Halil BERKTAY
Halil BERKTAY

Gazete: Serbestiyet.com

Taner Akçam’a cevaplar (1) Konu neydi ve (ah o mahut soru) ‘neden/şimdi’

  • 27.12.2012 00:00

 Bu tartışma, polemik, çatışma, anlaşmazlık, her neyse, öncelikle Torosyan’ın kitabı hakkında. Bu kitap tarihçiler için bir kaynak olabilir mi? Yani ciddî, güvenilir bir kaynak olabilir mi? 1915-1920 dönemi için, bu kitap temelinde anlamlı bir şeyler söylenebilir mi? Buradan başladık ve öncelikle bunu konuşuyoruz. Başka her şey, bir noktada fasa fiso. Lâf-ı güzâf.


Neden
 bunu konuştuğumuz ise ikincil bir soru. Bir kere, ilk soruyu örtbas edemez. Neden ve nasıl olursa olsun, konuşmaya başlamışız bir kere. Bu temel soru, kendi içinde cevaplandırılmalı. Mezkûr kitap sahih mi, değil mi? İkinci soruya, yani neden ve nasıl sorusuna verilecek hiçbir cevap, bu ilk soruyu ve cevabını gölgeleyemez, ekarte edemez, yerine geçemez.

İkincisi, “neden” (veya “neden şimdi”) gibi bir soruya, illâ isteniyorsa, iki ayrı tür cevap verilebilir. (A) Benim (ve sanırım Hakan Erdem’in) cevabımız şöyle bir şey olur: (A1) Bizatihî bilimsel bakımdan önemli olduğu için. Bilimde kimseye, neden bu konuyla uğraşıyorsun diye sorulmaz. Genellikle de bu tür sorular kötü niyetli olur zaten; bir tabuyu, kabul edilmiş bir ortodoksiyi veya yerleşik değerler manzumesini sarsıcı sorgulamalarda bulunanlara yöneltilir. Oysa bilim insanı için, incelenebilecek herhangi bir olgu veya objenin mevcut, “orada,” ortada olması yeterli sebeptir. Üstelik, bu konuya ilişkin özel incelemeler gösteriyor ki, araştırmanın en hası, en iyisi, herhangi bir “fayda” güdeni değil, “salt merak”tan kaynaklananıdır (curiosity driven research). Kim, hangi nedenle, hangi problemi masaya yatırırsa yatırır ve öncelikle sübjektif amaç veya emelleri açısından değil, sonuçları, bulguları üzerinden yargılanabilir, yargılanmalıdır.

(A2) Kaldı ki, bu tartışma durup dururken de çıkmadı; benim ve Hakan’ın adetâ burnumuza sokuldu, getirilip dayatıldı. Yahu, olay ortada değil mi; kimbilir kaçıncı defa söylüyorum; Torosyan’ın kitabını 22 Mart 2010’da büyük bir tantanayla gündeme getiren, Ayhan Aktar (AA) oldu. Kendi payıma, onun aktardıklarına bakarak, ilk ağızda sadece Çanakkale’ye ilişkin yanlışlara işaret ettim. Kitabın bütününe dair hiçbir şey söylemediğim gibi, özel olarak, bazı “mübalağa”lara ilişkin gözlemimin 1915 faciasına ve Torosyan’ın çektiği söylenen acılara gölge düşürmemesi gerektiğini özellikle vurguladım (10 Nisan 2010) Ama işte buna AA’nın 3 Mayıs 2010 cevabı, beni “tipik Türk inkârcılığı”yla suçlamak ve Enver Paşa’nın denen tasdiknâmeyi havada sallarcasına tarihçiliğimle alay etmeye kalkışmak oldu. Gene şimdi, Hakan Erdem’in kitabından öğreniyoruz ki, aradan geçen iki yıl boyunca Hakan da arkadaşlık hatırına AA’yı sürekli uyarmaya çalışmış; kitabın sakatlıklarını bir bir ortaya koymuş. Ama AA hiçbirini dinlemediği gibi bir de Hakan’ın verdiği bilgileri kötüye kullanıp çeviriyle oynayarak tutarsızlıkları “halletmeye” kalkışmış. Eh, bundan sonra başka hangi “neden” istiyorsunuz, benim ve/ya Hakan’ın bu kitapla uğraşmamız açısından? Ne yapacaktık AA’ya gel bizi paspas yap, üstümüzde istediğin kadar tepin diyecek; meslek onurumuzla oynamak istemesine göz mü yumacaktık?

