Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

ŞİT’e shit!

  • 27.11.2013 00:00

 MALÛM, Şanghay İşbirliği Teşkilatı Türkçede ŞİT diye kısaltılıyor.

Yine malûm, aynı şekilde telaffuz edilen ama shit imlâsıyla yazılan kelime İngilizcede bambaşka bir anlam taşıyor.

Herkes biliyordur ama bir daha tekrarlayayım: Bok demektir!

***

BU mana sözcüğü memnuniyetsizlik ünlemine dönüştürmüştür. Pek çok sık kullanılır.

Bırakın Dickens romanlarını, en afili centilmenlerden en çıtkırıldım leydilere, terbiye timsali geçinenler bile nahoş bir gelişme karşısında kelimeyi ağızlarından kaçıverirler.

Belki hemen sonra “sorry, sorry” diye özür dilerler ama riyakârlığa aldırmayın.

Ve işte şimdi ben de aynı Shakespeare lisanını paralayarak ŞİT’e shit diyorum!

Fakat ardından onlar gibi “aman sorry” diye de günah falan çıkartmıyorum.

***

ANLAMIŞSINIZDIR, yukarıdaki girizgâhı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son Moskova ziyareti sırasında Vladimir Putin’e “bari bizi Şanghay İşbirliği Teşkilatı’na üye alın da sıkıntıdan kurtarın” diye nedamet getirmesinden dolayı yaptım.

Tabii bu “sıkıntı” kelimesiyle de AB’yi çağrıştırdı, hadi buyurun bakalım!

***

AKP önderi aynı teraneyi üçüncü defadır tekrarlıyor.

O hâlde nereye gitmek istiyor? Geleceği nasıl bir sosyal coğrafyada tahayyül ediyor?


Ulusalcılarla
 aşık atarak Türkiye’nin ufkunu hangi dar ve kıraç açılarla sınırlıyor?

***

TAŞKENT Kriterleri” başlığını kullanan Erdal Güven pazar günkü Taraf’ta zaten aslında adı var kendisi yok bu ŞİT’in ne menem bir şey olduğunu enfes biçimde özetledi.

Her biri iktidar koltuğuna yapışmış “uzun ömürlü” (!) liderler tarafından yönetilen ve totaliter, en azından otoriter özelliği belirleyicilik taşıyan; artı, yapısı kasten laçka tutulan bir devletler ittifakı ki, esasına bakarsanız ŞİT’e ekonomik bir örgüt demeye bile bin şahit ister.

Kaldı ki bana ne? Üye başkentler arasındaki iktisadi bütünlük isterse AB’yi dahi aşan bir düzeye ulaşsın, normal realpolitik ve ticari ilişkiler hariç gözü olanın gözü çıksın!

Çünkü toplumsal proje, evrensel ütopya ve etik kıstas ihtiva etmediği için yukarıdaki AB’den tamamen farklı parkur izleyen; dolayısıyla da Tanzimat’tan beri seçmiş olduğumuz hedefle uzak-yakın ilişkisi bulunmayan ŞİT Türkiye için asla ve asla alternatif oluşturamaz.

Öte yandan, Putin’e “bizi de alın” diye yalvarmanın sırf Brüksel’e karşı diplomatik bir “taktik” (!) olduğunu iddia etmek de kimseyi inandıramaz.

Aynı Brüksel’in böyle bir şantajdan korkup o etik kıstaslar konusunda Ankara’ya karşı “yumuşayacağını” (!) düşünmek ne kadar abesse, Recep Tayyip Erdoğan’ın dilinin altında yatan baklanın hiç de masum olmadığını düşünmek işte o kadar meşru, haklı ve makuldür.

***

ÖYLEDİR, zira illallah dedirtmenin de ötesinde otoriter ve pederşahi eğilimleri artık son derece ciddi bir tehlike oluşturan Başbakan “bizi de kendinize dâhil edin” talebini tıpkı diğer bütün ŞİT liderleri gibi Kremlin’e kazık çakmış bir Vladimir Putin’e iletmiştir.

İkisinin de ebedi iktidar özlemiyle yanıp tutuştuğu ve ülkelerini çoğulcu demokrasinin marjında şekillendirmek peşinde koştukları ise bariz bir gerçektir. Benzerlik Siyam ikizleridir.

Buna bir de yine bütün ŞİT ülkelerinde olduğu gibi dinî belagatli Ankara ve Slavofil retorikli Moskova önderlerinin Batılı değerlere karşı alerji beslemesini eklemek gerekir.

Başka bir deyişle, Erdoğan’ın Şanghay aşkını dillendirmesi Başbakan’ın Putin’le çok benzeşen itaat toplumu tasavvurunu ŞİT ekseninde netleştirmesinden başka bir şey değildir.

Oysa ben ünlemi telaffuz ettikten sonra sorry morri de demiyorum, o ŞİT’e shit!


[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.