Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kutuplu Erdoğan

  • 14.03.2014 00:00

 CUMHURİYET Türkiye’si hiçbir zaman bugünkü ölçüde bir kutuplaşma yaşamadı.


Zaten Berkin Elvan’ın cenazesi de bunun son göstergesini yansıtıyor.


Evet evet, köprülerin bu çeşit dinamitlerle atıldığı, iplerin bu tür palalarla kopartıldığı, bilhassa da husumetlerin bu tür nefretlerle bilendiği bir modern tarihimiz hiç olmadı.


Fakat doğru, tek parti döneminde çelişkilerin yansıyabileceği bir ortam zaten yoktu.


Dolayısıyla 1946’ya kadar sürmüş olan göreceli sükûneti bir mecburi suskunluk devri olarak kabul edelim ve hesabın dışında tutalım.


***


OYSA çoğulcu rejimden sonra da şimdiki düzeyde bir zıtlaşmaya hiç tanık olmadık.


Kanın gövdeyi götürdüğü yetmişli yıllarda bile toplum böylesine ayrışmadı.


Şüphesiz siyasi mazimizde daima kamplaşmalar yaşadık. Ama yine de ara güç denen ve fanatik bölünmüşlüğe uzak duran geniş bir yelpaze o toplumdaki varlığını korudu.


Çok çok daha önemlisi, aynı mazide yukarıdaki nefret dürtüsü bugün olduğu gibi bütün kesim ve katmanlarda karşı tarafa yönelik yegâne söylem ve reflekse dönüşmedi.


Ve, yukarıdaki gelişmenin esas sorumlusu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır!


***


TEK değil esas dedim, çünkü AKP daha iktidara gelmeden eski statüko direniş hattını bu partiye ve liderine karşı böyle bir nefret ekseninde belirlemişti. Sonrasında da sürdürdü.


Ancak Erdoğan doğru strateji uyguladı ve aynı seviyeden cevap vermediği içindir ki hem toplumsal tabanı genişletmek, hem de o eski statükoyu tasfiye etmek becerisini gösterdi.


Fakat ne zaman ki sözkonusu tasfiyeyi gerçekleştirdi ve devlet mekanizmasına hâkim olduğuna kanaat getirdi, buradan itibaren çelişkileri zıt kılan esas sorumlu kimliğini edindi.


***


ÖYLE, zira ister asıl gayesini gizleyerek gerçek çehresini sonradan ortaya çıkarttığı; isterse de iktidar hırsıyla davrandığı varsayılsın, yukarıdaki virajdan itibaren Recep Tayyip ErdoğanTürkiye’de hüküm süren nefret kutuplaşmasının hem sebebi, hem de sonucudur!        Sebebidir, çünkü Kürt sorunundaki kısmen olumlu tutumu hariç bölücüdür!


AKP önderi benden olmayan bana karşıdır ilkesini benimsemiş bir tahammülsüzlük abidesi olarak ortaya çıkıyor ve toplumun sosyolojik açıdan bölünmesini bizzat körüklüyor.


Yetiştiği kültürel iklime tekrar dönen Başbakan, en asgari demokrasi ilkeleriyle bile çelişen otoriter iktidarını onaylayacak; yolsuzluğu, rüşveti, kayırmayı gık demeden yutacak; himmetten başka hiçbir refleksi olmayacak bir mürit kitlesinin şahsına biat etmesini istiyor.


Siyaset terbiyesinde asla yeri olmayan bir üslupla da o biatı kabullenmeyenleri düşman ilân ediyor ki, kendisi işte bunun için bugünkü nefret zıtlaşmasının sebebidir!


***


ÖTE yandan aynı zamanda da sonucudur!


Zira yukarıdaki söylem AKP liderini, zaten baştan beri ona hasım olan eski statükonun mutlak husumet nesnesine dönüştürdü. Can çekişen şey direncini bu sayede sürdürüyor.


Artı, makul bir politikayla ara güç olabilecek Alevi kitleler, şehirli laikler, geleneksel burjuvalar iktidar önderine tümden yabancılaştılar. Erdoğan onlar için artık kesinkes öcüdür.


Başka bir deyişle, Başbakan’ın kendi kampını tahkim dürtüsü aslında yekpare bir blok olmayan kesimi de can havliyle zıt kampta birleşmeye iten sonucu doğurdu.


Zaten Gezi Direnişi de, Camia muhalefeti de, Elvan cenazesi de bunların yansımasıdır


Dolayısıyla heyhat, Türkiye modern tarihteki en derin nefret kutuplaşmasını yaşıyor.


***


KUŞKU yok, bu dehşet sarmalını esas sorumlu Erdoğan’a rağmen aşmak zorundayız.


Onunla mı olur, onsuz mu olur bilemiyorum ama tabii ikinci şık çok daha evla olur...



[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.