Halil BERKTAY
Halil BERKTAY

Gazete: Serbestiyet.com

Liebknecht (ve Luxemburg) üzerine bazı düşünceler

  • 2.05.2012 00:00

 Çok hoş bir tesadüf oldu. Geçen haftanın 25-26 ve 28 Nisan yazılarını, her zamanki gibi önceden yazıp yollamıştım. Karl Liebknecht için, Wolfgang Gust’un Der Völkermord an den Armeniern 1915/16.Dokumente aus dem Politischen Archiv des deutschen Auswärtigen Amts derlemesinin 422-23. sayfalarını kaynak göstermiş; İngilizcesinden kendi çevirilerimi kullanmıştım.

Tam da 24 Nisan Salı günü, yani 1915’in 97. sembolik yıldönümünde, postadan kalın bir paket ve içinden Gust’un kitabının Türkçesi çıktı. Zoryan Enstitüsü’nün desteği ve Ragıp Zarakolu’nun hapisteyken de sürdürdüğü editörlüğüyle, Belge Yayınları basmış. Başlığı Ermeni Soykırımı 1915-16. Alman Dışişleri Bakanlığı Siyasî Arşiv Belgeleri. Bin sayfalık kocaman bir cilt. Liebknecht’in, alıntıladığım 11 Ocak 1916 tarihli soru önergeleri, azıcık farklı bir çeviri üslûbuyla, 630-31. sayfalarda yer alıyor.

Ragıp’ı ve Greg Sarkisyan’ı kutlarken, resmî ve gayriresmî bütün inkârcılara bir kere daha sormak ihtiyacını duyuyorum. Geçtim, Taner’in, Dadrian’ın, Suny’nin, Balakian’ın, Bloxham’ın kitaplarından. Gust’un derlemesi sırf belge. İttihatçıların müttefiki Almanya’nın o yıllara ait, gizli yazışmaları da içeren devlet belgeleri. Yani “içeriden” bir tanıklık. Sırf bu kitabın her elli sayfasından, sizlerin hiç cevap bulamayacağınız en az on soru çıkar. Türkiye özgürleştikçe, onyılların bilgi boşluğu aşıldıkça, kâh cahilliğinizi kâh yalancılığınızı daha ne kadar sürdürebileceksiniz ?

Liebknecht’e dönelim; meselesinin sırf Ermeni kıyımı olmadığı hemen anlaşılıyor. Daha bütüncül bir bakışa sahip. Almanya’yı yöneten Prusyalı, otoriter, otokratik, militarist zihniyete karşı. Birinci Dünya Savaşını çıkaran bu kafanın, savaş sırasında daha ne zulümler yaptığı ve/ya kanat gerdiği bağlamındadır ki, önce Ermenilere yapılanları –o sırada hâlâ yapılmakta olanları– gündeme getirip “kendi burjuvazisi”nden hesap soruyor. Bu adam doğrudan “Türk düşmanı” mı ? Değil; hattâ Ayşe Hür’ün de işaret ettiği gibi, SDP’nin en fazla Çarlık yayılmacılığına karşı, dolayısıyla “Osmanlı dostu” denebilecek kanadında yer alıyor. “Emperyalist ajanı” mı ? Alâkası yok; çağının en ileri anti-emperyalistlerinden; öyle ki, yakın yoldaşı, Spartakus Ligası’na birlikte önderlik ettiği Rosa Luxemburg, Sermaye Birikimi kitabının (1913) üçüncü bölümünü, tamamen emperyalizmin koloniler üzerindeki zulüm ve sömürüsüne, vahşi ve yıkıcı etkisine hasretmiş (oysa Lenin’in kendi Emperyalizm’i sadece gelişmiş ülkelere, tekelci kapitalizmin “iç”ine bakar).

