Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Örtü, okul ve kapak

  • 1.10.2014 00:00

KIZLARIN dokuz yaşından itibaren okula örtünerek gidebilmesi özgürlük müdür?

 

İlk bakışta sanki öyleymiş gibi geliyor!

 

Zira her çocuk reşit çağa gelene dek ebeveynlerinin tercihlerine uymak zorundadır.

 

Dolayısıyla da eğer o ebeveynler o tercihi yapıyorsa buna saygı duymak geremez mi?

 

Hayır, kazın ayağı öyle değil!

 

***

 

DEĞİL, çünkü bu tez ne psikolojiyle, ne pedagojiyle, ne de sosyolojiyle uyuşuyor.

 

Zira her modern devlet ilk ve ortaöğretimi asgari bir eşitlik, tarafsızlık ve anonimlik ekseninde inşa eder. Maddi ve manevi alâmet-i farikaları görünmez kılmak zorunluluğu vardır.

 

Yani sistemin felsefesini çocuğun benliğini mümkün mertebe özgür kılabilecek bir okul ortamı yaratabilmek kaygısı oluşturur.

 

Bu gerçekleşebilsin ki, geleceğin reşit insanı ebeveynlerininki dâhil veya hariç, farklı tercihlerden herhangi birisini kendi hür iradesiyle seçebilecek donanıma az çok ulaşabilsin.

 

Oysa siz dokuz yaşındaki bir kız çocuğunu türbanla sınıfa sokarsanız yukarıdaki eşitliğin de, tarafsızlığın da, anonimliğin de içine kibrit suyu dökmüş olursunuz!

 

***

 

NEDEN böyle olacağını Rıza Türmen dünkü T24 sitesinde ve “Çocuk, Başörtüsü ve Özgürlük” başlıklı yazısında her yönüyle anlattı. Enfes makaleyi bilhassa tavsiye ederim.

 

Ben de yine düne ama bu defa Akit gazetesinde “Kapak Olsun”manşetiyle yer alan ve Avrupa okullarında Müslüman öğrencilere türban izninin verildiğine dair habere geleceğim.

 

***

 

EVET doğru, verdiler ve veriyorlar! İyi halt ediyorlar!

 

Korkak, ilkesiz ve öngörüsüz davrandılar ki, ceremesini çekiyorlar ama artık çok geç...

 

Korktular, zira hem eski kolonyalist olmanın utangaçlığıyla; hem ırkçılıkla suçlanmak kaygısıyla; hem de İslam adına ahkâm keserek el verince kol isteyen şirretlerin cazgırlığıyla, o Müslüman kökenlilere kendi ülkelerinde asla sahip olamayacakları türden haklar bahşettiler.

 

Artı, ilkesizlik yaptılar. Muhammedî din mensuplarına karşı laik kuralları es geçerken aslında bilinçaltı bir küçümsemeyle ve hakir görme içgüdüsüyle hareket ettiler.

 

Öte yandan da böyle bir alarga müsamahakârlığın nereye götüreceğini öngöremediler.

 

***

 

ÖNGÖREMEDİLER ve zaten de bu laçkalıktan ötürüdür ki o Müslümanların ciddi bir kesimi yaşadıkları toplumlarla uyum sağlamayı ve gettolarından kopmayı hâlâ reddediyorlar.

 

Üstelik sözkonusu alargalık aynı zamanda IŞİD’e, El Kaide’ye, El Meczup’a, El Cellâd’a falan Avrupa’dan militan üreten ve gönderen sefil bir lümpen proletarya yarattı.

 

Eh, ebeveynleri tarafından okul sıralarına metazori başörtüsüyle oturtulan çocuk tabii ki ve gayet normal olarak daha ilk andan itibaren anonimliğini ve tarafsızlığını yitirecektir.

 

Dolayısıyla ne akranları onu eşit addedecektir, ne de kendisi onları öyle görecektir.

 

Yani bireyin tercih özgürlüğü daha reşit olmadan sıfıra indirgenmiş durumdadır.

 

Bu takdirde de dünün kız çocuğunun şimdi kendi çocuklarını yetiştirirken aynı şemayı ve yabancılaşmayı üretmesi; o çocukların ise ya Köln’den Afganistan’a “Cihatçı” (!) olarak gitmesi, ya da Paris banliyösünde bir yandan esrar satarken öte yandan hicap giyinmeyen diğer Müslüman kızları tehdit etmesi travmanın vahametine uygun bir gelişmedir.

 

Başka bir deyişle, korkak, ilkesiz ve öngörüsüz bazı Avrupa ülkelerinin İslami aidiyetten öğrencilerin alâmet-i farikasına izin vermiş olması hem İslamofobinin gelişmesine zemin hazırladı, hem de Kıta uygarlığının nüvesindeki etik ve pratik değerlerin ırzına geçti.

 

Varsın Akit gazetesi işine geldiği zaman nefret ettiği Batı’yı “Kapak Olsun” diye emsal göstersin, o Batı ancak kendi ilkelerine riayet ettiği ölçüde örnek ve kapak olabilir!

 

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.