Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Okullar, AB ve intikam

  • 22.01.2014 00:00

 DÜNKÜ Taraf’ın manşeti “Erdoğan AB’ye ‘paralel devlet’ anlatacak” şeklindeydi.

Yani Başbakan üç yıldır ancak ilk defa ziyarete tenezzül buyurduğu Brüksel’de bir de Fethullah Gülen Hocaefendi Camiası’nı “teşhir edecekmiş”(!).


***

NE diyeyim? Lâ havle ve lâ kuvvete!

Bu satırları yazarken henüz belli değildi ama umalım ki öngörü doğru çıkmaz.

Aksi takdirde, vay benim köse sakalım!

***

ÖYLE, çünkü eğer AKP lideri ilkin otokratik, sonra tedricen diktoryal gidişata lisan-ı münasiplefakat mutlaka getirilecek eleştirileri öcü kumpasıyla geçiştirmeye çalışacaksa, yine dün ve yineTaraf’ta Temel İskit’in vurguladığı sağırlar diyalogu bile aşılacak demektir.

Belki renk vermez ama AB buna bir de bıyık altından müstehzi tebessüm ekler.

Zira çoğulcu ve sivil demokrasiyi mihenk taşı bellemiş o AB ki, kendisine tam üyelik başvurusu yapmış bir ülkeyi tabii ki an be an izliyor. Icığını cıcığını biliyor.

Üstelik de hanidir ve hanidir kaşarlanmış durumda!

Ta 12 Eylül’den beri Ankara’ya yönelttiği her uyarı o günkü iktidarlar tarafından şu veya bu mazeretle hasıraltı edilmeye çalışıldığı için Brüksel’in karnı artık boş lâflara tok!

Dolayısıyla, Erdoğan’ın Belçika başkentindeki muhataplarını Türkiye’deki olumsuz rotanın bir ibliskomplosundan kaynaklandığına ikna etmesi asla mümkün değildir

Zaten ne hacet, bari Başbakan haşhaşî tehlikenin Avrupa için de geçerli olduğunu öne sürerek Topluluk sathında faaliyet gösteren Hizmet okullarının da kapatılmasını istesin...

Fakat işte orada tam duralım!

***

TAM duralım, çünkü saygın kanaat önderi Gülen Hocaefendi ve Camia’sına yönelik eleştirilerdeki haklılık veya haksızlık payı ne olursa olsun, eğer iktidar ezkaza TC devletinin diplomatik mekanizmasını kullanarak dünyanın dört bir tarafına yayılmış bu okullara karşı da girişimde bulunmak bedbahtlığına düşerse bizzat Türkiye’nin ayağına ateş etmiş olur.

Zira yukarıdaki kurumlar hem o Türkiye’nin çıkarları açısından, hem de kültürel Türklük hâlesidiyebileceğimiz bir etkileşim sahası açısından sonsuz derecede önemlidir!

Şunu asla unutmayalım: Hükümet ne olduğu anlaşılmayan neo-Osmanlıcı – Sünni merkezci bir yaklaşımla ve züccâciye dükkânına giren fil hoyratlığıyla dış politika üretmeye çalışmadan daha çok çok önce Camia uhrevi bir misyon ruhuyla nadide bir dantel ördü.

Zaten inkâr eden çarpılır, aynı hükümetin kâh memur, kâh STK, kâh diplomat olarak dış âleme gönderdiği kadrolar dahi onların varlığından ve altyapısından yararlandı.

Yani okullar gerek yukarıdaki Türkiye ve Türklük bağlamlarında, gerekse yeryüzü sathındaki İslamofobyayı dizginlemek babında evrensel bir atılım ve medar-ı iftihar oldular.

***

O hâlde, geçen hafta büyükelçilere az çok hissettirildiği anlaşılan talimat uyarınca Hizmet mensuplarını farklı ülkelerde ispinyonlamaya kalkışmak ve kurumlarını kapattırmak için sözkonusu başkentler nezdinde girişimde bulunmak ancak gaflet ve delâlete tekabül eder.

Gerçi, Erdoğan’ın meseleyi dün- bugün AB’ye de çıtlatmak gibi bir affedilmez hata işleyeceğini varsaysak bile neyin ne olup olmadığını iyi bilen ve öyle haşhaşî türünden çirkef iftiralara pabuç bırakmayacak olan Brüksel tabii ki bu girişimi kaâle almayacaktır.

Fakat zaten fırsat kollayan Putin Rusya’sından bazı Üçüncü Dünya ülkelerine, Türk hükümetinden gelecek böyle bir sinyali es geçmeyecek devletler de yok değildir!

Dolayısıyla tekrarlıyorum, medar-ı iftihar okulları-MI-za dokunmanın vebali çok, çok ağır olur ki, kimse kendi intikamcılık ruhunu ne Brüksel’e, ne de Patagonya’ya taşısın!


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.