Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

İlk tahlil

  • 15.08.2014 00:00

 KİMSE bin bir dereden su getirerek mızıkçılık etmeye kalkışmasın!

Hele hele Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihî zaferini küçümsemeye hiç kalkışmasın!

İnkârı mümkün değil, evet, eski AKP liderinin zaferi tarihîdir!

***

ÖYLEDİR, çünkü kendi olağanüstü performansı bir yana, pazar günkü seçim sonuçları zaten hanidir âhı gitmiş vâhı kalmış 1923 Cumhuriyeti’ne son noktayı da koydu.

Bir anlamda malûmu ilâm etti ki, kendi hesabıma bu yeni cumhuriyet ve bu yeni Türkiye arzuladığım doğrultuda şekillenmemiş olsa bile olguyu kabullenmek durumundayız.

***

BU olguyu kabullenmek durumu beni Thomas More’un aşağıdaki sözüne götürüyor:

Şayet kötüyü engellemek mümkün değilse onu iyileştirmeye çalışın.

Tamam, böylesine pragmatik tutum tabii ki edilgenlik, hatta çaresizlik yansıtıyor.

Öyle ama pazar günkü sonuçtan sonra da daha farklı bir taktik öngöremiyorum.

O hâlde, aslında bir taktik bile değil bir temenni olan ilk şıktan başlayayım.

***

ŞAYET yeni Cumhurbaşkanı tekrar iktidarının ilk dönemindeki uzlaşmacı söylemi benimser ve kendisini destekleyen kitlelerin ötesindeki insanları da kucaklayan, en azından onları iteklemeyen bir pozisyona dönerse, husumetleri bir kenara bırakarak onun bu yöndeki açılımlarına pozitif yaklaşmak ve dostluk elini sıkmak en makul tutuma tekabül edecektir.

Şüphesiz böyle bir yaklaşım eleştirelliği elden bırakmak anlamına gelmez ve gelmemelidir. Ama şu bir vakıa ki Türkiye acilen tansiyon düşürmek zorundadır.

Bunun gerçekleşmesi ise karşılıklı bir çabayla mümkündür.

Üstelik AKP bünyesindeki çalkalanma; önemli bir ihtimalle anayasa referandumu; muhtemelen de erken seçim falan derken önümüzde istikrarlı bir ufuk yoktur.

Dolayısıyla da sırf muhalefet şehvetiyle yangına körükle gitmenin hiç âlemi yoktur.

Fakat dediğim gibi, sözkonusu temenninin hayata geçebilmesi için sırf retorik kabilinden olsa bile Erdoğan’ın belirli bir “lügat adabı”na dönmesi gerekmektedir.

***

İKİNCİ şık da şudur ki, aynı Erdoğan’ın ve daha bir müddet iplerini elinde tutmaya devam edeceği anlaşılan yeni hükümetin Kürt sorununa ilişkin olarak atacağı her adım mutlaka ve mutlaka desteklenmelidir.

Bu nokta hayatidir!

***

HAYATİDİR, zira eski AKP liderine muhalif olmak asla ve asla çözüme çomak sokmak isteyen güçlerle birleşmek veya onlarla flört etmek anlamına gelmez ve gelmemelidir.

Aksine, velev ki yeni Cumhurbaşkanı ilk başlarda bugünkü hoşgörüsüz, despotik ve pederşahi tavrından taviz vermesin...

Kürt meselesi Türkiye’nin demokratikleşmesindeki olmazsa olmazı oluşturduğundan, çözüm süreci rotasına oturduğu takdirde onun dinamiği ister istemez Çankaya dâhil ülkedeki bütün kurum ve şahsiyetleri de, gönüllü yahut gönülsüz, dönüşüme mecbur kılacaktır.

Zaten Selahattin Demirtaş’ın pazar günkü seçimden diğer muzaffer olarak çıkması da son derece umut verici bir gelişmedir.

Bu artı da yukarıdaki “çözüm, eşittir demokratikleşme - demokratikleşme, eşittir çözüm” denklemi çerçevesinde okunursa, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı makamında izleyeceği siyaset pratiği orta vadede başbakanlığındakinden farklı olmak zorunda olacaktır.

Thomas More’un “kötüyü önlemek mümkün değilse onu iyileştirmeye çalışın”sözünden yola çıkarak konuyu üçüncü ve dördüncü şıklar çerçevesinde yarın da işleyeceğim.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.