Hadi ULUENGİN
Hadi ULUENGİN

Gazete: Taraf GAZETESİ

Komplo mu, pes mi

  • 24.01.2015 00:00

 PES! Ama şöyle böyle değil, hakikaten pes!

Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Somali gezisi arifesinde İslamcı Eşşebab katliam düzenleyerek beş kişinin ölümüne yol açtı ya, Yeni Şafak gazetesi de suçluyu ânında keşfetti.

Büyük Britanya!

***

EVET, sözkonusu ceride dün “saldırının şüphelisi İngiltere” manşetiyle yayımlandı.

Neymiş? Londra hükümeti Türkiye’nin Afrika boynuzundaki etkisinden rahatsızmış…

Dolayısıyla da Ankara’ya gözdağı vermek için eylemi perde arkasından tezgâhlamış…

Doğrusu en zehir hafiye gizli servis bile böyle bir senaryo uydurmaya cesaret edemez.

Fakat zaten daha bir gün önce 2011 yılında çekilmiş fotoğrafı sanki şimdiye aitmiş gibi “Atina yanıyor” hezeyanıyla pazarlamaktan; her hâlükârda da nefreti “Batı Müslüman soykırımına hazırlanıyor” raddesine vardırmaktan çekinmeyen bir zihniyet için ne gam!

Maksat o Batı’yı daima karalamak ve okuyucu nezdinde ebedi suçlu ilân etmek…

Ahlâk, dürüstlük, gazetecilik, objektiflik, saygınlık falan… Bunlar kimin umurunda?

Komplo teorilerinden komplo teorisi uydur ki hem atmasyonu yutmaya baştan hazır bir kitlenin nabzına göre şerbet ver, hem de iktidarın dümen suyunda kulaç atmaya devam et!

***

MADEM Somali’deki anî vukuat üç gündür işlediğim Batı sömürgeciliği konusunu Kara Kıta’ya getirdi, yazıyı yine oradan hareketle sürdürmeye çalışayım…

Kahire’deki 1964 Afrika zirvesi eski müstemleke sınırlarının resmen sabitleştirmişti.

Hâlbuki malûm, başta o Afrika’dakiler olmak üzere kolonyal hudutların hemen hepsi “beyaz adam” tarafından ve hiçbir etnik, dinî veya kültürel farklılık gözetmeden çizilmişti.

Bunu bazen böl- yönet taktiğiyle, bazen de sırf idari kolaylıktan dolayı yaptılar.

Oysa bırakın modern anlamda ulus bilinci edinmiş olmayı, yukarıdaki coğrafyalarda yaşayan halkların ezici çoğunluğu kavim bile değil, aşiret veya kabile kimliği yansıtıyorlardı.

Zaten Türkçedeki bu son kelime dahi Mağribi göçebelerin “Kabil” sıfatından gelir.

Ama müstemleke elitleri de aynı “beyaz adam”ın ulus-devlet kavramıyla donattığı içindir ki, gerçeklikle hiç mi hiç bağdaşmamasına rağmen Kahire’de sözkonusu karar alındı.

***

PEKİ, Mısır başkentindeki zirvede başka bir yön tayin edilebilir miydi? Sanmıyorum!

Sanmıyorum, zira modernitenin ulus virüsü bir kere bulaştıktan sonra bundan arınmak o modernitenin belirlediği dünyamızda ne ruhi, ne de jeo-politik açıdan mümkün gözüküyor.

Zaten eğer aksi olsaydı, bugünküne bile rahmet okutacak hercümerci siz düşünün…

Tabii burada sözkonusu virüsü bulaştırdıkları için sömürgecilere lânet yağdırabiliriz.

Fakat ancak züğürt tesellisi olur. İlelebet suçlu aramak hayatı ve tarihi değiştirmiyor.

Kaldı ki, kapitalizm doğmadığı ve denizaşırılık yerine satıh uzantısı devam ettiği için modern anlamda değil ama meselâ Hanların Çin’deki kavimlere, Arîlerin Hint’teki yerlilere, Arapların da şimdiki İslamlara hükmettiğini düşünürsek ortada tek bir “masum” (!) kalmaz.

Bunların hepsi boyunduruk altına girenler nezdinde “sömürgeci” (!) olurlar.

***

O hâlde tekrar tekrar şunu vurgulayalım: Batı kolonyalizmi tarihin farklı dönemlerinde farklı medeniyetler tarafından hayata geçirilmiş durumlardan bir tanesidir. İstisna da değildir!

Dolayısıyla aynı Batı’yı ilelebet suçlayarak ona nefret kusmak; artı, Müslüman dünyanın yaşadığı vahim travmaya mazeret olarak geçmişteki sömürgeciliği göstermek hem asla gerçeklerle bağdaşmıyor, hem de çok derin komplekslerden kaynaklanıyor.

Zaten Somali saldırısının arkasında İngiltere’nin olduğuna dair komplo teorisi uydurmak da bu travmanın ve bu kompleksin en zirve noktasına tekabül ediyor ki, tekrar pes!

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.