Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Suriye ve züğürt tesellisi

  • 22.11.2014 00:00

 ANKARA’da bir sevinç, bir sevinç ki, değme gitsin...

Çünkü o Ankara ABD’nin de Suriye konusunda Türk pozisyonuna geldiğini söylüyor.

Yani Beyaz Saray’ın tekrar eski tutumuna döndüğünü ve önceliği yeniden Baas rejiminin devrilmesine verdiğini öne sürüyor.

Fakat doğrusu, pek çok gözlemci gibi yukarıdaki iddia beni de hiç ikna etmiyor.

***

ETMİYOR, zira Washington politikasına ilişkin bu yorum nesnel gerçeği saptamıyor.

Daha ziyade öznel bir temenninin tezahürü olarak ortaya çıkıyor.

Şöyle de diyebiliriz: Türkiye sözkonusu yorumla Amerikan yaklaşımını tam tahrif etmiyor ama onu iradi biçimde elâstikileştirmek ve kendine yontmak çabası içine giriyor.

***

ÖYLE, çünkü Obama’nın yahut Kerry’nin ağzından çıkan bir çift anti-Esad sözün üzerine atlayarak Birleşik Amerika’nın bundan böyle Şam katiliyle mücadeleye öncelik vereceği sonucuna varmak ancak züğürt tesellisi olur. Zevahiri kurtarmaktan öteye gitmez.

Zaten işin aslına bakarsanız, daha önceki söylemlerle çelişmemek için ABD’nin böyle konuşmak zorunda olduğunu, fakat iş fiiliyata geldiğinde Washington’un Beşar Esad rejiminin devrilmesini çok gerilere attığını Ankara diplomasisi de bal gibi biliyor.

Biliyor ama tabii ki kendi yanlışlarından kaynaklanan “hazin yalnızlığı” örtebilmek için yukarıdaki “bir çift sözü” kasten abartmak yöntemini seçiyor.

Pireyi deve yapıyor ve Beyaz Saray’ın “artık yola geldiği” havasını yaratmak istiyor.

Fakat heyhat, gerçekler inatçıdır!

Birleşik Devletler’in Suriye’ye ilişkin politikasında, daha doğrusu politikasızlığında öz itibariyle değişiklik yoktur ve görünür gelecekte de böyle gelişme ufukta gözükmemektedir.

***

EĞER Türkiye bugün Suriye konusunda kendi yanlışlarının ceremesini çekiyor ve dolayısıyla da “hazin yalnızlık” içinde bocalıyorsa bunun temel nedeni, Cengiz Çandar’ın eski bir üst düzey sorumluya atfen ve onun ağzından diplomatik lisanla ifade ettiği “exit strategy” yoksunluğudur.

Yani alternatifbir “çıkış yolu”nun yahut“B planı”nın en baştan beri olmamasıdır!

***

ÇÜNKÜ Ankara zaptî ve mezhebî niteliğinden dolayı Baas rejiminin diğer Arap Baharı ülkelerindeki yönetimlere benzemediğini görmedi veya buna fazla önem atfetmedi.

Dolayısıyla da, ahlaki ve vicdani açıdan ne denli haklı olursa olsun, her türlü realpolitik bakış açısını tümüyle rafa kaldırarak anti-Esad seferberliğe bodoslamadan daldı.

Başarısızlık durumunda devreye girecek o “exit strategy”yi üretmeksizin köprüleri daha ilk andan itibaren attı. Ya herrü, ya merrü bir angajmanın ötesinde açık kapı bırakmadı.

Üstelik işler sarpa sarınca da hiçbir makul devletin he diyemeyeceği IŞİD ve fasilesi türünden meczup çetelerine dahi kerhen göz yumar bir pozisyona düştü.

Böylesine bir gelişme ise “hazin yalnızlığı” uluslararası planda daha da çok pekiştirdi ki, zaten bugün de durum hâlâ aynı minvalde sürüp gidiyor.

***

OYSA hayır! Türkiye kendi iradi temennilerini nesnel gerçeklerin yerine koyan ve ABD’nin iki çift lâfını “Washington Suriye politikasında bizim dediğimize geldi” diye yorumlayan züğürt tesellileriyle hanidir sürüp giden “hazin yalnızlığını”bertaraf edemez.

Bundan böyle mutlaka ve acilen yapılması gereken şey o “exit strategy”yi, o “çıkış yolu”nu, o “B planı”nı üretmektir ki, kendimizi avutmadan ve kendimizi kandırmadan yukarıdaki gerçeklikle yüzleşmek cesaretini gösterebilelim.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.