Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Liberal kırılma

  • 7.11.2014 00:00

MALÛM, “liberal” denen özgürlükçüler arasında epeydir ciddi bir kırılma yaşanıyor.

 

Ve yine malûm, temel nokta AKP’ye ve bilhassa Recep Tayyip Erdoğan’a karşı alınacak tutum konusuna odaklanıyor.

 

Benim de dâhil olduğum birinci kesim hızla otoriterleşen iktidarın ve liderinin hanidir demokratik pratik ve kültürle vahim derecede çeliştiği saptamasından hareket ediyor.

 

Dolayısıyla da artık onlarla yol arkadaşlığı yapılamayacağı kanaatini taşıyor.

 

Tabii bunun yansıması da daha önce “yetmez ama evet” sloganıyla formülleşmiş kısmi desteğin yerini bugün muhalif söylemin alması şeklinde ortaya çıkıyor.

 

***

 

ÖTE yandan, daha düne kadar aynı tahlil ve hedeflerde birleştiğimiz; bazılarıyla ortak bir “çıraklık yılları” mazisi paylaştığımız; her hâlükârda da arkadaş ve dost olduğumuz diğer “liberal” kesim mensupları farklı bir duruşu benimsiyorlar.

 

Zira onlar pragmatizm sınırını bizlerden daha geniş ve daha elastiki biçimde çiziyorlar.

 

Başka bir deyişle, başta Kürt meselesinin çözümü olmak üzere, bir süre öncesine kadar gerçekten de önemli işler başarmış ve kitle desteğini hiçbir şekilde yitirmemiş AKP veErdoğan’la hâlâ bir yerlere gitmenin mümkün olabileceğini düşünüyorlar.

 

Dolayısıyla, onaylamasalar bile otoriter eğilimleri ikincil yol kazaları addediyor ve yukarıdaki pragmatizme paralel olarak da iktidarı ve önderini “yakın plandan etkilemek” çabasının daha gerçekçi ve daha verimli birtercih olduğu sonucuna varıyorlar.

 

Bu takdirde şöyle tespit yapabiliriz;

 

***

 

BİRİNCİLER olarak biz kendimizi daha “ilkesel” ve daha “etik” olarak algılıyoruz.

 

Oysa ikinci kesim “liberaller” de bizleri daha “vehimli” ve daha “katı” addediyor.

 

Biz ilkesel ve etik olduğumuzu iddia ediyoruz, çünkü demokrasi değerlerinden taviz vermediğimize inanıyoruz. Hızla ivme kazanan otoriter gidişatı da hayra yormuyoruz.

 

Ama belki de ikincilerin dediği gibi fazlasıyla vehimliyiz ve ziyadesiyle katıyız.

 

Zira AKP’nin ve liderinin yanlışlarını abartarak Kürt meselesindeki muhtemel bir çözümün genel demokratikleşmeyle eklemleşeceği ihtimalini yeterince değerlendirmiyoruz.

 

Tartışma açıktır ve nitekim de “liberal kırılma”bu tartışma ekseninde gerçekleşiyor.

 

Uzun boylu değil, doğru veya yanlış tezi kısa- orta vadedeki zaman belirleyecek.

 

Fakat her hâlükârda ikincilerin bizlerden çok daha “realpolitik” davrandığını söylemekte beis yok ki, zaten de buna itiraz edeceklerini sanmıyorum.

 

***

 

ÖTE yandan, yukarıdaki nedenlerden dolayı ayrıştığımız bu ikinci “liberal” kesimin demokrasiyi ve özgürlükleri bizlerden daha az sahiplendiğini söylemek ancak demagoji olur.

 

Hele hele “iktidardan nemalanmak” (!) ve “majestelerinin aydını” (!) olmak için bu rotayı tutturdukları gibi bir suçlamaya kalkışmak iftiracılığın daniskasına tekabül eder.

 

Ama onların da polemik ucuzlukları bizleri “beyaz Türk aslına dönmek”; “elitist darbelere cevaz vermek” veya “pirüpak siyaset hayaline kapılmak” türü yakıştırmalara vardırması bir o kadar demagojiye ve bir o kadar iftiraya tekabül eder ki, bunun böyle olmadığını en az bizim onların “Erdoğan yalakası” olmadığını bildiğimiz kadar biliyorlar.

 

Hayır, kolektif düşünce sistematiklerini aşmış olan ve amaca varmak için kendi birey iradeleriyle bugün farklı yöntemler seçen her iki tarafın “liberalleri” de, bu farklılığa rağmen evrensel demokrasi ve özgürlükler konusunda aynı değerleri ve aynı hedefleri paylaşıyorlar.

 

Dolayısıyla “liberal kırılma” geçicidir ve sonuç kimi haklı çıkartırsa çıkartsın, o değerler ve o hedefler değişmediği müddetçe yarın yine aynı safta olacağız ve yarın yine birbirimizin yüzüne bakacağız ki, karşılıklı olarak ya edep.

 

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.