Fakat tabii (B) “neden” sorusuna başka bir cevap verilmesi de prensip olarak mümkün ki, zaten bunu da AA’nın ve şimdi Taner Akçam’ın (TA) bana ve Hakan’a bilim dışı ideolojik niyetler izafe etmesinde; giderek bizi “soykırımı örtbas etmek”le suçlamasında gözlüyoruz. Üstelik TA, AA’nın da aklına gelmeyen bir şey yapıp, bunu iyice karmaşık bir komplo teorisine dönüştürmüş; 1915 yaklaşırken soykırımın 100. yıldönümünü anmak yerine dikkatleri Çanakkale “kutsallığı”nın 100. yılına çevirmeye çalıştığımıza hükmetmiş. Ne çare; bu da bir cevabı zorunlu kılıyor.

(B1) Maalesef yukarıda hatırlatmak zorunda bırakıldığım olaylar dizisi ortadayken ve kıyametin neden, nereden koptuğu bu kadar aşikârken, her şey bir yana, TA biraz olsun utanmalıdır, AA’nın kuyruğuna takılıp “başka neden”ler aradığı ve bu kadar zorlama bir teori uydurarak çirkin işlere tevessül ettiği için. Burada ciddî bir vicdansızlık ve kötü niyet söz konusudur.

(B2) Bunun hele TA açısından çeşitli nedenleri olabilir; yeri gelince onlara da değinirim. Şimdilik en basitine değineyim: amaç asıl konuyu, yani Torosyan’ı tartışmaktan mümkün olduğu kadar kaçmak, kaçınabilmektir. Dikkat edin, AA ve TA tek bir somut cevap verebilmiş değiller, Hakan’ın ve benim Torosyan hakkındaki sorularımıza. Bu metnin fiktif olduğunu gösteren bir yığın yanlışa, çelişki ve tutarsızlığa işaret ettik. Birine bile hayır, öyle değil böyle diyebildiler mi? Sadece karanlıkta ıslık çalıyor; artık iyice bayatlamış “neden/şimdi” klişesine bir de onlar sarılırken nasıl bir görüntü verdiklerini dahi algılamıyorlar. Ne yapsınlar, pek de çaresizler; “soykırımı örtbas etmek” gibi sis bombalarını rastgele savurup bir bozgun ve ricati maskelemeye çalışıyorlar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (2)

  • berktay vs akçam cı tarih anlayışı
    berktay vs akçam cı tarih anlayışı
    27.12.2012 07:48

    berktay: "Torosyan’ın kitabı,...Bu kitap tarihçiler için bir kaynak olabilir mi? Yani ciddî, güvenilir bir kaynak olabilir mi?..Buradan başladık ve öncelikle bunu konuşuyoruz. Başka her şey, bir noktada fasa fiso. Lâf-ı güzâf..." akçam (mealen): tarihsel kanıtmış felan, şu şoyle olmuş yok böyle olmuş, bunlar fasa fiso..soykırıma şeksiz şüphesiz inanıyormusun, gerisi ıvır zıvır..

  • berktay vs akçam cı tarih anlayışı
    berktay vs akçam cı tarih anlayışı
    27.12.2012 07:48

    berktay: "Torosyan’ın kitabı,...Bu kitap tarihçiler için bir kaynak olabilir mi? Yani ciddî, güvenilir bir kaynak olabilir mi?..Buradan başladık ve öncelikle bunu konuşuyoruz. Başka her şey, bir noktada fasa fiso. Lâf-ı güzâf..." akçam (mealen): tarihsel kanıtmış felan, şu şoyle olmuş yok böyle olmuş, bunlar fasa fiso..soykırıma şeksiz şüphesiz inanıyormusun, gerisi ıvır zıvır..