Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Lenin, Ukrayna, millet

  • 7.03.2014 00:00

 BECERDİĞİ halta ve yediği herzeye ilişkin beddualarımı saklı tutmak kaydıyla Sezar’ın hakkını Sezar’a, Lenin’in hakkını da Lenin’e vermekle yükümlüyüm.


Çünkü Bolşevik lider tabii ki kızıl totalitarizmin baş suçlusu ve baş sorumlusudur ama milli mesele konusunda diğer komünist zevata kıyasla en dürüst ve en “liberal” (!) olanıdır.


Yani şimdiki Ukrayna konusu dâhil eski SSCB’den miras kalan o milli meselelerin esas müsebbibi Vladimir İliç değil, başta Jozef Stalin olmak üzere Kremlin’deki halefleridir.


***


ÖYLEDİR ve ister samimi, ister taktik davranmış olsun, Lenin 1917’deki iktidar gaspından sonra bile diğer halkları tahakküm altına alan Büyük Rus şovenizmiyle uzlaşmadı.


Meselâ, Parti’nin o Ukrayna ve Gürcistan’da uyguladığı özümseyicipolitikalardan işkillenerek felçli yatağında ve 30 Aralık 1922 tarihinde dikte ettirttiği mektupta şöyle yazar:


Ezen milletin enternasyonalizmi ezilen ulusların resmî eşitliğine saygıyla sınırlı kalamaz. Aynı zamanda da onlara bu ezilmeyi telafi edecek eşitsizlik hakkı tanımalıdır.


Yani açıkça pozitif ayırımcılık yapılmasını ister ki, Kürt meselesinde faşistleri bile yaya bırakan bizim sahtekâr ve ulusalcı solcuların” (!) kulağı çınlasın...


***


ÖTE yandan, Lenin’in fi tarihinde harikulâde Gürcü diye göklere çıkarttığı Stalin’lebozuşması ve vasiyetinde onun tasfiyesini istemesi de esas olarak bu çelişkiden kaynaklanır.


Öyle ki, o Gürcü kimliğine rağmen kraldan fazla kralcı davranan aynı Stalin yine aynı aidiyeti taşıyan Orconikidze’yle birlikte Gürcistan’a Moskova merkeziyetçiliğini dayatınca Vladimir Ulyanov 4 Mart 1923 tarihinde Tiflis’teki komünist lider Budu Mdivani’ye, “Kalbim sizinle. Not ve konuşma hazırlıyorum” diye acil telgraf gönderir.


Fakat ertesi gece komaya girer ki, artık Kremlin’deki fiili etkisi nihayete ermiştir.


***


SONRASINI hepimiz biliyoruz.


Harikulade Gürcü ilk iş olarak mumyaya koyduğu Lenin’in vasiyet ve mektuplarını arşive gizledi. Rakiplerini tasfiye eder etmez de o harikuladeliğini bir gösterdi, pir gösterdi.


Hem tarihin en korkunç katliamını gerçekleştirdi, hem de Çarlık zamanında milletler hapishanesi denen Rusya’yı Sovyetler Birliği etiketi altında milletler zindanına dönüştürdü.


Eskinin emperyal tahakkümünü bile mumla aratacak bir emperyalist sulta inşa etti.


Şimdi Vladimir Putin’in yeniden sulandığı ve aslında genel Türk modernleşmesinin ve aydınlanmasının da ana rahimlerinden birisini olan Kırım’ın Tatar ahalisi başta, SSCB sathında yaşayan sayısız halkı kâh toptan katletti, kâh başka yere sürdü.


Üstelik de sözümona “özerk”(!) cumhuriyetlerin sınırları hiçbir etnik ve coğrafi gerçek hesaba katılmadan tamamen keyfî biçimde belirlendi.


***


ZATEN eski Sovyet coğrafyasındaki milli meselelerin bugün hâlâ patlamaya hazır bir bomba olarak kalması da yukarıdaki keyfilikten ve muğlaklıktan kaynaklanıyor.


Zira Kötülükler İmparatorluğu 1991’de parçalanırken aynı sunî hudutlar eksen alındı.


Dolayısıyla Karabağ, Abazya, Çeçenistan, Moldova vs. ve şimdi de Ukrayna, bütün bunlar aslında sözkonusu bombaların infilak durumuna tekabül ettiler ve ediyorlar.


Artı, mevcut manzara yine sınır yapaylığı ve yine etnisite hercümerci ile noktalanmış 1. Dünya Savaşı sonrasını andırıyor. Buna bir de kızıl veya değil, iştahı dinmez Rusya’nın aynı Savaş ertesindeki gibi revizyonist bir oburlukla davrandığını eklemek gerekiyor.


Ama tabii buradan hareketle ufukta 3. dünya savaşı var diye ahkâm kesecek değilim.


Fakat şu kesin ki, milli meseleler istediği kadar irrasyonel dürtü içersin, onlar çözüme kavuşmadıkça dünya savaşı olmasa bile yerel savaşlar bitmiyor ve biteceğe de benzemiyor...



[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.