Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kaybet kaybet

  • 10.01.2014 00:00

 GRİP yatağa mıhladığı için son iki haftanın gelişmeleri hakkında tek satır yazamadım.

Gerçi öz itibariyle yeni bir şey olmadı.

Sadece 17 Aralık’ta başlamış olan bilek güreşinin bel altı vuruşları daha da yoğunlaştı.

O hâlde biraz soluklanalım ve bugüne kadarki durumun kısa bir tahlilini yapalım.

***

MALÛM, Başbakan Erdoğan modern lügate yeni giren ve aslı pedagojiye uzanan kazan kazandeyimini çok sık kullanıyordu. İşte şimdi bunun tam tersi bir durumdayız!

Yani hâlihazırdaki kaos bütün taraflar için kaybet kaybet formülüne tekabül ediyor.

Belki aradan sıyrılanlar olacak ama onların nispi başarısı da kalıcılık arzetmeyecek.

Ve yukarıdaki kaybedenler listesi de üç temel aktör ve unsurdan oluşuyor.

Bir, Hizmet Camiası; iki, AKP lideri ve iktidarı; üç, sivil demokrasi atılımı...

***      

KENDİSİNE yöneltilen suçlamalar eğer doğruysa diye ihtiyat payını hâlâ saklı tuttuktan sonra söylüyorum, yukarıdaki Camia son taarrruzla stratejik bir yöntem hatası yaptı.

Bedelini de kaybet kaybet’te ilk zayiatı veren taraf olarak ödemek zorunda kalacak.

Çünkü, tabii ki hiçbir yolsuzluk onaylanamaz ve failleri de cezadan muaf kalamaz ama her iktidarın yumuşak karnını oluşturan ve paralel yapı sayesinde aynı Camia’nın hanidir bildiği anlaşılan bu yolsuzluklar tam da bir hesaplaşma momentumunda teşhir edildi.

Açık konuşalım, bunun temiz el atılımı olduğuna inanmak için çok saf olmak gerekir.

Dolayısıyla, deyimin AKP sözcülerinin dilinden düşmüyor olması gerçeği değiştirmez, uluslararası komplo teorisinin abukluğu bir yana, evet, ortada bir kumpas vardır.


Nur Hareketi
’ne Milli Görüş geleneğinden çok daha yakın durmama ve kanaat önderi addetmeye devam ettiğim Gülen Hocaefendi’ye derin hürmet beslememe rağmen yine de bu saptamayı yapmakla yükümlüyüm, zira aksi takdirde etik değerlerin ırzına geçmiş olurum.

***

ÖTE yandan, hiçbir devlet yukarıdaki türden bir paralel mekanizmaya izin vermez.

Zaten de vermemekle yükümlüdür. Şimdiye kadar göz yummuş olması ise laçkalıktır.

Oysa Camia’nın özellikle Emniyet ve Yargı’da otonomlaşması; hattâ işi en üst düzey MİT yöneticisini tutuklamak girişimine vardırması kabul edilemeyecek bir durumdur.

İki yanlış bir doğru etmez! Erdoğan’ın otokratlığına duyduğumuz meşru tepkiden yola çıkarak onu yıpratacak her darbeyi mübah saymak ne rejimin, ne hukukun ruhuyla bağdaşır.

Diğer taraftan, bu satırlar yazarının daima ısrarla ve tekrarla vurguladığı gibi, özü doğru ve haklı olanErgenekon yahut Balyoz davalarının yine Hareket’e atfedilen sahte delil ve tarafgir kararla yanlışlığa ve haksızlığa sürüklenmiş olması da asla onaylanamaz.

Seküler veya dindar, intikamcılığa ve toptancılığa meyleden bir adalet adalet değildir.

Ve işte bütün bunlar alt alta yazıldığında da, stratejik ve taktik yanlışlarından dolayı Camia’nın kaybet kaybet’te ilk fireyi verecek taraf olduğunu şimdiden saptamamız gerekiyor.

***

ZİRA ok yaydan çıktı. Köprüler de atıldı. İktidar’ın yukarıdaki paralel mekanizmayı tahrip etmek için gerekirse şeytanla bile yatağa girmekten kaçınmayacağı artık aşikârdır.

Bu imha operasyonu ise Camia’nın organik yapısına ciddi ölçüde darbe vuracaktır.

Daha önemlisi, Hareket’in ve AKP’nin tabanı esas itibariyle birbirlerine çok yakındır.

Dolayısıyla, aynı Hareket’e mensup mütedeyyin ve muhafazakâr kitlelerde aynı AKP’nin bizzat kendi yapılanmaları tarafından sırttan hançerlendiği izleniminin doğması; bunun da giderek tedrici bir çözülmeye yol açması öyle uzak bir ihtimal değildir.


Kaybet kaybet
’te zayiat veren diğer iki temel unsura, yani AKP iktidarına ve liderine ve tabii ki bilhassa da sivil demokrasi atılımına yarın değineceğim.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.