Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Cihadistan

  • 13.06.2014 00:00

 BAŞLIĞI dünkü Le Monde’den aldım. Fransız gazete Musul’un da Irak ve Şam İslam Devleti(IŞİD) adlı örgüt tarafından ele geçirilmesinden sonra yayımladığı başyazıda Irak- Suriye ekseninde oluşan yeni bölgeyi bu sıfatla adlandırmıştı. Çok isabetli bir tanım...

O hâlde El Kaide’ye bile rahmet okutacak vahşilikteki çetenin isminden başlayalım.

***

FRENKLER IŞİD kısaltmasındaki Şam’ı “levant” diye tercüme ediyorlar. Doğrudur.

Çünkü “el Devle el İslamiye fi’l İrak eş-Şam” serlevhasındaki son kelimeyle şehrin kendisinden ziyade, en azından Suriye ve Lübnan’ı kapsayan coğrafi bütün kastediliyor.

Aynı Frenkler de Ortaçağ’dan beri Doğu Akdeniz’i yukarıdaki deyimle tanımlıyorlar.

Yani Avad İbrahim Ali el Bedrî, nâm-ı diğer Ebu Bekir el Bagdadi liderliğindeki meczuplar güruhunun hedeflediği Cihadistan aslında Şatt’ül-Arap deltasından İskenderun Körfezi’ne uzanan bir sahayı kapsıyor.

Ve tıpkı reisinin o Bagdadi takma adı gibi örgütün ismindeki Şam sözcüğü de burada metaforik ve sembolik bir cazibe unsuru olarak kullanılıyor.

***

CAZİBE, çünkü Hazreti Peygamber’e atfedilen hadislerden sayısız sahabenin yattığı mezarlara, Şam-ı Şerif İslam mitolojisinde çok büyük önem taşır. Dört kutsal şehirden biridir.

Zaten tek cüz ayet ve tek kelime Arapça bilmemelerine rağmen Müslüman kökenli bir alay genç Avrupa’da ipini kopardıktan sonra IŞİD saflarında “şahadet mertebesine erişmek için” (!) eğer ta Londra’lardan, Oslo’lardan, Paris’lerden gelip bugün elde piştov Musul’a girdiyse, sosyolojik verilere bir de Şam kelimesindeki sihri eklemek gerekiyor.

Ve aynı sihirli sözcüklerin başında da Cihat geldiği için işte oldu sanaCihadistan ki, yandı gülüm keten helva!

***

ÖYLE, zira IŞİD’in Suriye’de Rakka, Irak’ta Felluce falan derken şimdi de bu ülkenin ikinci büyük, petrolün ise en büyük kentini fethetmesi tüm politikaları allak bullak edecek.

İşin şakaya gelir yanı yok, artık azgın canilerden oluşan bir ordu numunesi devrededir.

Kaldı ki örgütün Şii merkezli Bağdat yönetimine hasım Sünni bölgelerde hatırı sayılır bir destek bulduğu da tartışılmaz bir vakıa oluşturuyor.

Bu takdirde de, gelişmeleri uluslararası platforma tahvil edersek en önce, dolaylı yönden bile olsa iki rejimin kârlı çıktığını saptamak gerekiyor.

***

BİRİNCİSİ, zaten aynı Rakka’nın ve Deir-es-Zor’un düşmesine fazla tınmayarak tehlikenin tırmanmasına kasten göz yuman, böylelikle de karşı safın o tehlikeyi fark ettikten sonra kendisine ilişkin tavrı değiştireceğini öngören Baas Suriye’sidir.

Ne Batı, ne de Türkiye Cihadistan’ı kaldırabileceği içindir ki Washington, Brüksel ve Ankara’nın Esad’a yönelik siyasetlerini gözden geçirmesi artık hemen hemen kaçınılmazdır.

Şahsına karşı cihat açmış caniler sayesinde bir o kadar cani diktatörün yeri bugün dünkünden de daha sağlamdır,el Bagdadi ve meczup taifesi münasip yerlerine kına yaksın...

***

DİĞER kazançlı ülke ise zaten yeniden uluslararası arenaya dönmekte olan İran’dır.

IŞİD’in hem Sünni İslam’daki en bağnaz Şii düşmanlığıyla özdeşleşmesi, hem de Arap kavmiyetçisi içgüdüler barındırması Tahran’ı belirli ölçüde barikat konumuyla donatmaktadır.

İmparatorluk geleneğinden süzülen Farsi diplomasi de böyle bir fırsatı kaçırmayacaktır.

YaniCihadistan isteyen budalalar aslında oCihadistan’la çelişen her şeyi daha güçlü kılmışlardır ki değil Şam-ı Şerif sahabesinin yanında, cehennemde bile yatacak yerleri yoktur.

Konuyu, tutum değiştirmezlerse kaybedecek olanlar açısından yarın işleyeceğim.

[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.