Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Savaş ve emperyalizm

  • 5.09.2014 00:00

SAVAŞLARIN, hele hele büyük savaşların sebebi illâ ve mutlaka emperyalizm midir?

 

Bolşevik salçaya bulanmış Marksistler yukarıdaki soruya daima evet cevabı verdiler.

 

Peki de yanıt doğru muydu ve doğru mudur?

 

***

 

ASLINDA Marx ve Engels de aynısını söylüyorlardı ama yukarıdaki tezin dogmaya dönüşmesi Lenin’in “Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” kitabıyla başlar.

 

Her üçünün de felsefi çıkış noktası rasyonel bir sebep- sonuç ilişkisine dayandırdıkları, dolayısıyla da öngörülebilir addettikleri tarihî maddecilik anlayışından kaynaklanır.

 

Zaten Vlamir İliç emperyalist devletler arasındaki savaşların kaçınılmazlığı yönünde müneccimliğe soyunurken bunu yine tarihle açıklıyordu. Sermaye sisteminin tekelci seviyeye ulaşmasıyla birlikte serbest rekabetin yerine cebri pazar kapışmasının geldiğini iddia ediyordu.

 

Bu yüzden komünistler Harb-i Umumî’ye “1. Emperyalist Paylaşım Savaşı” derler.

 

1939’da da “ikinci”demeye başladılar. Fakat Stalin- Hitler paktı bozulup SSCB işe girince tükürdüklerini derhal yaladılar. O “emperyalist paylaşım”lâfını riyakârca siliverdiler.

 

Neyse, ya birincisi? 2 Ağustos’tan beri 100. yıldönümünü idrak ettiğimiz ve modern zamanları hâlâ belirleyen 1. Savaş hakikaten de o “emperyalist kavgadan” mı başlamıştı?

 

***

 

İLK bakışta, Lenin’in sıraladığı argümanlar 1914 yazında davarmış gözüküyor.

 

İşte Almanya hızla yükselen güçtür ve dişe dokunur kolonisi yoktur. Genç ve oburdur.

 

İngiltere nispeten gerilemektedir ve sömürgelerini muhafaza etmeye kararlıdır.

 

Avusturya- Macaristan da Orta Avrupa’yı bırakmak niyetinde değildir.

 

Rusya ise ezelden beri sıcak denizlere inmek ihtirasıyla yanıp tutuşmaktadır.

 

Bunları alt alta sıraladığımız, üstelik Paris’in Berlin’e olan husumetinin sırf 1870 yılında kaybettiği topraklardan değil Kuzey Afrika denetim bölgesinden de kaynaklandığını düşünürsek, pekâlâ da Savaş’ın “emperyalist paylaşım”için patladığını söyleyebiliriz.

 

Oysa dediğim gibi, bütün bunlar ancak ilk bakışta geçerlidir ve zahirliği yanıltıcıdır!

 

***

 

YANILTICIDIR, çünkü aynı 1914 yazında yukarıdaki çelişkiler çok ikincil kalıyordu.

 

Alman sermayeli Bağdat Demiryolu hisselerinin uluslararası tahvillere açılmasından, İngiltere’nin aynı Almanya’yla sömürge değiş tokuşu yapmasına, hatta Belçika kolonilerini de paylaşmak için Berlin’le anlaşmaya yönelmesine; artı, Reich’la Fransa arasındaki Fas sorununun tatlıya bağlanmasından Japon yenilgisinden sonra Çarlığın sıcak deniz heveslerine set çekmesine, Avrupa’da işi kıyama vardıracak öyle aman aman bir uyuşmazlık yoktu!

 

Zaten hava da yoktu! 44 yıldır Batı’ya uğramayan cenk rüzgârları tekrar esmiyordu.

 

Aksine, 1. Harp’in çıkış noktası olan Saraybosna suikastı gerçekleştikten sonra bile ne Alman Kayser’i Baltık’taki yat tatilini yarıda kesti, ne Fransa Başbakanı önceden planlanmış Rusya gezisini iptal etti, ne de Londra borsasında ciddi bir hareketlenme gerçekleşti.

 

Yani Harb-i Umumî somut bir “emperyalist paylaşım” hırsından falan değil, başkentlerin gelişmeleri hesaplayamadan gerilimi tedricen tırmandırmasından ve daha önce imzalanmış ittifakların otomatik olarak savaşa götürecek içerik taşımasından kaynaklandı.

 

Üstelik 20. asırda hâlâ 19. asır şemasıyla düşünüldüğü için de o savaşın öncekiler gibi çabucak biteceği zehabına kapılınarak aynı öngörüsüzlük nitelik açısından tekrarlandı.

 

***

 

EVET, 100. yılını idrak ettiğimiz 1. Harp dâhil devasa bir kaos olan tarih Marksistlerin hazır formüllere indirgediği ve rasyonel varsaydığı sebep- sonuç ilişkileriyle ilerlemiyor.

 

Çoğu defa irrasyonalite, tesadüfîlik ve yanılsama devreye giriyor ki, işte Lenin başta, müneccimliğe soyunanlar o tarihi asla öngöremiyor ve asla da öngöremeyecek.

 

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.