Peki, bilmiyor da sonradan mı uyduruyor Liebknecht ? Ermeni diaspora’sının “yalan yayın”larını mı tekrarlıyor ? Aşikâr ki bu da tutmaz; o yıl, o ay, o gün cereyan eden olayları sıcağı sıcağına izleyip yazıyor. İtilâf (Entente) devletlerinin Alman karşıtı propagandası için, faraza İngiliz Dışişleri, Arnold Toynbee ve Lord Bryce gibi “dışarıdan, yalan malzeme” mi üretiyor ? Şükrü Elekdağ, örneğin, Mavi Kitap’ı böyle karalayıp geçmeye kalkışmıştı. O masalı da Türkiye hariç hiçbir yerde yutmazlar. Ama Liebknecht için bunu da söylemek olanaksız. Doğrudan doğruya, Alman İmparatorluğu, ordusu ve bürokrasisinin kulisini yansıtıyor.

Ey, ne olacak şimdi ? Buna da “Ermeni fabrikasyonu” veya “emperyalist yalan” mı diyeceğiz ? Liebknecht’i (ruhunu, diyelim), İttihatçıların kendi vatandaşları olan bir milyon Ermeniyi sürmek, bir ihtimal 600,000’ini öldürmekle “vatan savunması” yaptığına mı inandıracağız ?

Reichstag’da Liebknecht’in çıktığı gibi, bugün de TBMM’de vicdanlı biri dikiliverse. Tercihan bir Kürt de değil, bir Türk milletvekili (zira “Türklüğün içinden” konuşması önemli). O da yazılı sorular verse. Bir, 1990’ların “kirli savaş”ı sırasında “Güneydoğu”da yapılanları; iki, 1974 ve sonrasında Kıbrıs’ta yapılanları da sorsa, Liebknecht’in Alman işgal bölgesinde olanları sorguladığı gibi.

Üç, biraz daha geriye, 1915’e gitse. Dese ki, Wolfgang Gust diye birinin kitabını ben yeni okudum. İçinde, bir Alman milletvekilinin kendi meclisine sordukları da var, o yıllarda. Aklıma takıldı; “Türkler müşfiktir, karıncayı incitmez” diyorduk ya hep. Şimdi başbakan bunu aldı, “Müslümanlar soykırım yapmaz”a çevirdi. Peki bu Liebknecht’in 1916’da söyledikleri doğru mudur ? Hükümetiniz bu konuda Yüce Meclisi en kısa zamanda bilgilendirmeye hazır mıdır ?

İlginç olurdu doğrusu. Ek not. 1915-19’u düşünürken bir dönem Leninizm uğruna göz ardı ettiklerimi de tekrar hatırladım. Rosa Luxemburg, Bolşeviklerin 1918’de Kurucu Meclisi basıp feshetmelerini (Ekim Devrimi içindeki asıl darbeyi, bir bakıma İttihatçıların Babıâlî Baskını’nın muadilini) şiddetle eleştirmiş (ve son hayat arkadaşı Paul Levi, bunu yayınlayınca Üçüncü Enternasyonal’den atılmıştı). Gene Luxemburg, Martov’dan sonra ama Troçki’den çok önce, Sovyet Devriminin “bürokratikleşeceği”ne dikkat çekenlerdendi. Luxemburg, 1 Ocak 1919’de kurulan Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) Weimar Kurucu Meclisi’ne katılmasını da savunmuş, ama “ultra”lar karşısında azınlıkta kalmıştı. Rosa, bedelini hayatlarıyla ödedikleri Ocak 1919 ayaklanmasını da büyük bir hatâ sayıyordu. Ve Rosa’nın şu en ünlü sözü bugün de geçerliğini koruyor : “Özgürlük daima farklı düşünenin özgürlüğüdür” (Freiheit ist immer Freiheit der Andersdenkenden).

Bunları da başkaları düşünsün. İslâmiyetin sadece Muaviye ile ve komünizmin de sadece Stalin’le kötülediğini sanan Troçkistler ile, demokrasiye hiç değer vermeyen bazı “solcu” ve “devrimci”ler gibi.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.