Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Mısır arasındaki buzlar erimeye başladı. Yunanistan’la beraber hareket ederek Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışa gelen Sisi yönetimi, bu gayretinden vazgeçme temayülü gösteriyor; petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinde Türkiye’nin ilan ettiği kıta sahanlığına saygı göstereceğini duyurdu 18 Şubat’ta. Yunan Kathimerini gazetesinin yorumu: “Mısır’ın bu tercihi, Mısır-Türkiye ilişkilerinin iyileştiği yönünde bir unsur olarak değerlendirilmese de, Kahire’nin gelecekteki görüşmeler için kapıları açık tutmaya yönelik bilinçli bir tercihidir.” 

Türkiye ile Mısır arasında bir deniz yetki alanları anlaşmasının imzalanması için gereken vasat yavaş yavaş oluşuyor gibi. Nitekim Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Mısır'la deniz yetki alanlarını müzakere ederek bir anlaşma imzalayabiliriz” diyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın daha ileri giderek "Mısır ve diğer Körfez ülkeleriyle bölgesel barış ve istikrar için yeni bir sayfa" açılabileceğini söylüyor; Ankara'nın, ikili ilişkileri sadece Doğu Akdeniz'de değil genel olarak da düzeltme arzusunda olduğunu ifade ediyor.

Hayırlısı inşaallah.

***

Buraya nasıl geldik? Sisi yönetimi Doğu Akdeniz’de Türkiye ile inatlaşarak bir yere varamayacağını durduk yerde anladı, Doğu Akdeniz’deki menfaatlerimizin ortak olduğunu durduk yerde keşfetti de öyle mi geldik? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen sene ağustos ayında verdiği bir demeçte Türkiye ile Mısır istihbarat teşkilatlarının bazı yanlış anlamaları düzeltmek için görüştüğünü duyurmuş ve “Mısır halkına karşı Türk halkının bakışı farklı. Mısır halkı ile Türk halkının birbirine bakışı, birbiriyle olan dayanışmasının Yunan halkı ile aynı olması mümkün değil” diye konuşmuştu; yoksa General Sisi ‘A evet, bazı yanlış anlamalar olmuş, onları düzelttik; Mısırlı ile Türkiyeli kardeştir, ayıran kalleştir’ dedi de öyle mi geldik buraya? 

Yunanistan’la anlaşmanın Mısır’a zarar vereceği, Mısır’ın menfaatleri için Doğu Akdeniz’de Türkiye ile anlaşmak gerektiği görüşü Mısır’da öteden beri dile getiriliyordu ve Sisi rejimi içinde de bunu savunanlar öteden beri vardı. Sisi’nin nihayet bu görüşe itibar etmeye başlaması, başka bazı faktörlerle beraber, Türkiye’nin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Mısır-Yunanistan ittifakını tehdit eden bir deniz yetki alanları anlaşması imzalamasına ve Libya’ya askeri müdahalede bulunarak Fransa, Rusya, BAE ve Mısır’ın kuşatması altındaki Trablus’un işgalini önlemek suretiyle UMH’yi ipten kurtarmasına bağlanabilir diye düşünüyorum. 

***

Bazı yorumcular AK Parti hükümetinin dış politikadaki şahinliklerine dikkat çekerek bütün uluslararası sorunlarımızı buna bağlıyor ve dolayısıyla ‘güvercinliği’ yegâne çözüm yolu olarak görüyor ama Suriye, Dağlık Karabağ ve Doğu Akdeniz gibi meselelerde şahinlik kaçınılmazdı ve tam da o şahinlik sayesinde şimdi güvercinliğe gün doğdu. 

Suriye’de rejim aleyhtarı gösterilerin başladığı Mart 2011’den Ağustos 2011’e kadar Esed’i hürriyet ve adalet yoluna sevk etmek için güvercince çalışan ama rejim terörünün tırmanmasını, protestoların kontrolden çıkmasını, Suriye’nin iç savaşa sürüklenmesini ve sınır bölgelerinde Türkiye’yi tehdit eden terör örgütlerinin konuşlanması için uygun şartların oluşmasını bu siyasetle engelleyemeyen AK Parti hükümeti, ister istemez şahince bir siyasete yöneldi ve bu sayede Suriye sahasında oluşturabildiği tabana dayanarak hem o terör örgütlerine hem de Esed rejimine karşı -ileride bu rejimi yıkmaya yahut makul bir çözüme zorlamaya yarayacağı umulan- fevkalade önemli mevziler elde etti. Bugün Esed rejimi ile müzakere kapısı yeniden açılsa (ki son zamanlarda gelen bazı haberlere göre açıldı bile) elbette güvercince tavırlar sergilenecektir ve fakat bu tavırlarla alınan müsbet neticeler şahince siyasetin kazanımlarına dayanacaktır. 

2009’daki güvercince Ermenistan Açılımı boşa çıkan AK Parti hükümetinin bugün Ermenistan’a yaptığı bölgesel işbirliği ve dayanışma çağrıları makes bulacaksa, o da Türkiye’nin son Karabağ savaşında oynadığı rol sayesinde olacak. 

Ve Doğu Akdeniz meselesi… Libya hamlesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki menfaatlerini korumak için ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi ve Yunanistan’la işbirliği halindeki Mısır hükümetinin siyaset değiştirmesine -Allahu Alem- yardımcı oldu. 

***

“Ama 2013’teki askeri darbe üzerine Kahire ile ipleri kopartacak derecede sert bir söyleme tevessül edilmeseydi Mısır’ın Türkiye’ye karşı Yunanistan’la ittifak kurması zaten hiç söz konusu olmayacaktı” mı dediniz? Orasını bilemeyiz.  

Sisi cuntası aleyhindeki o söyleminde yerden göğe kadar haklı olan AK Parti iktidarını Mısır’da demokrasinin ihyası için çırpındı diye ayıplamak yerine, ‘Soylu bir gayretle elinden geleni yaptı ama olmadı; o söylemle bu konuda sonuç alınamayacağı anlaşılınca maslahat icabı söylem değiştirerek doğru olanı yapıyor’ diye taltif etmek bence daha münasip olur. 

  • Abone ol