yeni hayatı belirler oldu.

Bırakın totaliter ideolojileri, otoriter eğilim ve yansımalar da hızla beyinlerden silindi.

Başka bir deyişle 68 Devrimi iktisadi ve siyasi değil zihnî ve felsefî bir Devrim oldu.

***

O hâlde şimdi sormamız gereken soru şudur: 68 Mayıs’ıyla ciddi benzerlikleri olan 2013 Haziran’ı acaba Türkiye’de de böyle bir zihnî ve felsefî devrime zemin yaratacak mıdır?

Yani hem otoriter eğilimiyle hayat tarzına göz koyan iktidar, hem de totaliter ideolojisiyle harekete el koymaya çalışan ulusalcı kesim Taksim’in çağrıştırdığı “yasaklamak yasaktır” ruhiyatındaki özü kavrayarak “devrimci” bir silkiniş gerçekleştirebilecek midir?

Doğrusu, buna cevap vermek müneccim işi olduğundan ben tahmin yürütmeyeceğim.

Ancak hem ümit etmekle yeniyorum, hem de 30 Mayıs 1968 Fransa’sındaki anti-yürüyüşü ve siyasi sonuçlarını hatırlatarak Gezi Direnişçileri’ni ihtiyata davet ediyorum.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.