Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Alevi meselesi

  • 19.07.2013 00:00

 GEZİ olayları ve uzantıları sırasında ölen beş kişiden beşi de Alevi kökenliydi.

Burada bir kasıt ve kumpas keşfetmek için zırdeli olmak gerekir!

Eh, mezhebî kimlik kimsenin alnında yazmıyor. Güvenlik güçleri ise o aidiyeti gaipten haber veren aletler kullanmıyor. Böyle bir aparatı bilim-kurgu senaryoları bile icat edemedi.

Dolayısıyla, bütün maktullerin Ehl-i Beyt inancındaki insanlardan oluşması asla ve asla komplo teorisiyle açıklanamaz.

Fakat bir tesadüften de söz edilemez!

Mantıkî bir izah aramak zorundayız ki gerçeğe en yakın hipotez şöyle şekilleniyor:

***

EĞER aritmetik formül ararsak, demek Türkiye genelinde şu kadar yüzdeyle azınlık olan Aleviler Taksim protestolarına o yüzdenin haydi haydi üstünde bir rakamla katıldılar.

Nüfus dağılımına ters ölçekli bu olguya muhtemelen bir de onların en görünür ve en ön saflarda yer alması eklendi. Yani hedef olmak şansı istatistik skalada üst seviyeye çıktı.

Artı, aynı Alevilerin ülke ortalamasını aştığı illerdeki gösteriler de oranı yükseltti.

***

ASLINA bakarsanız yukarıdaki tesbit hiç de yadırgatıcılık içermiyor.

Çünkü öncüleri buradan yola çıkmış olmasalar dahi Taksim olayları baştan beri ve çok genel anlamıyla “laik sol” (!): daha dar çerçevede ise Kemalist ve ulusalcı eksende algılandı.

Her hâlükârda da protest bir nitelik taşıdı.

Dolayısıyla, zaten sözkonusu eğilimlerin belli başlı “müşteri kitlesini” (!) oluşturan ve tarihî gelişimden ötürü de o protest kimlikle özdeşleşen Alevilerin “başa güreşmesini” normal bir gelişme olarak yorumlamak gerekiyor.

Peki de, bu durum nesnel açıdan normaldir ama öznel açıdan normal midir?


İlk bakışta
 değilmiş gibi geliyor!

***

DEĞİLMİŞ gibi geliyor, zira hakikaten de Ehl-i Beyt inancındaki çoğunluk yukarıdaki genel tercihleriyle “cellâtlarına âşık kurban” manzarası sunuyor.

Kendine eziyetten haz duyan bir mazoşizmden dahi bahsedebiliriz!

Nitekim “İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi- Bektaşi Politikaları” başlığıyla Ayşe Hür Radikal’de tekrar özetledi, bazen riyakâr ve fırsatçı biçimde sırt sıvazlasalar bile Türkiye’deki bütün modernleşmeci iktidarlar da aslında Alevileri hep Sünni perspektiften algıladılar.

En hafifinden ihtiyatkârlıkla, fakat esas olarak düşmanlıkla yaklaştılar.

Dolayısıyla, hem Dersim katliamı, hem de diğer pratikler ortadayken Alevilerin hâlâ nasıl aynı rotada ısrar edebildiği sorusu sorulduğunda, mevcut durum sonsuz anormal geliyor.

***

ÖTE yandan, başlarına kırmızı kurdele bağlayarak ölüm orucuna yatan “sol” (!) fanatikleri veya Başbakan’ın vereceği Muharrem Orucu iftarına katılacakların “düşkün” (!) ilân edileceği tehdidini savuran dedeleri nasıl es geçebiliriz?

Yine bazı marjinal “sol” (!) örgütlerin babadan toruna bir gelenek hâlinde ve daima aynı Alevi ortamdan militan devşirmesini hangi laik ve modernist temelde açıklayabiliriz?

O hâlde şüphe yok, ister seküler, ister mezhebî söylem kullansınlar, ciddi bir kesim Alevinin hem Farsî Şiiliğin ilelebet yakınma eziyetinden arınamadığını; hem de zıddındaki Sünni bağnazlığa rahmet okutan bir teolojik boyutla donandığını saptamak zorundayız.

***

BUNU da saptadık ve yine ilk bakışta tekrar son derece anormal bulduk.

Fakat dikkat, kasten hep ilk bakışta diye vurguladım.

Daha derin bir bakışla normal sayılabileceğini kavrayabiliriz ki, buna yarın geleceğim.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.