Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kar

  • 7.01.2015 00:00

 YAZININ başlığına aldanmayın. Yani o enfes romanı da aynı adı taşıyor diye lâfı evirip çevirip son Orhan Pamuk vukuatına getirecek değilim.

Çünkü malûm, sırtına “komünist” yafta yapıştıran ve Stalinist anayla, Kemalist babanın zinasından peydahlanan şu hilkat garibesi ulusalcı çetelerden biri Pamuk’u geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde konuşturtmadı.

Ne diyeyim?

***

YAPABİLECEĞİM tek şey ancak aynı Üniversite öğrencilerine sitem etmek olabilir.

Yok, bu sitem kelimesi hafif, hem de çok hafif kalıyor. Öfkemi dışavurmaya yetmez.

Ama “yuh” dersem de fazla ağır kaçacak.

Dolayısıyla ikisi arasındaki bir “kınama” kelimesini kullanacağım.

***

EVET, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini kınıyorum! Üstelik de şiddetle kınıyorum!

Yukarıdaki zorbalık karşısında sinmelerine nasıl akıl sır erdirebilirim ki?

Nasıl oluyor da kampüsteki ezici, fakat yazık ki kuzular, daha doğrusu koyunlar gibi sessiz ve uysal çoğunluk ifade ve akademi özgürlüğünü tasallut altına alan bu ultra-marjinal; ultra-marjinal olduğu ölçüde de küstah güruha asgari bir demokratik tepkiyle karşı durmuyor?

Nasıl oluyor da, “Yetti! Burası ne Rus intelligentisiayı ölüme gönderdiğiniz Gulag, ne de Varlık Vergisi azınlıklarına taş kırdırttığımız Aşkale… Burası üniversite ve Ali de konuşur, Veli de konuşur” diye terslemek cesaret ve basiretini gösteremiyor?

O üniversite ki, adı üstüne, evrensel anlamındaki “universus” kökeninden türemiştir.

Yani kâinattaki her şeyin sorgulandığı ve tartışıldığı en hür ve en üst kurumdur.

Oysa şu işe bakın ki Türkiye’nin böyle bir kurumundaki sessiz çoğunluk tükürükle boğabileceği üç- beş ulusalcıya pes ederek Pamuk’un konuşturulmamasını sineye çekmiştir.

Üstelik de, sanki bir suçmuş gibi “liberal” olduğu gerekçesiyle söz hakkı gaspedilen yazar aynı Türkiye’nin Nobel ödülünü kazanabilmiş yegâne ve yegâne şahsiyetidir.

Dolayısıyla, ister pısırıklıktan, ister ilgisizlikten, isterse de korkudan olsun…

Sosyal-faşist cazgırlığa boyun eğerek en meşru “universus” haklarından müsrifçe feragat ettikleri için Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini kınamak da aynı ölçüde meşrudur.

***

SOSYAL-faşist ya!

Bu cins faşizm ulusalcılığın doğasında mevcuttur. Ta kendisidir. Onsuz da var olamaz.

Nitekim aynı ulusalcılığın “sol” boyayla cilalanmış bir totalitarizm olduğunu ve imkân bulduğu anda da, en yakın örneği işte yukarıda, değil kendileri gibi düşünmeyenlere ifade özgürlüğü tanımak, onları fiziki olarak yok etmekten kaçınmayacağını boşuna söylemiyoruz.

Bugün kampüste mikroskobik bir azılı azınlıkken bile Orhan Pamuk’u susturmak isteyenlerin maazallah ellerine fırsat geçtiği takdirde yarın neler yapacağını siz tahayyül edin.

Dolayısıyla, Boğaziçi’nin ve diğer bütün üniversitelerin öğrencileri!

Universus” evrenselliğinizden asla taviz vermeyin ve hangi totaliter ideolojiden olursa olsun, üç- beş zorbanın en meşru hakkınızı gaspetmeye kalkışması karşısında pısırık, sessiz ve “tarafsız” (!) durmayın ki, yarın siz de bütün kürsülerde konuşabilmek, bütün amfilerde dinleyebilmek, bütün forumlarda izleyebilmek özgürlüğünden mahrum kalmayın!

Ve umalım ki ne o Boğaziçi’nde, ne de başka yerde Pamuk vukuatı artık tekrarlanır.

***

FAKAT o ne? En başta kar lâfını Nobelli yazara getirmeyeceğimi söylemiştim ama işte satırlar çığırından çıktı ve nihayetinde de bütün sütun bu içerikle doldu.

Neyse… Dışarıda hiç mi hiç iç açıcı olmayan ve sulu sepken düşen bir kar yağıyor…

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.