Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Liberal yalnızlık

  • 15.11.2013 00:00

 “LİBERALLER daima muhafazakârlarla Jakobenler arasında kıskaca alındı.


Bu sonuncular ise ancak muhalefetteyken liberal davrandılar.

***

ALINTIYI üstadım Raymond Aron’un Siyaset Felsefesine Giriş kitabından yaptım.

Ama bir kelimeyi kasten atladım.

Çünkü Aron cümlenin başına Fransa sözcüğünü koyar.

Yani ENA yüksekokulunda ders verirken yukarıdaki olguyu kendi ülkesi için saptar.

Sonra da liberaller ile Jakobenler arasındaki temel farkı o bildik iki şiarla basitleştirir.

Birinciler Voltaire’den yola çıkarak “sizin fikirlerinize karşıyım ama onları özgürce ifade edebilmeniz için kellemi vurdurmaya hazırım” düsturunu benimserler.

İkinciler ise “hürriyet düşmanlarına hürriyet yok” sloganı altında buluşurlar.

***

DEDİĞİM gibi, Fransa kelimesini alıntıdan kasten çıkarttım, zira Raymond Aron’un tespiti aynen Türkiye için de geçerlilik taşıyor.

Zaten hiç açıklama yapmadan bu hâliyle bırakmış olsaydım pekâlâ da bizzat o Türkiye’den bahsedildiği sonucuna varılabilirdi.

Çünkü aydınlanma düşüncesi ülkemize İhtilâl-i Kebir aracılığıyla girdi.

Dolayısıyla da liberal tarz ve fikriyat gerek son Osmanlı, gerek erken- orta Cumhuriyet dönemlerinde hiçbir zaman toplumsal parametrelere damga vuramadı.

Ne muhafazakâr kurumlarla Jakoben yapılanmalar arasına sıkışan Ahrar Fıkrası bir İttihat ve Terakki’nin, ne de Terakkiperver Fırka bir CHF’nin karşısında varlık gösterebildi.

Artı, sözkonusu muhafazakâr ve Jakoben partiler de tıpkı Aron’un Fransa saptaması gibi liberal söylemi ancak muhalefete düştüklerinde, o da bir nebzecik dil pelesengi ettiler.

Kaldı ki din ve inanç hürriyeti açısından baktığımızda da Anglo-Sakson sekülarizmle, Fransevî laikçilik arasındaki çelişkide yine bu ikincisi ağır bastı.

Peki, şimdi neredeyiz?

***

GERÇEKLER inatçıdır, aslında aynı yerdeyiz!

Aynı yerdeyiz, çünkü iktisadi değil felsefi ve siyasi anlamdaki liberal düşünce dün olduğu gibi bugün de ülkemizde fazla prim yapmıyor. Nicelik itibariyle gayet sınırlı kalıyor.

Liberalizm çok genel olarak muhafazakâr diye tanımlayabileceğimiz bir AKP’yle, yine çok genel olarak Jakoben diyebileceğimiz bir CHP arasında sıkışıp kalıyor.

Zaten iktidar partisinin, özellikle de liderinin pratiği “sizin fikirlerinize karşıyım ama onları özgür biçimde ifade edebilmelisiniz” ilkesiyle hiç mi hiç bağdaşmıyor

Aksine, Başbakan tamamen kendi öznel kıstaslarıyla saptadığı hürriyet ve düşmanlık kavramları çerçevesinde “hürriyet düşmanlarına hürriyet yok” zorbalığına dümen kırıyor.

Başka bir deyişle, muhalefetteyken, hatta iktidarının ilk döneminde kullandığı liberal söylemi tu kaka ederek içeriği muhafazakâr, yöntemi ise Jakoben bir ufka yelken açıyor.

Diğer taraftan CHP içindeki ulusalcı cenah da zaten ezelden beri benimsediği aynı “hürriyet düşmanlarına hürriyet yok” şiarını en ceberut raddeye vardırıyor.

Hem içeriği, hem yöntemi gayet klasik bir Jakobenliğin izini sürmeye devam ediyor.

Yani her iki taraf da Raymond Aron’un Fransa tespitini Türkiye’de de ispatlamak için yarışıyor ki, bu güçlü mengene liberal özgürlükçüleri dişleri arasına sıkıştırıyor.

***

N’APALIM? Mevcut inatçı gerçek böyledir diye yelkenleri mayna mı edeceğiz? Asla!

Nasıl ki Aron’un Fransa’daki liberal zaafı saptaması onu hür düşünceden kopartmadı, Türkiye’de de kerpeten arasındayız diye ilkesel ve etik doğrumuzdan taviz verecek değiliz.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.