Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Antalya ayet-i kerimesi

  • 16.08.2013 00:00

 BURDUR’daki askerliğimden beri Antalya’ya ilk defa kara yoluyla gittim.

O tarihten sonra her seferinde uçağa binmiştim. Şaka maka, demek otuz üç yıl olmuş.

Ve Kepez’de virajı döndük ki, o ne!

Bu nasıl bir hilkat garibesidir ve bu hangi tür bir ecinni numunesidir!

***

KAYALIĞA dehşet çirkinlikte ve devasa boyutta bir Atatürk sureti yerleştirmişler.

Gayet kaba bir rölyef ki, kitsch bir Buda heykeline benziyor. Tabii kaşlar yine kalkık!

Hani şu Türkiye’de en çok Mustafa Kemal büstü yapan ve hem kel hem fodul, daimi somurtkanlığı da “zamanı yoktu, hiç gülmezdi” cevabıyla açıklayan taşçı kalfasının sayısız “eser”i (!) var ya, işte Antalya’daki de estetik değerlerin ırzına geçmekte onlarla yarışıyor.

Belli, National Memorial’i kopyalamışlar. Nasıl Dakota’daki dağa ABD başkanlarının kabartması yontulmuştur, aynısını taklit etmek istemişler ama yüzlerine gözlerine bulaştırmışlar

Üstelik Alfred Hitchcock burada o harikulade Gizli Teşkilat filmini de çekemez.

Eğer Cary Grant Rushmore Tepesi’nde yaptığı gibi kaçmak için Kepez’dekinden de sallanırsa, alimallah “Atatürk’ü koruma kanunu”na muhalefetten adamı kodese tıkıverirler.

***

FAKAT bitmedi, çünkü suretin altına bir de pabuç, daha doğrusu deve yavrusu kadar harflerle “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir K. Atatürk” yazmışlar.

Haydaa! Ayet-i kerimeye kitakse!

İnsaf, zaten memleketi Balkanlar hariç ömrü hayatı boyunca ancak bir defa Fransa’ya, bir defa Almanya’ya ve bir defa da Karlsbad kaplıcalarına gitmiş Mustafa Kemal; bunlardan başka yerkürenin neresini gezmiş, görmüş ve ziyaret etmiştir ki? Bilen varsa, yüzüme vursun!

Dolayısıyla, seyyahlığı böylesine sınırlı bir şahsın Antalya’nın dünyanın en güzel yeri olduğuna hükmetmek, üstelik de bunu “hiç şüphesiz” diye mutlaklaştırmak hakkı olabilir mi?

Asla! Fakat, tabii ki yanlıştır ama belki hem şehirden hoşlandığı, hem de sakinlerini taltif etmek istediği için lâf arasında böyle bir cümle sarfetmiş olabilir.

***

KABUL de bunu bugün traji-komik bir amentüye dönüştürmenin ve kör gözüne parmak sokar gibi, zaten sakâlet bir heykel numunesinin altına yerleştirmenin ne âlemi var?

Kemalist putperestler hariç kaç kişi inanır? Hangi budala yutar? Kim faka basar?

Oysa Atatürk öyle de dese, böyle de dese Antalya Kaleiçi’nde gerçekten alımlı; fakat meselâ Sigorta tramvay durağında bir yaya geçidi ve trafik ışığı dahi olmayan ve bütün Türkiye gibi çarpık ve çirkin kentleşme sorunları yaşayan bir Akdeniz şehridir ki, nokta!

***

İŞİN aslına bakarsanız binlercesi, belki onbinlercesi sayılabilecek yukarıdaki türden örnekler bizzatMustafa Kemal’in hem genel ruhiyatıyla, hem de kişisel tarzıyla çelişiyor.

Çünkü Atatürk’ün benimsediği aydınlanma düşüncesi esas itibariyle “şüphesiz ki” türü mutlaklıkları reddeder. Dünyayı gezmeden dünyanın en güzel yeri diye hüküm vermez.

Artı, hep iki dirhem bir çekirdek Gazi portresi şu rezil estetiksizliklere tam zıt düşer.

Dolayısıyla, sözkonusu düşünce eksenine ve estetik dürtüye fersah fersah uzak ve bön Atatürkçüler, Kemalistler, Kuvvacılar falan kaş yapayım derken göz çıkartıyorlar.

Kepez’deki hilkat garibesi gibi o kaşı kalkık; ulusalcı bayraklardaki gibi de o portreyi kalpaklı resmedince, kendi totaliter ve otoriter ideolojileriyle korkutabileceklerini sanıyorlar.

Oysa Mustafa Kemal Atatürk gudubet heykellerin ve ayet-i kerime lâfların arkasına saklanan kalpazanların şerrinden korunması gerekecek kadar değerlidir.

Ve bu görev bile onun altından asla kalmayacak ölçüde boş ve tın tın Kemalistlere, Atatürkçülere, ulusalcılara değil, bizlere düşüyor!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.