Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Çarşı mı, Silivri mi

  • 2.08.2013 00:00

 GEREK ailemde, gerek çevremde çarşı sözü bir tek Kapalıçarşı için kullanılırdı.

Onun dışında, Aksaray, Kadıköy, Beşiktaş gibi büyük semtlerde mevkii olarak sürekli var olan ve gıda özelliği öne çıkan alışveriş mekânlarına pazar denirdi.

Meselâ anneannem Sandal Bedesteni’ne mi gidecek, “Çarşı’ya uğrayacağım” derdi.

Fakat elinde filesiyle gördüğü komşuyu “pazardan avdet ediyor” diye tanımlardı.

Zaten kim ki o Kapalıçarşı’yı kastetmeksizin çarşı lâfını etti, ya avamdan sayılır, ya da taşra kökenli olduğuna hükmedilirdi. Musluk yerine çeşme diyenlerle aynı addedilirdi.

***      

HÂLÂ kullandığım oluyor ama yukarıdaki tanımın sakatlığını çoktan anladım.

Zira madem haftanın belirli günleri kurulan geçici tezgâhlara da pazar diyoruz, ikisini birbirinden ayırmak için sürekli olanlarını çarşı olarak nitelendirmek tabii daha mantıkidir.

Eh, demek İstanbullu züppeliğiyle şartlanmışım ki düzeltip burada çarşı yazacağım.

***

İKÂMET ettiğimiz semt itibariyle biz Beşiktaş Çarşı’sına çok sık uğruyoruz.

Gerçi Beyoğlu iki adımlık mesafe ama orası artık turistik mıntıkaya dönüştü.

Ecnebilere incik boncuk satan dükkânlardan geçilmiyor. Tek tük kalan zerzevatçılar, balıkçılar, şarküteriler ise fahiş fiyatlarını sanki yine o ecnebilerin cüzdanına göre ayarlıyorlar.

İflas pahasına ne yapıp edip aldığım lâkerda hariç ancak yalanmak için dolanıyoruz.

Dolayısıyla, hem etiketler nispeten ehven geldiğinden; hem de Üsküdar’dan önce fakat tabii ki hiçbir yerle değişmeyeceğim Kadıköy’den sonra Beşiktaş bütün şehr-i Stanbul’un en sevecen ve en donanımlı ikinci çarşısını barındırdığından, hemen her hafta gittiğimiz oluyor.

Kolesterol derdinden Pando Bey’in kaymağını nadiren tatsak bile sebzesi, meyvesi, peyniri falan nevaleyi oradan düzüyoruz ki, esnafına erken siftah ve kesesine bin bereket!

***

MALÛM, adını taşıdığı kulübün taraftarlığıyla zaten dillere destan olmuş yukarıdaki Beşiktaş Çarşı’sı son dönemde Taksim Direnişi’ne verdiği destekle de ilk plana çıktı.

Hatta Gezi Ruhu deyimine ek olarak sosyolojik lügate bir de Çarşı Ruhu deyimi girdi.

Üstelik birikimi gasp etmek sevdasıyla yanıp tutuşan ulusalcı avene sözkonusu Ruh’u kasten pohpohlayarak Çarşı’yı kapana çekmek hesapları yaptı. Şu anda da tam siper yapıyor.

Neo-Nazi Maocuların Karanlık varakparesinden Ergenekoncuların Odacıbaşı sitesine, aynı taife Beşiktaş’ı da Silivri’ye benzetmek için yine yaltaklanıyor. Yallah, başka kapıya!

***      

İMDİİ, dediğim gibi mekânın müdavimi olarak sanıyorum ki Beşiktaş Çarşı’sına atfedilen genel muhalif tavır birbirleriyle iç içe geçmiş faktörlerin bileşkesinden oluşuyor.

Bir; tribünlere özgü taraftar ve loncalara mahsus korporasyon dayanışmasına hafiften bıçkınvâri ve haydi haydi delikanlı bir mağdurdan yana olmak refleksi ekleniyor.

İki; ezeli İstanbullu semtin hayat tarzı aslında taşralılığı yansıtan ve mevcut iktidarla bütünleşen mutaassıp tarzla hem çelişiyor, hem de onu kendi üslubu açısından kaygılandırıyor.

Üç; Başbakanlık ofisinin Beşiktaş’a taşınmasıyla artık hiç içinden çıkılmaz hâle gelen ulaşım sorunlarının yarattığı ekonomik zarar da hoşnutsuzluğu üzerine tam tuz biber ekiyor.

Yani Çarşı Ruhu derece derece ve kademeli olarak kâh sportif, kâh mesleki, kâh manevi, kâh dünyevi, kâh da iktisadi dürtü ve unsurların bütünde siyasileşmiş oluyor.

***

FAKAT bu siyasileşme öteki düşmanı ve süngü dalkavuğu ulusalcıların kumpasına gelmek değildir, çünkü Çarşı içinde üç dinin mabedi ve sivil toplumun öz be öz mayası vardır.

Dolayısıyla şimdi pazar lâfını tekrar ve kasten kullanabilirim:


Ulusalcı
, geçti Beşiktaş’ın pazarı sür eşeğini Silivri’ye!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.