Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

1908 yalanı

  • 8.02.2014 00:00

 RESMΠtarihin yalancılığını vurgularken haksız ve mesnetsiz bir iftira atmıyoruz.

Nitekim de aşağıda bunun çok somut ve çok hayati bir örneğini vereceğim.

***

1908 Reval’indeki Rus- İngiliz teması lise tarih kitaplarında hâlen şöyle özetleniyor:

2. Meşrutiyet’in ilânındaki temel etkendir. Çünkü Londra ve Petersburg Boğazlar’ın Çarlık kontrolüne girmesine ve Osmanlı Avrupa’sının parçalanmasına karar verdiler.

Yalan! Bir mazeret olan ilk nokta hariç koskoca ve kuyruklu bir resmî tarih yalanı!

***

ÖYLE, zira o vakit Reval denen Estonya başkenti Tallin’de Britanya İmparatoru VII. Edward ve Rus Çarı II. Nikola 9 Haziran 1908’de buluştular ama Makedonya’daki ıslahata şöyle bir değinmek dışında ne Boğazlar’ın, ne de Türkiye’nin adını bile telaffuz ettiler.

Fakat doğru, hem yarı-münevver cahil takımından oldukları, hem de Berlin ve Viyana istihbaratının gazına geldikleri için Balkan’daki ve sürgündeki İttihatçıların etekleri tutuştu.

Düvel-i Muazzama bizim derimizi yüzmeye karar vermişken 2. Abdülhamit uyuyor yaygarasıyla dağa çıktılar ki, 2. Meşrutiyet’in 28 Temmuz’daki ilânı bu zorlamaya bağlıdır.

***

PEKİ de bre komitacı, bilmiyor musun ki refakatine dışişleri müsteşarını bile almamış o Kral’ın İngiltere gibi bir parlamenter monarşide, değil Devlet-i Âliye’yi paylaşmak, kendisini Tallin’e götüren yatın palamarından hâtıra kopartmak hakkı ve yetkisi dahi yoktur!

Daha önemlisi, gerek statüko dengesini sürdürmek, gerekse Rusya’yı sıcak denizlere indirmemek için daima Türkiye’yi kollamak siyaseti gütmüş bir Büyük Britanya’nın Boğazlar’ı ve Balkanlar’ı Moskofya’ya altın tepsi içinde sunacağını nasıl düşünebiliyorsun?

Ve de ahmak mısın ki Alman ve Avusturyalı diplomatların temastan hemen sonra sana fısıldadığı “Reval’de sizi yoldular” üfürmesinin dezenformasyon olduğunu anlamıyorsun?

***

NİTEKİM bütün arşivler yukarıdaki cinsten bir anlaşma olmadığını kesinkes ispatladı.

Bırakın onu, Bolşeviklerin açıkladığı gizli Rus yazışmalarında Dersaadet’teki Çarlık elçisi Zinoviev’in 13 Kasım 1908 tarihinde merkeze gönderdiği şu şifreli telgraf yer alır:

V.E. (Bab-ı Âli’deki ajan kastediliyor) İstanbul’daki İngiliz sefirinin Boğazlar’ın bize karşı tahkim edilmesi için Kâmil Paşa’yı defalarca uyardığını öğrendi. Sadrazam bu tedbiri Padişah’a iletti ama Sultan Rusya’yı gocundurmamak için projeye sıcak bakmadı.

Yani Boğazlar’ı ve İmparatorluğu Rusya’ya ikram ettiği varsayılan Londra diplomasisi Reval’den henüz beş, Meşrutiyet’ten ise üç ay sonra o Boğazlar’ın korunması için o İmparatorluğu dikkatli olmaya çağırmaktadır ki, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

***

İMDİİ, bütün bunlara rağmen nasıl oluyor da gerçekleri ters yüz eden resmî tarih hâlâ ve hâlâ Reval’i daha ortaokuldan itibaren “Türkiye’nin paylaşım planı” (!) olarak öğretiyor?

Nasıl oluyor da dün belirttiğim gibi İttihatçıların 1. Savaş’a balıklama dalması hâlâ, “mecburduk, zira emperyalist arbede bizi paylaşmak için başladı” efsanesiyle açıklanıyor?

Çünkü cehalet aynı cehalet, tahrifat aynı tahrifat ve bilhassa da nefret hep aynı nefret!

Öyle bir nefret ki suçluyu daima ötekinde keşfeden otomatik refleksleri üretiyor.

Daha beteri, ister laik, ister dinci olsun bugün esas olarak ulusalcılıkla özdeşleşen ideolojik ve ruhi payandalar üzerinde resmî tarih yazmaya devam ediyor.

Ve tüm bunların kökeni de bilinçaltında yatan derin ve travmatik korkulara uzanıyor.

Oysa o korkularla hesaplaşmadıkça, tıpkı temel etken 1908 Reval’i gibi, ne artık hep yüzüncü yıldönümleriyle anacağımız 1914 Cihan Harbi’ni; ne 1915 Ermeni Büyük Felâketi’ni; ne de sonraki gelişmeleri resmî tarihin yalancılığından arınmış biçimde öğrenebileceğiz.


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.