Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Aşk, meşk ve siyaset

  • 25.01.2014 00:00

 HOYRAT siyaset kabak tadı verdi. Üstelik de bugün cumartesi rehaveti inecek.

Dolayısıyla ciddiyeti çöpe atıp biraz aşk ve meşk işlerinden bahsedeceğim.

Fakat doğru, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın son vukuatından yola çıkarak diğerlerine geleceğim için o siyaset yine ister istemez kapıdan ve bacadan sızacak.

***

BU Hollande benim için vasatlık timsalidir. Nitekim hiçbir politik pırıltısı olmadığı gibi şu artist bozuntusu hatunu resmî sevgilisine tercih etmekle midesizliğini tekrar ispatladı.

O resmî sevgili Treiweler ki yeni starlete oranla daha endamlı ve kişilikli bir kadındı.

Oysa Paris’teki mediyokrasi şampiyonunun gönlü gitti, gülün yerine boka kondu.

***

HER neyse... Aslında Elysées Sarayı kiracısının zevksizliği beni ilgilendirmez.

Daha ötesi, zaten onun uçkur meseleleri kimseyi ilgilendirmez.

Nitekim altıgen ülke medyasını bu açıdan çok takdir ediyorum.

Çünkü “bombayı patlatan” (!) cırtlak dergi ve rakipleri bir yana, diğer bütün organlar özel hayatdiye kırmızıçizgiyi çekerek pireyi deve yapmak gafletine düşmediler.

Acaba edepten mi, yoksa böyle olayların Fransa’da vaka-ı adiye sayılmasından mı?

***

ÖYLE, zira meselâ Dreyfus dosyasından sıkılan atmışlık cumhurbaşkanı Felix Faure kırkına girmemiş metresi Marguerite Steinheil’i aynı Saray’da ikindi istirahatine çağırıp emme basma tulumba vazifesini ifa emri verdiğinde, ani bir sekte-i kalple vefat etmişti.

Az önce efendisine kuvvet macunu hazırlamış uşak da çömeldiği koltuk önünde ağzını silen madamın çığlıklarıyla durumu keşfedince, ilk iş kadavranın pantolonunu yukarı çekmişti.

Yeni zamanlar da malûm... Dalida’sından Annie Girardot’suna Paris sahnelerini yataktan izleyenMitterrand bir de gedikli sevgilisi Anne Pigeot’dan evlat peydahlamıştı.

Tabii Giscard’ın, Chirac’ın ve son olarak da Sarkozy’nin diğer maceraları var ama yine de Fransız siyasetçilerin “günahkâr” (!) aşk işlerinde istisnaî olduğu sanılmasın. Asla!

***

ASLA, çünkü sağ veya sol, demokrat yahut otokrat, laik ya da sofu, kamu kişiliğiyle tanınan sayısız şahsiyetin daima bir mahremi oldu. Olmuştur. Sonsuz da normaldir.

Değişen tek şey rejime, kültüre ve zamana göre durumun aleniyet kazanmasıdır.

Nitekim İnessa Armand yoldaşı zevcesi Krupskaya’yla birlikte idare eden Lenin’den, zaten dört defa evlenen ve kızıl tahta kurulunca işi azıtarak Pekin Operası balerinlerden harem düzen Mao’ya; orada da her gece ayrı dişiyle yatan ve dehşet bir cazibe ve kudrete sahip olduğu rivayet edilenMussolini’ye, komünisti de, faşisti de günahtan muaf değildir.

Artı, metresi Lucy Rutherfurd’un kollarında ölmüş ABD Başkanı Roosevelt veya JaneMansfield’den Marilyn Monroe’ye fettan Hollywood yıldızlarını elden geçirmiş diğer ABD BaşkanıKennedy falan, zıt kutuptakiler de asla sütten çıkmış ak kaşık değildirler.

Fakat tabii bunu Liana’nın üst engebelerine dayanamayan Papandreu gibi güneyli bir Yunanistan’da yaparsanız ahali çapkın moruk diye gülüp geçer, ama Protestan ahlâkçı bir Amerikan Orta-Batı’sı bu defa Monica’nın dudaklarına dayanamayan Clinton’u aforoz eder.

***

OYSA bana ne? Bize ne? Fransa Cumhurbaşkanı ister motosikletle metres kaçamağına gider, ister emme basma tulumbanın çekim basıncından öbür dünyaya...

Ayyuka vardırmadıkları takdirde bütün bireyler gibi kamu şahsiyetleri de özel hayatlarında yalnız kendilerine ve çiftlere karşı sorumludurlar! Diğerlerine halt etmek düşer.

Onlar aşk meşk ilişkileriyle değil ancak o kamu görevleriyle değerlendirilir ki, nokta!

Ama tabii Hollande’ın zevksizliği başka mesele, bu da benim şahsi tercihime giriyor.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.