Halil BERKTAY
Halil BERKTAY

Gazete: Serbestiyet.com

Harley-Davidson’cılar

  • 22.12.2012 00:00

 Yavaş yavaş normale dönüyorum gibi. İlk canhıraş, ne yaptığımı bilmez reaksiyonlarım, bir o uca bir bu uca gitmelerim yatışıyor. En büyük pay gene Taraf’ın ve Taraf çalışanlarının. Sabah, 7:15 servisinin henüz zor okunur loşluğunda, gazeteyi elime aldığımda, oh, her şey yerli yerinde, her şey olması gerektiği gibi duruyor.

Örneğin şu soğuk ve karlı, okulların kapandığı, benim de evde oturabildiğim nadir Cuma günü, Ergenekon’a; karargâhtan çıkan eylem planlarına; Uludere’nin hesabını veremeyen hava kuvvetleri komutanının lâyık görüldüğü madalyaya; Hrant’ın öldürülmesi dâvâsına bakacak Yargıtay hâkim ve savcısına; başbakanın her konuşmasının ardından gaflarını düzeltmek zorunda kalan kurmaylarına; gene AKP’nin İmralı’da görüşebilmek uğruna da olsa “dindar, namazında-orucunda” bir Apo imal etme çabalarının komikliğine; geçmişteki Mumcu, Kışlalı ve Hablemitoğlu cinayetlerinin “irtica”ya yıkılmasında Hürriyet’in oynadığı role ve gene bu bağlamda, Ertuğrul Özkök’ün elbette kendine özgü yanar-dönerliğine varıncaya kadar, bitmeyen ve bitmeyecek bir demokrasi mücadelesinin şu anda olabilecek bütün cephelerinde mevcut Taraf. O yöne de, bu yöne de söyleyecek iki çift lâfı var ve bunu dümdüz söylüyor. Bu yüzden, bütün ikincil farklarıyla birlikte, demokrasi, özgürlük ve temiz bir toplum isteyen herkes, bir şekilde Taraf’ta Taraf çalışanlığı ve/ya yazarlığı ve/ya okuyuculuğu ve/ya destekçiliği ve savunuculuğunda buluşuyor.

Birkaç ek gözlemim var. Birincisi, bu canlı, yaşayan namus dersini izleyip öğrenmek için aradan beş yıl geçtiği halde, aynı şeyleri eksiksiz hepsini ve aynı dozda söyleyebilen bir başkası da çıkmıyor bir türlü. Bu ahlâklı ve vicdanlı duruş modeli bazen ister istemez beğenilse ve takdir edilse de, seçilmiyor ve yaygınlaşmıyor sanırım. Bana bu, içinde yaşadığımız şu ülkenin, felsefe planında, doğru ve gerçekkavramlarıyla ilişkisi hakkında çok şey anlatıyor.

İdeolojik planda, Türküne de Kürdüne de milliyetçiliğin süregelen egemenliği konusunda çok şey anlatıyor. Siyaset planında, (a) saf sokak milliyetçiliği; (b) bizde Atatürkçülük olarak tezahür eden devletçi milliyetçilik; (c) keza devletçi ve anti-emperyalist bir “sol”culuk; (d) bunun simetriği, Kürt versiyonu olarak PKK-BDP çizgisi; nihayet (e) İslâmî-modernist bir muhafazakârlık arasında, bağımsız bir özgürlük ve demokratlık çizgisine yer bırakmaması (bırakmak istememesi) hakkında çok şey anlatıyor. Göreli büyüklükleri bir yana, böyle dört beş ana “çatı” var. Bir zamanlar dev buzulların yeryüzünü kazıp oyması gibi, kendi yatağını kazarak akan alışkanlıkların ölü ağırlığı, insanları bu “çatı”ların altına zorluyor ya da tersten söyleyecek olursak, oralardan çıkmayı korkutucu hale getiriyor.

İkincisi, bu “çatı”ların özellikle (b) ve (c), yani Atatürkçülük ve Soğuk Savaş yıllarındaki şekliyle komünistlik veya “sosyalist sol”culuk varyantları, tarihî bakımdan miadlarını doldurmuş durumda; aslında öldüler ve gözümüzün önünde, adım adım ölmeleri bile değil, çürümeleri cereyan ediyor. İşte bu gazete gibi yeni ve taze olan her şeye nefretleri de buradan kaynaklanıyor.

Yalnız üçüncüsü, bir noktada dikkatli olmak lâzım. Eski solcular yekpare değil. Evet, Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın istifası üzerine en büyük yaygara, sevinç çığlıkları, “derin devlet misyonunun bitişi” kehanetleri, bir tür “sol”dan geldi. Öte yandan bunlar, geçmişin “sosyalist sol” mirasının büyük kitlesi yanında, aslında küçük bir azınlık. Sovyetler Birliği, Çin ve Doğu Avrupa “halk demokrasileri”nin şahsında komünizmin çöküşü, zihinlerde tek değil çok yönlü bir dönüşüme yol açtı. Kimisi daha beter dogmatikleşti; kimisi de özgürleşti ve yenilendi. Unutmayalım ki eski TKP, TİP, TSİP, Kurtuluş, Dev-Yol, Maoculuk, Birikim vb tabanlarından tonla insan, bugün 50,000’lik Taraf okur kitlesi içinde yer alıyor.

Diğerleri bana, küçük Amerikan kasabalarının kült motorsikletçilerini hatırlatıyor. Vardır ya böyle küçük gruplar, hepsi aynı şekilde giyinen; sakal, blucin takım, kolsuz yelek, kocaman metal yüzük ve zincirler, başa bağlanmış bandana... Bir tür sürü mentalitesidir. Arka selede kız arkadaşları; birbirlerinden hiç ayrılmaksızın, on on beş motor peş peşe, ürkütücü bir görünümde ve korkunç egzos patlamalarıyla, ama hep aynı ana caddede, bir aşağı bir yukarı dolanıp dururlar. Müzelik bir Harley-Davidson’ları vardır, Marksist teori muadili; sürekli aksesuarlarıyla uğraşır, kâh “orijinal” aynasını, kâh “orijinal” gidonunu, kâh “orijinal” selesini bulup takınca, oh, bak, yeniledik, gıcır gıcır oldu derler.

Önce Main Street North yönünde geçer; on dakika sonra geri gelir ve Main Street South’a doğru gözden kaybolurlar. Her gün defalarca tekrarlanır. İlerliyoruz, çok yol aldık, dünyayı dolaştık sanırlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.