Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Bugün de NATO

  • 6.09.2014 00:00

 DÜN ve önceki gün Newport’ta önemli ve kritik bir NATO zirvesi gerçekleşti.

Ukrayna ve kısmen de IŞİD konusu gündeme geldi ama bu satırları yazdığım saatlerde henüz ortak bildiri yayınlandığı ve fazla haber sızmadığı için sonucu yorumlamayacağım.

Sadece şu kadarını söyleyebilirim:

Şükür o NATO var ki ipini kopartmış bir dünyada curcuna az biraz dizginlenebiliyor.

***

OYSA ben “cinnet yıllarıma” daha ergenlik çağından itibaren “NATO’ya hayır” şiarını bağırarak girmiş bir kuşağa mensubum. Hançeremi yırttığım ilk slogan budur.

Doğrusu ne eblehmişim! Ne gaza gelmişim! Körlüğe de ne denli meyyalmişim!

Fakat hanidir biliyorum ki Sovyet yayılmacılığına karşı meşru müdafaa refleksiyle kurulmuş o NATO olmasaydı bizler özgürce “hayır” demek lüksünü ancak rüyada görürdük.

Gümüşsuyu’ndan Dolmabahçe’ye de 6. Filo bahriyelilerine küstahça saldırmak için değil, Boğaz’da ebediyen demirlemiş Rus donanmasına metazori selâm durmak için “parti komiserleri” nezaretinde ve “genç piyoniyerler”flaması altında uygun adım inerdik.

***

2. Dünya Savaşı ertesindeki kısa dönem tarihine şöyle bir nebze alıcı gözüyle bakın...

Stalin Doğu ve Orta Avrupa’yı büyük bir oburlukla ve cebren mideye indirmiştir.

Ama iştahı öyle kabarıktır ki, henüz Yaşlı Kıta’yı terk etmemiş ABD birliklerinin geri dönmesini sağlayabilmek; dolayısıyla Batı’yı da fiilen etkisi altına alabilmek için, dört işgal bölgesine bölünmüş Almanya’nın birleşmesini dahi oltanın ucunda yem olarak sallamaktadır.

Zokayı yuttuğunuz takdirde ise tıpkı 1948 Çekoslovakya’sında yapacağı gibi, bir müddet sonra İtalya’da, Fransa’da, Belçika’da falan da ite kaka 5. Kol komünist partilerini önce koalisyon hükümetlerinin kilit mevkilere yerleştirecektir.

Sonra da “müjdeli” (!) bir sabah güneş proleter devrimi süngüsünde doğuverecektir.

***

ARTI, aynı Stalin dahaönce eski müttefiki Hitler’e 1939’da yaptığı gibi Molotov vasıtasıyla önce 19 Mart, sonra da 7 Haziran 1945’te Türk Boğazlarından üs istemektedir.

Hadi olmadı, Ankara denetiminden çıkartılarak silahsızlandırılmasını talep etmektedir.

Başka bir deyişle, “Kötülükler İmparatorluğu”Çarlardan devraldığı yayılmacılık ve sıcak denizlere inmek stratejisini sürdürerek, beyaz veya kızıl, Rusyalar’ın Rusya olmaya devam ettiğini 2. Dünya Savaşı’nın ertesindeki dönemde de tekrar ortaya koymaktadır.

Yeter ki ABD askerleri gitsin ve Kremlin artık esamisi bile okunmayacak derecede cılızlaşmış Avrupa ülkelerinin bitik ve cüce ordularıyla baş başa kalsın. Gerisi çanta keklik!

***

İŞTE NATO yukarıdaki kumpasa gelmemek için kuruldu.

5. Kol komünistlerin ve “cinnet yıllarımda” ben dâhil, onlara “yol arkadaşı” olmuş eblehlerin yaydığı dezenformasyon silsilesi koskoca bir kuyruklu yalandır. Zaten de dediğim gibi, yakın tarihe biraz alıcı gözüyle ve kronolojik olarak bakılırsa her şey açık ve şeffaftır.

Ve Rusya’nın niteliği değişmediği içindir ki dün olduğu gibi bugün de Kuzey Atlantik Paktı’nın varlığı Avrupa ve Türkiye için asgari bir güvencedir. Çünkü inatçı gerçek şudur:

O kof Avrupa ABD’den bağımsız bir stratejik güç değildir. Görünür gelecekte de olacağı yoktur. NATO ise Birleşik Amerika’yı Yaşlı Kıta’yla birleştiren yegâne köprüdür.

Dolayısıyla, bugün sona eren Newport zirvesinin sözkonusu köprüyü güçlendireceğini dilemek aslında “NATO’ya hayır” sloganını da bağırabilmek özgürlüğüne sahip çıkmaktır.

Üstelik ülkemiz fikir hayatında hâlâ terör estirebilen “sol” (!)ve “ulusalcı” arkaikler karşısında sinmeksizin onların sahte efsanelerine meydan okumak; artı, yukarıdaki özgürlük adına “NATO’ya evet” diyebilmek entelektüel dürüstlük açısından ahlaki bir yükümlülüktür.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.