Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kırım Çarı

  • 19.03.2014 00:00

 “RUSYA’nın yalnız iki müttefiki vardır: Biri ordusu, diğeri ise donanması!


***


EH, son çar 1. Vladimir, yani nam-ı diğer bugünkü Vladimir Putin de uzakselefi 3. Aleksandr’a ait olan ve kızıl veya beyaz o Rusya’yı daima belirleyen bu ilkeye sadık kaldı.


Malûm, Kremlin efendisi öyle dış müttefik aramak zahmetine katlanmadan ve sırf pazu gücü sayesinde önce Abazya’ya, Çeçenistan’a, Güney Osetya’ya falan “çekidüzen verdi”(!)


Ve işte şimdi de Kırım’ı da yuttu!


***


YUTTU, çünkü pazar günkü referandum bir dostlar alışverişte görsün formalitesidir.


Akmescit’teki (Simferopol) Kebir Camii minaresine kılıf uydurmak için düzenlendi.


Şu noktada hiç tereddüde düşmeyelim: Rusya Federasyonu yarın, yarın değilse de öbür gün eski Tatar Hanlığı yarımadasını 84. vilayet olarak kendi bünyesine ilhak edecektir.


Zaten Putin’in doymak bilmez oburluğuna set çekilmediği takdirde muhtemelen Doğu Ukrayna’yı, Moldova Sitiryası’nı veya Estonya Narva’sını da aynı akıbet bekliyor.


Zira bugünkü çar dış yayılmacılığı Bulgaristan’daki 1886 darbesini tezgâhlamaya, iç baskıcılığı ise gizli polis Okhrana’yı kurmaya ve Rusça haricindeki dilleri yasaklamaya vardırmış dünün 3. Aleksandr’ıyla aynı kumaştan dokunmuştur. Slavofil bir despottur!


Peki de, meşruiyet arayan Moskova’nın iddia ettiği gibi, müteveffa Yugoslavya’da Batı’nın kabullendiği Kosova referandumuyla Kırım’dakini aynı kefeye koymak mümkün müdür?


Hayır! Asla ve zinhar değildir!


***


DEĞİLDİR, çünkü Kosova’da göz göre göre katliam ve etnik temizlik gerçekleştiriliyordu.


Sırbistan hiçbir ihtar ve tekdire aldırmadığı içindir ki nihayetinde kötek yedi.


Oysa kim aynı mezalimin Kırım’daki Ruslara karşı da uygulandığını iddia edebilir?


Ne Kiev’deki Meydan isyanından önce, ne de sonra böyle bir şey vuku buldu.


Fakat olayın üzerine mal bulmuş Mağribi gibi atlayan Putin işte fırsatı kaçırmadı.


***


ÖTE yandan, yurdun esas sahibi Tatar soydaşlarımız kıyım sürgünlere yollandıktan sonra Rus nüfusa rağmen Kruşçov’un Kırım’ı Ukrayna’ya bağışlaması da bahane olamaz.


Zira bizzat o Rus duması 1997’de resmileşen statüyü 1998’de tekrar onaylayarak Kiev’e aidiyeti iki defa tescil etmiştir. Uluslararası hukuk yazboz tahtası değildir.


Kaldı ki şayet her sınır etnisiteye göre belirlenecekse, yandı gülüm keten helva!


Meselâ, hepsi Alman çoğunluk barındırdığına göre Hitler’in 1938’de Avusturya ve Südetler’i; 1939’da da savaşı patlatan Gdansk’ı ilhak etmesini sineye çekmek gerekirdi.


Yani modern çar 1. Vladimir’in zorba mantığıyla hareket edersek sayısız ve sayısız hududu yeniden çizmek zorunluluğu dayatır ki, doğacak dehşet kaosun sonu hiç gelmez.


***


İŞİN Türkiye’ye yansıyan en rezil yanını ise ulusalcıların tıynetsizliği oluşturuyor.


Bir yandan iktidar borazancısı Eski Fecir gazetesinin şu komplotör ve provokatör yöneticisi; diğer yandan neo-Nazi Maocuların Karanlıkçı şefi veya dezenformatör ajanların Salon TVsitesi falan, dinperest yahut laikperest bilumum ulusalcılar yine her zamanki yalancılıklarıyla sorumluluğu Batı’yı yüklüyor ve Rusya’ya afiyet olsun övgüsü düzüyorlar


Ve tabii, özü aynı şekli ayrı bu iki tür ulusalcıların modern çar 1. Vladimir ekseninde oluşturduğu kutsal ittifak hem Başbakan’ın Putinleşmesinden, hem de Ergenekoncularıntekrar sahneye salınmasından kaynaklanıyor ki, konuyu başka yazılarda tekrar ele alacağım.


3. AleksandrRusya’nın iki müttefiki vardır: Biri ordusu, biri donanması” diyordu.


Bizim ulusalcıların da iki müttefiki var: Biri ebedi Rusyalar, biri de ezeli Vladimirler!



[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.