Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Otomobil ve kültür

  • 15.11.2014 00:00

 ÇOÇUKLUĞUMUN Lâleli’sinde Koca Ragıp Paşa İlkokulu’na Fatm’anım götürürdü.

Sonra sayfiye faslı bitti ve Feneryolu’na temelli taşındık. Sen Jozef’e önce tramvayla, raylar kalkınca da otobüsle gidip geldim. Tabii Altıyol’dan Bahariye’ye tabanvayla çıkardım.

Kardeşimi ise Kızıltoprak’taki Zühtüpaşa mektebine semt çocuklarını toplayan ve talika tabir edilen çift oturaklı atlı araba taşırdı.

Sen Benuva’ya başlayınca da otobüsle Kadıköy, oradan vapurla Karaköy tarikini kullandı. Lodos essin de karşıya geçemesin diye dua ederdi.

Yani biz de okullu olduk ama klimalı servis arabalarının koltuklarında sefa sürmedik.

***

BUNLARI BaşbakanAhmet Davutoğlu’nun birkaç gün önce açıkladığı kent dönüşüm projesinden dolayı hatırladım.

Bir dizi tedbirin arasında yukarıdaki servis arabalarının da kaldırılması yer alıyormuş.

Eh, nihayet bonjur!

***

BONJUR, çünkü şu İstanbul trafiğini felç eden, üstelik muazzam bir zaman ve enerji israfına yol açan; artı, egzoz zehirlenmesine tuz biber eken faktörlerin muhtemelen en başında, satıh itibariyle iki binek otomobilinin yerini kaplayan böylesine araçlar geliyor.

Bu heyulâ vasıtalar ders başlangıcı ve ders bitimi vakitlerinden iki saat önce ve iki saat sonra sırf güzergâhları, şoseleri ve bilumum yasak şeritleri silme doldurmakla kalmıyor.

Aynı zamanda sözümona yayalara tahsisli kaldırımları bile fütursuzca gasp ediyorlar.

Neymiş, küçük beyler ve küçük hanımlar mektebe gidip geliyormuş...

Şımarıklığın daniskası zaten bir yana, iktisadi açıdan bakıldığı takdirde böylesine bir müsriflik olsa olsa ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider şaapmaya diye tanımlanabilir.

***

FAKAT kabul, şehir devasa boyutlara ulaştı ve bazı defalar eğitim kurumlarıyla öğrencilerin oturduğu semtler arasında önemli mesafeler bulunuyor.

Dolayısıyla da istisnai durumlarda servis araçlarına kısmen izin verilebilir.

Ancak hem çok ince eleyip sık dokumak, hem de yalnız ve yalnız banliyöye en yakın, merkeze ise en uzak toplu ulaşım duraklarıyla ikametler arasında mekik dokumak şartıyla!

Gerisine hayır! Koskoca bir niet!

Metrosu, metrobüsü, otobüsü, tramvayı, vapuru falan, bugün İstanbul gerçekten de bir megapol için haniyse dört dörtlük addedilebilecek bir kent ağına sahip ki, övünebiliriz.

O hâlde özel taşıt kullanımını gerek idari, gerek cezai müeyyidelerle asgariye indirecek bütün önlemler mubahtır. Ve bunların en başında da servis arabaları geliyor.

Küçük beyler ve küçük hanımlar biraz daha erken uyansın ve nazik popolarını koltuğa yerleştirmek yerine toplu ulaşım vasıtalarına binsinler ki, hayata giriş dersini de öğrensinler!

***

ŞÜPHESİZ, hanidir otomobil uygarlığı diye bir gerçeklik var... İstesek de veya benim gibi istemesek de refah düzeyinin artışına paralel olarak Türkiye de buna dâhil oldu.

Fakat malum, her medeniyet zaman içinde kendi kültürünü yaratır.

Oysa biz hâlâ o uygarlığın başlangıcında emeklediğimiz için henüz böyle otomobil kültürü edinemedik. Ham halat, kağnıdan traktöre geçiş aşamasındayız.

Bir yandan bütün trafik kaide ve ilkelerini ihlal eden bencil ve kaderci bir efelikle, diğer yandan da görmemişin oğlu olmuş şeyini kopartmış misali, yukarıdaki servis araçları israfı ve irasyonalitesiyle, bu kültüre olan yabancılığımızı her an sergilemeye devam ediyoruz.

Dolayısıyla, bari önce çocuklarımızı artık okula o servis araçlarıyla göndermemek terbiyesini edinelim ki, hiç olmazsa onlar otomobil kültürüyle az biraz haşır neşir olabilsin.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.