Halil BERKTAY
Halil BERKTAY

Gazete: Serbestiyet.com

Hayır, sorun ‘political correctness’ değil

  • 11.01.2012 00:00

 Tartışmanın seyri açısından, bir takvim tutmakta yarar var galiba. Şimdi ben bu yazıyı, Murat’ın 7 Ocak (Sosyalizm ve “insanlığın ortak değerleri”) ve 8 Ocak (“Düzeltmek” ne demek) yazılarını okuduktan sonra yazıyorum.

Bir tesbitine ben de katılıyorum : evet, aynı frekansta olmadığımız bir nokta var. (Varolmuş olan) sosyalizme eleştirilerimiz çok benziyor. Ama oraya giden yol ile oradan sonraki yolun analizi konusunda ayrılıyoruz. Kâh biri, kâh diğeri öne çıkıyor. Örneğin benim 7 Ocak (Her şey, ilelebet “Marksizm” olabilir mi) ve senin 8 Ocak (“Düzeltmek” ne demek) yazılarımız hemen tamamen buluşmuş durumda. Ama senin bir önceki, 7 Ocak yazın (Sosyalizm ve “insanlığın ortak değerleri”) benim açımdan çok problemli.

Acaba, diyorum, bu işe çok kişisel, çok kendi varlığın ve kimliğinin içinden bakıyor olabilir misin ? Benim niyet ve özlemlerim aynen geçerli, koşullar da üç aşağı beş yukarı aynen geçerli olduğuna göre, hâlâ sosyalist olmalıyım/olmalıyız gibi bir noktaya geliyorsun.

Burada en önemli sorun, işin genel, sosyal, tarihsel boyutlarının göz ardı edilmesi. Murat, böyle bir tartışmada, kendini bütün insanlığın yerine koyabilir misin ? Senin bir aydın olarak tecrüben başka, insanlığın tecrübesi başka. Yeryüzünün dörtte biri bu sosyalizm altında yaşadı. Kalanı da sosyalizmi gene böylebu çehresi ve cismanî varlığıyla tanıdı. Sosyalizm, belki iki milyarı içine alan, üç dört milyarın da dışarıdan bakıp gördüğü bir maddî varlıktı. Ben yeni bir sol, yeni bir toplumsal muhalefet –mânen, fikren, kitleselleşme açısından– (bu) sosyalizmin devamı olamaz diyor; bu açıdan şansını sıfır görüyorum. Sen, dünyada (ve benim içsel dünyamda) ne değişti ki bunu kabul edeyim gibi bir cevap veriyorsun.


Oysa neyin değiştiği o kadar açık ki
. Karşı çıktığım 7 Ocak yazında, adetâ değişmez bir dünya tablosu çiziyorsun : o zaman da bizim özlem ve hayallerimize karşı olan egemenler de vardı, şimdi de var. Öyleyse... düzene ve o egemenlere karşı mücadele(miz) gene aynı mücadele, yani sosyalizm mücadelesi olmak mı zorunda ? Bundan bu sonuç çıkabilir mi ? Her şey bu kadar soyuta indirgenebilir mi ? Statükoya, kapitalizme alternatif aramak illâ sosyalizm mi demek ? Konuştuğumuzda, 19. yüzyılda anti-kapitalist olmanın sosyalizmi tanımlamaya yeteceğini, ama sosyalizm tarihî tecrübesi yaşandıktan sonra bunun tabii ki yetmeyeceğini; o sosyalizmin alternatifini koymak, o sosyalizmin eleştirisinden giderek yeni bir şey tanımlamak gerektiğini sen de söylüyorsun. Ama şu tartışmada böyle bir şey görülmüyor. Farkında mısın, sosyalizmde israrı savunmak için hep başa, dünyanın o zamanki (ve dolayısıyla şimdiki ?) haline, aynı zamanda hep kendi içine, (sırf) kendinin başlangıçtaki özlemlerine dönüyorsun.

