Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Yaşasın Kral

  • 4.06.2014 00:00

 BÜYÜK, çok büyük bir hükümdar tahtından feragat etti.

Her şeyden önce hem kendisini, hem de jestini hürmet ve muhabbetle selamlıyoruz.

Pazartesi günü tacını gönül rızasıyla oğlu Felipe’ye devreden İspanya Kralı 1. Juan Carlos’u kastettim.

***

EVET evet, Burbon Hanedanı’nın İberya koluna mensup1. Juan Carlos çok büyük, çok önemli ve çok bilge bir devlet adamıydı.

Öyleydi, çünkü ülkesinin demokrasiye geçişinde en hayati ve en öncü rolü üstlendi.

Bu süreçte motor rol oynadığı gibi geriye dönüş atılımlarına da cesaretle göğüs gerdi.

Ne zaman ki Francesco Franco, nâm-ı diğer Caudillo 1975 yılında zebaniler cehennemine kavuştu, çiçeği burnunda Kral daha General’in kadavrası soğumadan 1939’dan beri süren diktatoryayı tarumar etmeye ve çoğulculuk ortamını hazırlamaya başladı.

Artı, eski rejim özlemcisi subaylar 1981 Şubat’ında darbeye yeltendiğinde de “asker, derhal kışlana dön” çağrısı yaparak genç İspanyol demokrasisinin kesintiye uğramasını engelleyen esas manevi güç ve resmî otorite oldu.

Dolayısıyla, Madrid başkentli ülke eğer bugün Avrupa’nın en özgürlükçü devletleri arasında yer alıyorsa, şüphesiz ki tacından feragat eden Kral’ın buradaki payı müstesnadır.

Bunu küçümsemeye kalkışmak da nankörlüğün ve kadir bilmezliğin daniskası olur.

***

ÖTE yandan, Franco’dan haz etmediğim için yukarıda “zebaniler cehennemine” gitti falan dedim ama belki de biraz haksızlık yaptım.

Her iki tarafın da yalnız ve yalnız kırk katırla, kırk satır arasında tercih hakkı bıraktığı 1936 - 1939 İç Savaş’ına zaten hiç girmeyelim... Ne birinin, ne diğerinin iler tutar yanı vardır.

Fakat Sezar’ın hakkını Sezar’a, o Franco’nun hakkını da Franco’ya vermek gerekiyor

Ta 1930 yılında tasfiye edilmiş bir Burbon sülâlesinin genç prensini seneler ve seneler sonra İtalya sürgününden kasten Madrid’e getiren, dolayısıyla da bitmiş krallığa rağmen Juan Carlos’u veliaht olarak yetiştiren kişi yine aynıCaudillo oldu.

Başka bir deyişle, mazideki cumhuriyet deneyimlerinin daima kaosla noktalandığını bilen ve son dönemde de ipleri kısmen gevşeten General, hâlâ bölünmüş bir İspanya’nın kendi ölümünden sonra ancak monarşik bir rejim etrafında yeniden birleşebileceği sonucuna vardı.

***

NİTEKİM varsayım doğru çıktı.

Bir yandan eski rejim içinde sivrilerek tedricen liberalleşmiş Frankist kadrolar; diğer yandan da Hıristiyan, Sosyalist ve Carillo’nun Avro-komünist partisi olmak üzere Yarımada’daki temel siyasi akımlar çoğulculuğu Kral’ın himayesinde inşa etmek basiretini sergilediler.

İllâ cumhuriyet diye Pirene keçilerinin inadını tutturmadılar.

Ve sanki bir mucize gibi, İspanya’nın çok uzun sürmüş bir diktatörlükten demokrasiye ve çok yara bırakmış bir kan davasından barışa yumuşak geçişle ulaşması bütün bu faktörlerin biraraya gelmesiyle gerçekleşti ki, tabii 1. Juan Carlos’u en başa koymak gerekiyor.

***

AMA şimdi şunu diyebilirsiniz: Peki de be adam, damadının finans kumpaslarından, kendisinin av partilerinden, libidosunun uçkur skandallarından falan niye hiç söz etmiyorsun?

Etmiyorum, zira Franco dâhil asla mutlak bir ak- kara ve doğru- yanlış parkurunda ilerlemeyen tarih ve tarihî kişilikler insani veya mevkii zaaflar ekseninde değerlendirilemez.

Terazinin yegâne ölçeği belirleyici olana atılmış olan imzadır!

Ve işte 1. Juan Carlos’un asil imzası da İspanya demokrasisinin altındadır ki, tahttan gönül rızasıyla feragat eden Haşmetmeabı tekrar hürmet ve muhabbetle selamlıyoruz.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.