Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Karmanyola ve devrim

  • 12.10.2013 00:00

 HAYAT değişiyor. Dolayısıyla dil de değişiyor.

Eceli gelen bazı ifade ve deyimler önce can çekişiyorlar. Sonra da ölüyorlar.

Kâh yerlerine yenileri geliyor, kâh da o hayat o ifadeyi kullanmak ihtiyacını artık ortadan kaldırmış olduğu için gelmiyorlar.

FAKAT ağlayacak değiliz. Bütün lisanlar aynı evrimi yaşadılar ve yaşayacaklar.

Ama tabii, emir komuta zincirinde ve dehşet kısa bir sürede dönüştürüldüğü için bu tür bir doğal evrim yerine kanlı bir devrime kurban giden Türkçe için katliam sözkonusudur.

Ancak, ağlamak ne kelime, içimden haykırmak geçse bile bugün buna girmeyeceğim.

İstanbul lisanında mevcut olan ve şehrimizdeki etno-sosyolojik kıyama paralel olarak çoktan yok edilen pek çok Rumca, Ermenice, İtalyanca, İspanyolca, vs. kökenli sözcük gibi artık yine son nefesini vermekte olan karmanyola deyimi üzerinde durmak istiyorum.

***

İTALYA’daki bir kasabanın adından kaynaklansa da kelime Türkçeye çok büyük ihtimalle Fransızcadan aktarımla girdi.

Çünkü Carmagnole imlasıyla yazılan ve bir giyim tarzından esinlenen bu Karmanyola 1789 Devrimi sırasında Marseillaise’den sonra söylenen bütün marşların en revaçta olanıydı.

Baldırıçıplakların ağzından hiç düşmezdi ki, cinnet yıllarımda ben bile nakaratını değil ama “Antuvanet emir vermiş/ Kıçımıza değnek inecekmiş/ On para etmez çabası/ Kırdık gitti maşası” diyen bir dörtlüğünü ezberlemiştim.

***

PEKİ, Türkçede önce it kopuk takımın yol kesip adam soyması, sonra da her türlü dalaverecilik için kullanılan bu karmonyola deyimi dilimize o Fransız Devrimi’yle mi girdi?

Yani Galata’daki sefaret drogmanları hürriyet, müsavat, uhuvvet bildirisini Dersaadet’te ilk kez dağıtmaya başladığında, aynı Payitaht’taki “gerici” (!) levantenler de sırf İhtilâl-i Kebir’i gözden düşürmek ve ihtiyati tedbir almak için mi böyle tabir icat ettiler?

***

MÜMKÜNDÜR ama emin değilim! Etimolojik ve sosyolojik araştırma gerektiriyor.

Zira kelimenin lisanımızda mecazi anlam kazanması pekâlâ da daha sonraya uzanabilir

Çünkü La Carmagnole marşı Fransa’daki, hatta Avrupa’daki her sosyal patlamada hem tekrar dil pelesengi edilmiştir, hem de yeni güftelerle donatılmıştır.

Meselâ 1871 Paris Komünü’nde “Sokakta barikat, elde tüfek/ Yenildik ve dağlandı yürek”; 1917 Bolşevik İhtilali’nde ise “Yaşasın Rusyalar Komünü/ Önce piştov, sonra mitralyöz/ Aldık intikamımızı dört göz” sözleri falan eklenmiştir.

Ancak Türkçenin üstâd-ı azamı Refik Halit Bey Lenin piyasa çıkmadan önce yazdığı makalelerde de ipe sapa gelmez insanları daima karmanyolacı Sotiri diye genelleştirdiğine göre bu ikinci ihtimal mümkün gözükmüyor. O hâlde şöyle diyebiliriz:


Karmanyola
 ve karmanyolacı sözcükleri dilimize 1789’da başlayan ama 1917’den öncesine uzanan bir zaman dilimi içinde yerleşti ki, deyimi artık çok az insan bildiğine, kullandığına ve anladığına göre işte şimdilerde de son demlerini yaşıyor.

***

İMDİİ, burada ister istemez şu iki soru gündeme geliyor:

Kesin tarih önemli değil, her hâlükârda devrim ve ihtilal aktörlerini mecazi kılmış olan bukarmanyola ve karmanyolacı deyimlerinin Türkçede artık can çekiyor olması bizzat o devrim ve o ihtilal kavramlarının da düşüncelerde can çekişiyor olmasıyla açıklanabilir mi?

Veya aksine, kavramlar karmanyoladan arındırıldığı için mi lisan da ondan arınıyor?

Ben bilmiyorum ama cevap değişen hayat- değişen dil ilişkisinde cidden önem taşıyor.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.