Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Dile, Ataç’a ve Otto’ya dair

  • 31.07.2013 00:00

 NURULLAH Ataç’ı sevmem. Allah taksiratını affetsin, günahları diz boyudur.

Bir kere öz Türkçeöz Türkçe diye Türkçenin canına okumuşların en başında gelir.

Oysa prostata şifa kereviz usaresi mi kaynatıyoruz, hiçbir lisanın özü mözü olmaz!

Millisi- gayrı millisi; laiki- dindarı; ilericisi- gericisi; sağcısı- solcusu falan da olmaz.

Hele hele kız oğlan kız iffetlisi hiç olmaz!

Sözcükler manastıra tıkılacak rahibe değil, onları bekâret kontrolünden geçirmiyoruz.

***

ÖYLE, çünkü her dil çok uzun süreçlerde ve daima diğerlerinden etkilenerek evrilir.

Hem fahişelik, hem jigololuk, hem de muhabbet tellallığı yaparak zenginleşir.

Namus zaptiyesinin prangasına asla gelmeyeceği için de onların “öz”ünü (!) aramaya; bulamadığınız takdirde ise uydurmaya kalkışırsanız şimdiki fecaat durum ortaya çıkar.

Yani kelimeleri, sıfatları, tamlamaları ve nüansları kör baltayla hacamat ettiğiniz için aslında düşünceleri hadım etmiş olursunuz. Böylelikle de totaliter nüveler yeşertirsiniz.

Artı, geçmişle muazzam bir kopukluk yarattığınız için kolektif hafızayı silersiniz.

Sonra buyurun cenaze namazına ki, işte musalla taşındaki maktulün ilk katili Ataç’tır!

***

ÖTE yandan hazretin başımıza belâ ettiği diğer illet de devrik cümle merakı olmuştur.

Ne Fransızcadaki Céline’in, ne İngilizcedeki Joyce’un eline su bile dökemeyecek olmasına rağmen de bunu yazı dilini konuşma diliyle bütünleştirmek için yaptığını söyler.

Hayır! Bin defa hayır! Bütün lisanlarda ikisi farklı şeylerdir.

Çünkü gramer, noktalama ve sentaks kurallarından ötürü farklı olmak zorundadır!

Konuşurken kurulan bir devrik cümlede telaffuz ve vurgulama, anlamı derhal yansıtır.

Oysa alıntılama ve şiir gibi istisnai durumlar hariç yukarıdaki ifade tarzını satırlara da aynen yansıtırsanız okuyucu afallar. Tereddüde düşer. Her hâlükârda da yapaylık oluşur.

***

BİTMEDİ! Nurullah Ataç’la birlikte hem öz Türkçe hezeyanı, hem de devrik cümle budalalığı birer alâmet-i farikaya dönüştü. Niceliğimiz alnımızdan okunmaya başlandı.

Biraz feraset sahibiyseniz, kim ki yerli malı değil diye lügatten sözcük aforoz ediyor ve kim ki sayfada ters cümle yumurtluyor, onun kendini laikilericisolcu saydığını veya formasyonu sırasında bu tür rahle-i tedristen geçtiğini yahut şartlandığını derhal anlıyorsunuz.

Tevekkeli Orhan Veli aynı Ataç’ı boşuna “Nurullah Atâ / Soğan salata / Drink galata” diye tiye almamış... Yine de umalım ki hâlâ zebani ateşlerinde yanıyor olmasın!

***

FAKAT dobra dobra söyleyeceğim, Nurullah Ataç’a duyduğum hasmanelik sırf dilbilim meselesiyle, yani özünde ideolojik boyutla da sınırlı kalmıyor.

Bir de köpek hissiyatına ilişkin derin ve vahim anlaşmazlığım devreye giriyor.

Çünkü o Ataç bir denemesinde sırf kedilere uzun uzun methiyeler düzmekle yetinmez.

Zaten bu kadarla kalsa itiraz etmeyeceğim. Yıllarca besledim, ben de kedileri severim.

Ama köpekleri de severim! Hatta muhtemelen daha çok severim.

Oysa Nurullah Atâ Bey orada da yine çizmeyi aşar ve işi köpekleri hakarete vardırır.

Bütün fütursuzluğuyla, yemek tarzlarından sadakat dürtülerine, kuçukuçuları aşağılar.

Soğan salata / Drink Galata” artık yetti, şimdi depoya gider!

***

İMDİİ, işin aslına bakarsanız ben yukarıdaki satırları köpek yetim yurdundan evlat edindiğim ve önceki akşamdan beri hanemizi şenlendiren Otto için yazmaya karar vermiştim.

Fakat demek Ataç’a öyle kızgınmışım ki verip veriştireceğim derken yerim kalmadı.

Neyse, Otto biraz yeni evine ve sahiplerine alışsın sizi encamından haberdar ederim.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.