Ama hayır, dünya o dünya değil, düzen o düzen değil; en önemlisi, halk o halk değil. 19. yüzyılın işçi sınıfı hâlâ var mı, yok mu değil kastım (o noktada herhalde benzer şeyler düşünüyoruzdur). Asıl sorun, “sınıf”sal olsun olmasın bütün kategoriler üzerinden halkın siyasal tecrübesi ve sosyal belleği. “Ne değişti”nin püf noktası da bu : insanlar değişti, halk değişti. Bu, başlı başına muazzam bir tarihsel faktör. Fransız Devrimini yaşamış, 1789’dan girip 1815’ten çıkmış halk, 1789 öncesinden artık farklıdır ve bu açıdan saat geri alınamaz, yaşanmışlık silinemez. Aynı şekilde, Faşizm ve Nazizmin yaşanmışlığı da insanlık açısından silinemez; Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist veya komünist rejimlerin yaşanmışlığı da insanlık açısından silinemez.

Muratçığım, ne o rejimler kaldı, ne de (muhalefet Marksizmini iktidar Marksizmine koopte ederek onu da kirleten) uluslararası komünist hareket (bu arada, ben “yokolmaya mahkûm” da demiyorum;yokoldu diyorum). Sadece despotizm rezaleti değil, bozgun ve masif çöküş de bir tecrübedir halk açısından. Biz Millî Eğitim değiliz ki “aslında yenilmedik ama yenik sayıldık” diyelim. Fenerbahçe de hiç değiliz, illâ küme düşmemek için tarihin hükmü dâhil bütün yasa ve hükümleri iptale kalkalım. İçsel niyetlerimiz ne kadar halisane olmuş olursa olsun, biz bu saatten sonra kitlelere ne diyebiliriz, sosyalizm adına ? Roni Margulies der ki, bunun aslında hiç sosyalizm olmamış olduğunu anlatalım. Sen de diyorsun ki sosyalizmin böyle olmak zorunda olmadığını anlatabiliriz. Mi acaba ? Ve ne uğruna ?“Bizim mahalle”nin takımıyla Amatör Kümeye çıkmak için mi ?


Neye dayanarak ?
 Murat, ben programla ilgili bazı sorular sordum, hem de defalarca. Şimdi sana direkt olarak soruyorum : temiz ve bozulmamış sosyalizm programın nedir ? Tut ki egemenler de, biz de aynıyız; halka, kitlelere sunacağımız kapitalizm alternatifi ne olabilir ? Böyle bir programa (1) Sovyet tecrübesinden aktaracağın; (2) teorik bakımdan sosyalizme özgü sayabileceğin herhangi bir olumlu unsur var mı ? Siyasî rejim midir, ekonomi midir ? Piyasa karşıtlığı mıdır, devlet mülkiyeti midir ?Yoksa, kalanlar (müterakki bir vergi sistemi, diyelim, ya da evrensel sağlık ve öğrenim hizmetleri), sosyalizmi tanımlamaya yeter mi ?

Benzer bir soru : On yıllardır yazıyorsun. En son ne zaman, sosyalizmi savunmak için bir şey yazdın, hele 1989’dan bu yana böyle bir şey yazdın mı, yazabilir misin, yazarsan nasıl açıklarsın (hangi)sosyalizmi ?

Sen içsel ahdinle bağlısın. Ben kamusal ahdimle bağlıyım. İnsanları çağıracak bir sosyalizmim yoksa, sosyalistliğimin toplumsal bir karşılığı yoksa, nasıl sosyalist olabilirim ? Kendime nasıl sosyalist diyebilirim ?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • osman kılınç
    osman kılınç
    11.01.2012 18:15

    sayın berktay savrulduğu yerde okadar yalnız ki,biliyor m belgenin etkisini,derinliğini.Yanına çekmek için çırpınıyor,kandırmak için elmalı şeker uzatıyor (pardon).Sayın Berktay,şu cümleyi söyleyeceğim hiç kusuruma kalmayın,sizden kopanların (d perinçek) pozisyonlarını görüyoruz,değil mi.Yani öylebir cedden gelmek!! geçmişi sorgulayacağım diye,bir ideolojiyi bir fikri (marksizmi,sosyalizmi) allahın günü kötülüyorsunuz.Ben buna kötülemek diyorum,kesinlikle eleştiri değil sizin yaptığınız.