Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Taraftar tarafsız

  • 18.01.2014 00:00

 DÜN dediğim gibi, kıran kırana süren kavgada seyirciyim ama taraftar değilim.

Hasımlardan biri lehinde veya aleyhinde tezahürat yapmak ahlaki terbiyeme ve siyasi duruşuma ihanet etmek olur. Öte yandan kalben bile şu veya bu yöne meyledemiyorum.

Artı, politik pragmatizm açısından baktığımda da o hasımlardan hangisi galebe çalarsa daha evla olur diye bir tahlil geliştiremiyorum. Böyle bir müneccimlik bana afakî gözüküyor.

Fakat bütün bunlar tarafsızlık ilân ederek kaypaklığa saptığım anlamına da gelmiyor.

Tutumum şudur: Genelleyici davranmamak ve her olguda teker teker tavır belirlemek!

En aktüel konu olduğu için de bunu HSYK’dan hareketle açıklamaya çalışacağım.

***

TABİİ ki doğru, zaten AKP tarafından sunulmuş bir referandumda onaylanan o HSYK’nın statüsünü şimdi yine AKP’nin değiştirmek istemesi başlı başına bir çelişkidir.

Çok daha önemlisi, bunun demokrasilerde olmazsa olmazı oluşturan kuvvetler ayrılığı ilkesini zedeleyecek biçimde yapılmak istenmesi asla kabul edilemeyecek bir gelişmedir.

Amenna ama tek tük istisnaî durumlar hariç bu ülkenin adalet ve hukuk sistemi ta Cumhuriyet’in kuruluşundan beri hiçbir zaman tarafsız ve bağımsız olmadı. Hâlâ da değildir.

Yargı daima vesayet rejim ve ideolojilerinin payandası işlevini gördü ve görüyor.

Türkiye’de o tarafsızlık ve o bağımsızlık kimsenin inanmadığı içi boş bir lâf ü güzaftır.

Yani dün olduğu gibi bugün de dokunulmaz bir jürokrat loncası mevcuttur ki, bunun yukarıdaki olmazsa olmazla yine en az yukarıdaki ölçüde çeliştiği, bir o kadar doğrudur.

***

TEK farkı, dün 28 Şubat generallerini ayakta alkışlayan emir kullarının yerine bugün Camia’ya yakın durdukları için hem toptancı ve intikamcı bir adalet uygulamaya, hem de meşru iktidara karşı aleni kumpas kurmaya kalkışan hâkimlerin ağır basması oluşturuyor.

Açık konuşalım, mazideki Yekta Güngör Özden’in “Sıkıysa laikliğe dokunsunlar” diye külhanbeyi ağzıyla meydan okumasıyla, şimdiki Zekeriya Öz veya benzerlerinin 17 Aralık’tan beri sergilediği diğer meydan okuma arasında esas itibariyle hiçbir fark yoktur.

İkisi de kabul edilemez. Kırk katırla kırk satır arasında bir tercih sözkonusu olamaz.

Dolayısıyla, hasımlara değil ilkelere taraftar bir seyirci şu tutumu almak zorundadır:

***

HÜKÜMETİN yolsuzlukları örtmek için ölçüsüz idari atamalara başvurmak ve HSYK’yı denetleyebileceği bir aygıt inşa etmek girişimlerine mutlaka karşı çıkılmalıdır.

Yani başta dediğim gibi, her vakada, her gelişmede, her olayda teker teker ve ayrı ayrı tahlil ve tavır geliştirerek ihtiyatkârlığı ve eleştirelliği asla elden bırakmamak gerekmektedir.

Fakat daha üç yıl önce bizzat AKP istemişti türünden polemikçi ve partizan bir muhalefet pozisyonunda ısrar etmenin de ne anlamı, ne haklılığı vardır. Teori pratikte sınanır.

Muhtemelen anayasaya değişikliğiyle, her hâlükârda da mümkün mertebe en geniş uzlaşmayla yargıçların kooptasyon sistemine son vererek tarafsızlığa ve bağımsızlığa azami ölçüde yaklaşacak bir yenilenmeyi desteklemek bugün için en makul ve en doğru tutumdur.

***

FAKAT tabii burada mutlaka ihtiyat ve teyakkuzla bakılması gereken esas unsur, böyle bir bağımsızlığı sağlayacak mekanizmanın nasıl formüle edileceği noktasına odaklanıyor.

Jüristokrasinin kendi kendini üretmek ayrıcalığını ve vesayet ideolojisi yandaşlığını törpüleyeceğim diye Yargı’yı bu defa iktidar vesayeti altına alacak bir şema gitti eteri, geldi beteri deyimiyle özdeşleşir. O gelenin o gideni mumla aratması da işten bile değildir.

Dolayısıyla, kavgada tarafsız duran seyirci hasımları cenge sevkeden her konuda olduğu gibi HSYK’ya ilişkin tavrını da ancak ve mutlaka çoğulcu demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine göre belirlemek zorundadır ki, taraftar tarafsız derken de işte bunu kastediyorum.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.